Türkiye ve Rusya denkleminde Libya: Dengeler kimin lehine?

Libya’da Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) ile General Halife Hafter’e bağlı güçler arasındaki iç savaş sürerken, son günlerde bölgede en büyük rolü oynayan Rusya ile Türkiye’nin etkileri gündeme geldi.

Türkiye ve Rusya denkleminde Libya: Dengeler kimin lehine?

K24'ten Cesim İlhan'nı "konutya dair" haberi..

Libya’da Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) ile General Halife Hafter’e bağlı güçler arasındaki iç savaş sürerken, son günlerde bölgede en büyük rolü oynayan Rusya ile Türkiye’nin etkileri gündeme geldi.

2011 yılından bu yana iç savaşın sürdüğü Libya'da, Trablus'u ele geçirmeye çalışan Hafter'e bağlı güçler, son haftalarda nüfuz alanı kaybederek, bazı bölgelerden geri çekilmeye başladı.

Geçen hafta kritik öneme sahip Vatiyye Askeri Hava Üssü'nü ele geçiren UMH'ye bağlı güçler ise, bunda Türkiye’nin büyük payı olduğunu belirtiyor.

Bunun üzerine Hafter'e bağlı hava kuvvetleri, Libya’da bulunan Türkiye'ye ait tüm hedeflerin bombalanacağını duyurdu. Türkiye de böyle bir durumda Hafter'e bağlı tüm unsurların “meşru hedef” olarak görüleceği karşılığını verdi.

Öte yandan Türkiye’nin Suriye Milli Ordusu (MSO) mensubu yaklaşık 10 bin kişiyi Hafter’e karşı Libya’ya gönderdiği iddia ediliyor. Rusya’nın ise Serrac’a karşı Wagner grubuna bağlı paralı askerleri Libya’da desteklediği biliniyor.

UMH İçişleri Bakanı Fethi Başağa, 21 Mayıs’ta yaptığı açıklamada, Rusya'nın Suriye'deki Hmeymim Üssü'nden en az 6 Mig-29 ve 2 Su-24 savaş uçağını Hafter güçlerinin kullanımı için getirdiğini açıklamıştı.

Benzer bir açıklama da ABD’den gelmişti. ABD Afrika Komutanlığı (AFRICOM) Rusya'nın kısa bir süre önce, General Hafter için savaşan paralı Rus askerlerini desteklemek üzere bu ülkeye savaş uçakları gönderdiğini açıklamıştı. 

Türkiye’nin İHA, silah, gemi, ekipman, danışmanlık ve eğitim desteği verdiği UMH'nin son dönemdeki kazanımlarının, Libya iç savaşındaki dengeleri değiştirdiği yorumları yapılıyor.

Ayrıca mart ayından itibaren Hafter Güçleri ile UMH birlikleri arasında artan gerilim ve çatışmaların şiddetlenmesi, 'Türkiye ve Rusya'yı Libya'da karşı karşıya getirir mi?' sorusunu da gündeme getirdi.

Rusya ise Libya'daki iç savaşa müdahil olduğu yönündeki iddiaları reddediyor.

Libya’da ABD’nin tavrı da merak edilen konular arasında yer alıyor.

UZGEL: TÜRKİYE’NİN MÜDAHALESİ SAVAŞIN SEYRİNİ DEĞİŞTİRDİ

Prof. Dr. İlhan Uzgel, Türkiye’nin Libya’daki sürece müdahil olmasıyla ülkede savaşın seyrinin değiştiği görüşünde.

K24’e konuşan Prof. Dr. Uzgel, şu değerlendirmeyi yaptı:

“Libya’daki son gelişmelere bakacak olursak Türkiye’nin askeri olarak ağırlığını ortaya koyması savaşın seyrini değiştirdi. Hafter güçleri neredeyse ülkeyi kuşatmıştı. Hükümet hareket edemiyordu ve hava gücü de yoktu ama Hafter’in hava gücü var. Dolayısıyla Türkiye önce drone gönderdi askeri anlaşmadan sonra hem taktik açısından hem de droneları kullanmak için personel gönderdi, daha sonra ise bazı kaynaklara göre, Suriye’den yaklaşık olarak 10 bin civarında cihatçıyı Libya’ya taşıdı. Hava savunma ve radar önleyici sinyal sistemlerinin yanı sıra, savaş gemisi de gönderdi. Dolayısıyla Türkiye’nin Libya’da savaşın değişmesinde etkili olduğunu düşünüyorum. Zaten iki taraf da askeri olarak çok güçlü değiller. Güçlü bir devletin birinin tarafında ağırlığını koymasıyla tabi ki sahadaki durum değişiyor. İki büyük ordu olmuş olsaydı eğer, Türkiye’nin müdahalesi bu kadar etki yapmazdı.”

