Tarih: 16.02.2018 14:43

Türkiye Yurdumuz, Son Sığınağımız

Facebook Twitter Linked-in

Osmanlı Devleti´nin yıkılması ve dağılmasından sonra; belirlenen, tayin edilen yapay sınırlar içinde Müslümanlar en zor, en karışık ve en bunalımlı dönemlerini yaşıyorlar. İslâm coğrafyasında devletçikler var ne yazık ki. Sadece Türkiye ile İran az biraz da Mısır devlet olma özelliğine sahiptirler. Türkiye, Osmanlı Devleti´nin küçük bir bakiyesi, örneği ve toplamı. İran, Pers İmparatorluğu´ndan sonra halkı Müslüman olduktan sonra tek başına bir devlet olarak kaldı. İran, sınırlı bir alana sıkıştı kaldı. Bu, belki biraz mezhepsel belki de başka nedenlerden bir açılım gösteremedi. Osmanlı Devleti ise geniş alana yayılması, adalet ile hükmetmesi gelişip büyümesini sağladı.

Adalet bir topluluk için en temel unsur. Osmanlı Devleti´ni de tanımlayan bir özellik. I. Dünya Savaşı´ndan sonra emperyalist ülkelerden Fransa ile İtalya güneyimiz ile ilgili biri dünyevi biri de uhrevi iki devlet düşündü. Bu iki devlet İtalya ile Vatikan örneğinde olduğu gibi, Mekke ile Medine´yi içine alan uhrevi diğer bölgede dünyevi olacaktı. İngilizler buna karşı çıktı. Bunların büyük ve etkili olabileceğini öne sürdü, daha küçük parçalara bölünmesi gerektiği. Sonuç İngilizlerin istediği gibi oldu. Ortadoğu bölgesi dünyanın merkezi. Birçok bakımdan. Bütün kültürlerin ve dinlerin merkezi Kudüs. Hemen herkesin gözü orada. Ortadoğu Allah´ın bir bağışı olarak yeraltı kaynakları bakımından dünyanın en zengin bölgesi. Bu bölgenin Müslümanlarda olması hemen her açıdan Batılılar için bir sorun.

Osmanlı Devleti´nin sınırlarını içeren geniş coğrafyada devlet geleneği bulunan bir Türkiye var. Diğerlerinin tamamı yapay ve köksüz. Sorunların temelini de bu durum oluşturuyor. Emperyalizm belli bir süredir, bu parçaları da tehlikeli buluyor. Bahaneler oluşturarak daha da parçalıyor ve bunu sürdürüyor. Yıllardır üzerinde durduğumuz bu konularda son bir hamlede bulunulmak isteniyor.

Türkiye´nin talihsizliği milletin ruhuna aykırı, İttihat ve Terakki´nin masonik ve ırkçı bir eksene oturtulması. Bunun sancılarını çekiyor ve zorluklarını yaşıyor. Bunu da bir türlü gideremiyor. Çünkü milletimizin başına belâ olan düşüncelerin etkisi giderek derinleşiyor ve kökleşiyor.

Emperyalizmin son hamlesi Türkiye ile İran üzerinde. Irkçı Siyonist ruhun önünde tek engel bu ülkeler. Büyük bir kuşatma girişimi var. Bunda da başarılı olabilmesi için çok unsurlu olan bu devletleri dağıtmak için boşluklarından yararlanmak. Irki ve mezhebi, meşrebi, siyasal ideolojik bölünmelerle etkisiz kılmak. Dört bir yandan bir kuşatma altındayız. Geçmişten gelen bağımlılıklar ayak bağı ve rahat hareket edememeye neden.

Müslümanların iki yakası bir araya gelemiyor bu çok parçalılıkları ve bağımlılıkları yüzünden. Müslümanların kimi boşluklarından yararlanılması birbirine düşürülmesinin önüne geçilemiyor bir türlü. Buna fırsat veren anlayışların olması, umutların emperyallere bağlanması asıl çıkmazları. Türkiye son direnç noktası, İran da öyle. Başta Türkiye´nin dağılması ve etkisiz kılınmasıyla Müslümanlar tamamen dağılmış olacaklar. Müslümanlara öncülük yapabilecek tek ülke de Türkiye. Suriye şu sıralar tam bir kaos alanı. Amerika, İsrail, AB´nin bütün ülkeleri, Rusya´nın ortamı kasıp kavurduğu bir alan. Bundan en çok da etkilenen iki alan var. Filistinli Müslümanlar ile Türkiye.

İdeolojik çekişmelerin ve ayrılıkların bir kenara atılması gerekiyor. Bölgede sorun daha çok ırki bir alana çekilmiş bulunuyor. Bunun üstesinden şu sıralar gelinebilmesi de çok zor. Yeniden İslâm milleti bilinciyle, ümmet ruhuyla yeniden bir İslâm topluluğunun birlikteliğini oluşturmak. Başka seçeneğimiz yok ne yazık.




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —