Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

Tuncer Bakırhan: Zaman "Kürt Ulusal Birliği"ni sağlama zamanıdır, bugün bize düşen Öcalan'ın sunduğu çözüm perspektifine sahip çıkmaktır

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, partisinin TBMM grup toplantısında bir konuşma gerçekleştirdi.

Tuncer Bakırhan: Zaman

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, partisinin TBMM grup toplantısında 6 Ocak'tan bu yana Rojava'da Kürtler tarafından "bir direniş sürdüğünü" belirterek "ulusal birlik" çağrısı yaptı ve "Bu bilincin siyasi iradeye dönüşmesi için Kürt siyasetçilerine ve kurumlarına büyük bir sorumluluk düşmektedir. Zaman, yüz yıllık kölelik dayatmasına karşı yüz yıllık özgürlüğü kazandıracak Kürt Ulusal Birliğini sağlama zamanıdır. Şimdi tüm parti ve hareketler, sokakta, meydanda ortaya çıkan ulusal ruhu ulusal birlikle taçlanmalıdır" dedi.

Tuncer Bakırhan, grup toplantısında yaptığı konuşmada Rojava'daki gelişmelere, "ulusal birlik" vurgusuna ve Türkiye'de "ırkçılık" eleştirilerine değindi. Çözüm sürecinin hukuken ilerlemesi için "çerçeve yasa" ve "somut, güven verici adımlar" çağrısı yaptı. 

"Rojava Kürtlerin göz bebeğidir" vurgusu

Bakırhan, 6 Ocak'tan bu yana Rojava'da "büyük bir insanlık direnişi" sergilendiğini belirterek, "Dünya şu gerçeği net olarak anladı: Rojava Kürtlerin göz bebeğidir" dedi. Konuşmasında ulusal birlik çağrısını da şu ifadelerle dile getirdi:

“6 Ocak'tan bu yana Rojava'da büyük bir insanlık direnişi sergileniyor. Dünya şu gerçeği net olarak anladı: Rojava Kürtlerin göz bebeğidir. Kürt halkı ve dostları dünyanın her yerinde Rojava için itiraz etti, sokakları ve alanları doldurdu. Kürt halkı bu iradesiyle Ulusal Birlik ruhunu tarihte hiç olmadığı kadar yükseğe çıkarmıştır. Günlerdir alanlarda ‘Yeke yeke, gele Kurd yeke' sloganı artık ulusal birlik ruhunun ne kadar gerekli olduğunu gösteren bir bilince dönüşmüştür. Ve bu bilincin siyasi iradeye dönüşmesi için Kürt siyasetçilerine ve kurumlarına büyük bir sorumluluk düşmektedir. Zaman, yüz yıllık kölelik dayatmasına karşı yüz yıllık özgürlüğü kazandıracak Kürt Ulusal Birliğini sağlama zamanıdır. Şimdi tüm parti ve hareketler, sokakta, meydanda ortaya çıkan ulusal ruhu ulusal birlikle taçlanmalıdır.”

"Barış ve Demokratik Toplum çağrısı" ve 29 Ocak vurgusu

Konuşmasının devamında PKK lideri Abdullah Öcalan'ın "Barış ve Demokratik Toplum çağrısı"na değinen Bakırhan, Kuzeydoğu Suriye Özerk Yönetimi ile Şam Yönetimi arasında 29 Ocak'ta imzalanan ve yürürlüğe giren antlaşmaya ilişkin değerlendirmesini şu sözlerle aktardı:

"Tam da burada bir hakikatin altını çizmek isterim. Sayın Öcalan'ın Barış ve Demokratik Toplum çağrısının önemi her geçen gün biraz daha ortaya çıkıyor. Yıllardır yaptığı uyarıların her biri bugün sahada doğrulanıyor. En zor koşullar altında dahi ‘Suriye'de çözüm demokratik birliktedir' diyerek pusulayı gösterdi. Bu anlamda 29 Ocak anlaşması, tam da İmralı'da ilmek ilmek örülen çabanın ürünüdür; bu hakkı teslim etmeliyiz."

Bakırhan, 6 Ocak Halep saldırısından 29 Ocak anlaşmasına kadar geçen sürece ilişkin de "Sayın Öcalan aktif olarak devrede oldu" ifadelerini kullandı; çözüm perspektifini "merkez-yerel" ilişkisi üzerinden anlattı.

"Türkiye'de hem açık hem de örtük ırkçılık var" eleştirisi

Bakırhan, konuşmasında Türkiye'deki "ırkçılık" tartışmasına geniş yer verdi. Nefret dilinin "hukuki yaptırım", "siyasi utanç" ve "vicdani fren"le karşılaşmadığını söyleyen Bakırhan, şu ifadeleri kullandı:

"Eğip bükmeden söylemek gerekiyor: Ne yazık ki Türkiye'de hem açık hem de örtük ırkçılık var. Her yerde ırkçılık olağanlaştırılıyor; Kürtler şahsında öfke ve linç tertipleniyor."

Toplantıda, bir gazeteyle ilgili örnek vererek, "Kürt düşmanı bir gazete, ‘teröristler' diyerek vermiş" ifadesini kullanan Bakırhan, aynı gazetenin El Kaide üyesi olduğunu söylediği bir kişiyi "gazeteci olarak çalıştırdığını" dile getirdi. Ayrıca erişim engelleri ve soruşturmalara ilişkin şu cümleleri kurdu:

"Kürtlerle dayanışma paylaşımlarını beğenenlerin dahi tek tek peşine düşülüyor. Özgür basın mecraları, Kürtlerin haber ajansları, haber hesapları tek tek erişime kapatılıyor. Yayın için tek bir tanesine bile izin verilmiyor."