Libya’da Rusya ve ABD’nin rolüne ilişkin ise Uzgel, “Rusya, Hafter’in yanında karşı tarafa yönelik bir hamle gerçekleştirirse Libya’da dengeler değişebilir. Rusya’nın böyle bir hamle yapma ihtimali de var. Çünkü Rusya’nın Hafter’e savaş malzemeleri gönderdiği söyleniyor. Türkiye’nin oraya malzeme taşımasını önleyici güzergâhlar kurduğu iddia ediliyor. Bütün bunların doğru olması demek Libya’da savaşın tırmanması anlamına geliyor. ABD’nin Libya’daki pozisyonu da henüz net değil. Perde arkasında siyaset yaptığını düşünüyorum. ABD vatandaşı olan Hafter’in kimliği çok karışık. Rusya’ya yakın görünüyor ama neye nasıl hizmet ettiğini şu anki koşullarda tespit etmek zor” ifadelerini kullandı.

LİBYA ÜZERİNDE GÜÇ DENGELERİ  

Libya sorunu Akdeniz havzasındaki çatışmaların ana merkezlerinden biri haline geldi. Suriye’deki gelişmeler, Doğu Akdeniz havzasındaki enerji rekabeti ve bölgesel ittifak ilişkilerin şekillendiği bölge olarak Libya ön plana çıktı.

Burada öncelik olarak hem Kuzey Afrika ülkeleri olarak bilinen hem de Akdeniz’e sınır olan Cezayir, Tunus ve Fas, Doğu Akdeniz’de de Mısır, İsrail, Libya’daki gelişmelerden doğrudan etkilenecek ülkeler olarak biliniyor.

Aynı şekilde İtalya, Fransa, Yunanistan ve Türkiye gibi Akdeniz’e sınır olan ve bölgesel çıkarlar bakımından sürecin aktörleri olan ülkeler karşımıza çıkıyor. Enerji yatakları bakımından ön plana çıkan Kıbrıs, Lübnan, Suriye gibi doğrudan rekabetin merkezinde olan ülkeler de var.

Ayrıca Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BEA) ve hatta Ürdün’ün doğrudan süreci etkileyen ülkeler olarak ön plana çıkması da sorun için önemli olduğu belirtiliyor.

Esas olarak da Rusya, ABD ve NATO’nun jeopolitik ve askeri güç olarak Libya stratejisini belirleyen ülkeler olarak kendi varlığını hissettiriyorlar.

Rusya’nın Libya üzerindeki esas planı petrolden çok bölgesel kalıcı askeri güç oluşturmak ve Akdeniz havzasında kalıcı askeri bir güç olmak. Aynı şekilde Kuzey ve Orta Afrika’ya yönelik oluşturduğu stratejiyi harekete geçirmek. Rusya, Hafter’i aktif olarak destekleyen Mısır ve BAE ile yakın temas halinde bulunuyor. Rusya’nın Libya politikası etkili olduğunda Akdeniz’in askeri ve ekonomik geleceği üzerinde politikayı belirleyen bir ülke olarak ön plana çıkacağı öngörülüyor.

 “TÜRKİYE LİBYA’DA OYUN KURUCU DEĞİL, BOZUCUDUR”

Uluslararası İlişkiler ve Ortadoğu Uzmanı Dr. Mustafa Peköz ise, Türkiye’nin Libya’da oyun kurucu olmadığını, kurulan oyunları bozma stratejisiyle hareket ettiğini söyledi:

“En çok konuşulan ve Libya’da askeri etkinliği artan ülkelerden biri de Türkiye’dir. Suriye’de askeri ve politik etki alanı hızla zayıflayan Türkiye, Libya sürecine doğrudan müdahil oldu. Serrac hükümetini askeri ve politik olarak destekliyor. Libya üzerinden Akdeniz’de kurulan oyunları bozma hamlelerini uyguluyor. Bu nedenle oyun kurucu değil, kurulan oyunları bozma stratejisiyle hareket ediyor. Ancak Türkiye’nin Suriye politikasıyla Libya politikası bütünüyle birbirinden farklıdır. Suriye sınır bölgesi ve kontrol mekanizması oldukça güçlü. Libya ise tersi bir durumu oluşturuyor. Libya’da attığı adımlar hem AB’nin hem ABD’nin hem de NATO’nun uygulamak istediği planların bozulmasına yol açtığı görülüyor. Aynı şekilde Rusya ile karşı karşıya geleceği çok açıktır. NATO, Ankara’nın Libya politikasına karşıdır. Türkiye’nin attığı adımların AB ve ABD’nin bölgesel çıkarlarıyla ters işlediği çok açık olarak ifade edildi ve AKP iktidarı üzerinde politik baskı oluşturdu.

Eğer NATO aktif bir güç olarak Libya’da müdahil olarak bulunmazsa, önümüzdeki birkaç ay içinde Suriye’de olduğu gibi Ankara-Moskova çatışması ve rekabeti Libya’da da çok açık olarak yaşanacaktır. Bunun başka bir anlamı Ankara’nın Doğu Akdeniz’de devam eden enerji rekabetinin dışında kalmasına yol açacaktır. Ankara Suriye’de olduğu gibi Libya’da da Rusya-ABD dahası NATO denkleminin arasında herkesle politik dansa tutuşursa kaybedecektir.”  

LİBYA’DA KİMLER TÜRKİYE’Yİ DESTEKLİYOR?

Kürt siyasetçi ve akademisyen İkbal Durre, Türkiye’nin Libya meselesini milli bir dava olarak gördüğünü belirtiyor:

“Bir kere şunu görmek lazım; hiçbir ülke Türkiye kadar Libya meselesini milli bir dava gibi bakmıyor. Türkiye Libya sorunu nerdeyse kendine milli bir mesele olarak görüyor. Türkiye burada ‘çılgın adam’ rolünü oynuyor adeta. Libya’da bir sürü askeri imkanlar sağlıyor. Libya’da Suriye gibi Kürt faktörü olmadığı için Türkiye Batı ile bir çelişki yaşamıyor. Türkiye şu an hem ABD’nin hem de AB’nin desteğini almakta bir sorun yaşamıyor. İngiltere’nin de desteğini alabileceğini önceden okumuştu. Bunun için gözü kapalı girdi ve bence oyun Türkiye’nin elinde. Türkiye’nin Libya’daki varlığı Putin’in Suriye’deki rolüne eşdeğerdir. Çünkü Türkiye’nin desteklediği güç dünyanın kabul ettiği legal bir hükümet olduğu için bu avantajı kullanıyor. Libya’daki son dönemlerdeki askeri ve politik gelişmelere baktığımızda Türkiye burada belirleyici bir güç durumda.”

Rusya’nın Libya politikası hakkında ise Durre, şu değerlendirmede bulundu:

“Anladığım kadarıyla Rusya’nın Libya politikası tam net değil. Bazı söylentilere göre, ki bunların alt yapısı da var, Libya konusunda Rusya’nın Dışişleri ile Savunma Bakanlığı arasında bir görüş birliği halen yok. Rus donanması bundan 2 yıl önce Hafter’in kontrolündeki limana ulaşmıştı. Rusya’nın Hafter’e verdiği destek dünya kamuoyunda bu kadar yer bulmamıştı. Çünkü Libya politikası Suriye’nin gölgesinde kalıyordu. Daha sonra bu destek Hafter’in Rusya’ya gidip gelmesi süreci artarak devam etti ama Moskova’daki ateşkes görüşmeleri devam ederken Hafter toplantıyı terk etmişti. O görüşmeden sonra Rusya’da ‘Hafter’e fazla oynamayalım güvenilmez’ kanaati oluştu. Ama Serrac’ın da ideolojik olarak Rusya’ya yakınlığı hiç yok. Üstelik Rusya’nın tehlike gördüğü bir yapı. Yine de Rusya’nın gönlü Hafter’den yana.”

RUSYA HAFTER’E UÇAK GÖNDERDİ Mİ?

Durre, Rusya’nın Hafter’e uçak gönderdiği iddiaları hakkında ise şunları kaydetti: 

“Şimdi Rusya’nın Hafter’e uçak gönderdiği meselesine meclis tarafından yalanlama geldi, Kremlin halen yalanlamadı. Ama Rusya’nın uçak göndermesi muhtemeldir. Rusya kendi iç politikasındaki karışıklılara rağmen, dolaylı ve dolaysız olarak Hafter’i desteklemeye devam edecektir. Rusya hiçbir zaman Wagner gücünün Libya’da olduğunu kabul etmedi. Ama birçok değişik kaynak Wagner güçlerinin Hafter’e destek amaçlı Libya’da bulunduğunu doğruladı. Bir kısmı da belki halen orada ama geçenlerde geri çekildikleri açıklandı. Bunun sebebi ise son süreçte Türkiye’nin Libya’ya yönelik yaptığı silah ve teknolojik destekle savaşın farklı bir hal alması. Rusya da önlemini almak için Wagner gücünün bir kısmını geri çekmiş olabilir. Ayrıca Rusya’nın Hafter’i desteklemesi Türkiye ile ipleri kopartacak boyuta asla gelmez.” 

KADDAFİ SONRASI SÜREÇ

Zengin petrol yataklarına sahip Libya'da, 2011 yılında ülkeyi uzun yıllar yöneten Muammer Kaddafi'nin devrilerek öldürülmesinden bugüne dek, rakip yönetimler ve milis grupları arasında iktidar mücadelesi yaşanıyor. Bu mücadele, 2019 yılının Nisan ayında, Mısır, BAE ve Suudi Arabistan gibi ülkeler tarafından desteklenen General Halife Hafter'in başkent Trablus'u ele geçirmek üzere başlattığı operasyonlarla daha da sertleşmişti.

AFRICOM'a göre Rusya'nın bu iç savaşa müdahalesi sorunun daha da uzamasına ve "her iki tarafta kurban sayısının ve yaşanan insani acıların artmasına" neden oluyor.

Geçen Ocak ayında, Almanya'nın başkenti Berlin'de düzenlenen Libya Konferansı'na katılan devlet ve hükümet başkanları silah ambargosunun devam etmesi ve iç savaşa dışarıdan müdahale edilmemesi konusunda anlaşmıştı. Ancak Birleşmiş Milletler'e göre savaşın her iki tarafına hala silah ve savaşçı desteği devam ediyor.