"Saç örme" protestosu, görevden uzaklaştırma ve gözaltılara dair örnekleri de sıralayan Bakırhan, "Bu ayrımcılık Kürtlerde duygu kırılması yaratmasın da ne olsun?" dedi. "Kürt eşittir terör diyen zihniyeti asla kabul etmeyeceğiz" ifadelerini kullandı.

Erdoğan'a çağrı ve "Ankara Paradoksu" ifadesi

Bakırhan, Recep Tayyip Erdoğan'a seslenerek, "Bir defa da beyaz ve yeşil ırkçılara rica etseniz de ayrımcılık yapmayı bıraksalar..." dedi. Sürecin ilerlemesine ilişkin eleştirisini ise "Ankara Paradoksu" ifadesiyle şöyle dile getirdi:

“Hem Kürtlerle barışarak iç barışı tahkim etme arayışında olmak hem de ırkçılığa izin vermek bir Ankara Paradoksudur. Ve bu paradoksu aşmak iktidarın görevidir.”

Şam mutabakatı, "çerçeve yasa" ve kayyım vurgusu

Bakırhan, Şam'da imzalanan mutabakatın "yeni iklim" yarattığını, bunun "sürecin hızlanması adına taze bir umut" olduğunu söyledi. "Gerekçeler tükendi, sıra somut ve güven verici adımlardadır" diyen Bakırhan, "çerçeve yasanın tek bir gün bile gecikmeden çıkarılması" gerektiğini belirtti. "Başta kayyım olmak üzere demokrasiye sürülen kara lekelerin sökülüp atılması" çağrısını yaptı.

Bahçeli'nin "umut hakkı" sözleri ve Meclis'e çağrı

Bakırhan, grup toplantısında MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin konuşmasına da atıf yaparak "umut hakkı" tartışmasını gündeme getirdi ve "muhatabı iktidardır" dedi. Konuşmasının sonunda ise Meclis'e şu çerçevede çağrı yaptı:

"Bugün Türkiye Büyük Millet Meclisi sözü eyleme dökerek tarihi bir eşikten geçme fırsatıyla karşı karşıyadır. Bu süreç, güçlü bir meclis iradesiyle, tereddüte yer bırakmayacak şekilde şeffaf ve cesur adımlarla ilerlemelidir. Hazırlanacak ortak komisyon raporu, yasal ve hukuki altyapıyı ören, halklara güven veren bir toplumsal sözleşme niteliğinde olmalıdır."

Bakırhan'ın konuşması şu şekilde:

"Bu sabah ev baskınlarının ardından Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP), Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu (SGDF), Sosyalist Kadın Meclisleri (SKM), DİSK'e bağlı Limter-İş Sendikası, Etkin Haber Ajansı (ETHA) Polen Ekoloji, BEKSAV ve çeşitli kurumlara düzenlenen operasyonda, aralarında ESP Eş Başkanı Murat Çepni ve  PM üyemiz Emin Orhan'ın olduğu 100'e yakın arkadaşımız gözaltına alındı.

Ekonomi iyi gitmiyor. Neredeyse Türkiye'nin dört bir yanında fabrikalarda ve iş yerlerinde grevler yapılıyor. Migros depo işçileri de insani koşullarda çalışmadıkları ve alın terlerinin karşılığını alamadıkları için eylemdeler. Migros depo işçilerinin yanında olduğumuzu, haklarını alana dek yanlarında olacağımızı belirtmek istiyoruz.

Rojava

2026'da dünyanın birçok yerinde sarsıcı gelişmelere şahitlik ediyoruz. Özellikle Rojava'da Kürtleri ve bölgeyi ilgilendiren çok önemli günler yaşıyoruz. Halep'te Kürtlerin yaşadığı iki mahalleye yönelik başlayan saldırılar, katliama, zorla göçe ve kuşatmaya dönüştü.

Bu saldırı dalgasına karşı dünyanın dört bir yanında Rojava'yla dayanışma eylemleri günlerdir devam ediyor. Ve bu eylemler beraberinde "Kürtler neden itiraz ediyor, Kürtler ne istiyor?" sorularını da getirdi. Bu soruların yanıtı son yüz yılda Kürtlerin inkârı üzerine kurulan siyasi düzende saklıdır. Kürtlerin itirazı yüzyıldır dayatılan yok saymaya ve statüsüzlüğe yöneliktir. Kürtler bugüne kadar bulundukları ülkelerin tarihinde; savaş, kriz, güvenlik tehdidi olduğunda yaşadıkları halklarla birlikte sahada omuz omuza durdular; bedel ödediler, direndiler ve sürekli dengeyi birlikte yaşadıkları halkların lehine değiştirdiler. Ama yeni bir düzen kurma vakti geldiğinde, aynı Kürt varlığı bir anda "stratejik tehdit ve siyasi yük" olarak görüldü ve ilan edildi. Dün can simidi denilen halk, ertesi gün tehdit odağı haline getirildi.

 

Devamı >>>



Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir


YAZARLAR

Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

HABERLER