Tarih: 14.12.2018 08:45

"Trump kesinlikle diktatör, tembel ve disiplinsiz.."

Facebook Twitter Linked-in

Dünyada demokrasiler tehlikede; diktatörlük eğilimi her yere yayılıyor? En ciddi örnek: ABD?

Önce sabırla ve yazarın kimi kast ettiğini tahmin etmeye çalışarak şu satırları okuyun:

?Adam kesinlikle bir diktatör, hukukun üstünlüğünden nefret eden biri, yolsuzluklara bulaştığını ve muhtemelen yabancı güçlerle parasal ilişki içerisinde bulunduğunu da buna eklemeliyim. Aynı zamanda tembel, disiplinsiz, kendinden başkasını düşünmez ve beceriksiz de. Demokrasiyi tehdit eden dalgayı bir tek kişiye bağlamak yanlış, daha geniş ve daha derin bir tehdit söz konusu; böylesine gülünç birinin ülkemizi tehdit eden güçlerin halka dönük yüzü olması belki de en büyük şansımız.? 

Bu cümleleri yazan hangi ülkeden ve kimden söz ediyor olabilir?

Fazla zahmet vermeyeyim: ABD´den ve Donald Trump?tan söz ediyor.

Yazı önceki gün (11 Aralık) New York Times (NYT) gazetesinde çıktı ve yazarı da 2008 yılında ekonomi alanında Nobel ödülüne layık görülmüş iktisatçı Paul Krugman.

Ülkesinin seçimle iş başına gelmiş başkanı için ?diktatör´ başta olmak üzere pek çok olumsuz ve incitici sıfatı kullanıyor Krugman; başına hiçbir şey gelmeyeceğinin bilinciyle?

Trump hakkında ondan çok daha galiz ifadeler kullananların bile başına bir şey gelmiyor ABD´de.

?Henüz? mü demeliyim acaba?

ABD diktatörlüğe doğru yol alıyor

Derdi Trump değil Nobel ödüllü yazarın; dünyamızın bugün içinden geçtiği şartlarda başka ülkelerde de kendini gösteren bir eğilimi NYT´daki köşesinde okurlarıyla paylaşıyor. Bunu yaparken de kısa süre önce yayınlanmış -benim de 29 Ekim 2018 tarihli yazımda alıntılar yaptığım- bir kitabı kendisine rehber edinmiş: Harvard Üniversitesi?nde siyaset bilimi dersleri veren iki hocanın, Steven Levitsky ile Daniel Ziblatt?ın, ?How Democracies Die?´(Demokrasiler Nasıl Ölür?) kitabını?

Steven Levitsky ile Daniel Ziblatt, kitaplarında, vaktiyle askeri müdahaleler sonrası ortaya çıktığı bilinen otoriter tak-parti rejimlerinin, şimdilerde tanksız-topsuz ortamlarda sandıktan çıkarak ülkelere egemen hale geldiğine dikkat çekiyorlar.

İktidara gelenler bu durumu daha farklı ve göze çarpmayan yöntemlerle hayata geçiriyorlar. Yazarlara göre yöntemleri de şunlar: Medyayı ele geçirmek veya korkutarak susturmak? Muhalif oyları geçersiz kılacak biçimde seçimlerde hile yapmak? Halkın oyunu kaybetse bile egemen partinin iktidardaki varlığını sürdürmesini sağlayacak yeni kurallar icat etmek? Ve yargıyı bozmak?

Örnek?
Krugman?ın kitaptan alarak kullandığı örnek Macaristan ve Fidesz Partisi ile başbakan Viktor Orban?
Ancak yazarın derdi Avrupa´da kendini hissettiren bu yeni eğilimi duyurmak değil; onun derdi, benzer bir gelişmenin yanı başlarında, ABD´de, sessiz sedasız varlığını hissettirmesi? ?Seçmen eksiltmek, azınlıkların oy kullanmalarını kısıtlamak ABD´nin pek çok yerinde uygulanan taktikler; bunları yapmasa Brian Kemp Georgia eyaletinde vali seçilebilir miydi??diye soruyor.
 
Wisconsin eyaletinde son yapılan seçimlerde büyük çapta bozguna uğradığı halde, Cumhuriyetçi Partililer, yeni seçilenler göreve başlamadan önce devreye soktukları yeni düzenlemeler, kulisler ve ayak oyunlarıyla, seçilmişlerin yetkilerini kısıtlama yoluna gitmişler.
 
Hüküm cümlesi Krugman?ın acımasız: ?Kısacası? diyor, ?Wisconsin eyaleti Macaristan´a dönüşüyor; eyalette seçim yapılıyor, ama seçimin hiçbir önemi yok, çünkü orada hakim olan parti seçmenlerin iradelerini hiçe sayan bir davranışla kontrolu elinde tutmayı sürdürüyor.?
 
Michigan eyaletinde de aynı şey olmuş. Kuzey Karolina´da ise Cumhuriyetçiler ?Trump?ın partisi- seçime resmen hile karıştırmış. ?Cumhuriyetçi Parti bu gidişle, Macaristan´ın Fidesz´i, Polonya´nın Kanun ve Adalet Partisi gibi, otoriter bir parti haline gelecek, buna hazırlanıyor? diyor Krugman?
 
?Dehşete düşmelisiniz?
Makaleyi okuyunca, demokrasiden uzaklaşma ve otoriterleşme olayının sinsice yaşandığı ülkeden neredeyse 10 bin kilometre uzakta olduğum halde, bayağı ürktüm. Acaba aynı makaleyi okuyan Amerikalılar neler hissetmiştir?
 
Yazar, okurlarına, ?Bu durum sizleri dehşete düşürmeli? de diyor zaten.
 
Amerika´nın böyle bir duruma düşmesi uluslararası arenada da etkilerini hissettiriyor. Gazeteci Cemal Kaşıkçı cinayetine başkan düzeyinde duyarsızlık bunun en son örneği. Geleneksel ittifaklarını görmezden gelip, müttefiklerini hiçe sayabiliyor da ABD. Her ağzını açışta, ya da her attığı Twit mesajında gerçeklerle yalanları bir arada sunabilen bir başkanı var ülkenin.
 
Trump henüz medyayı dize getiremedi, bir süredir ona çalışıyor. Ancak medya da bütün gücüyle buna engel olma çabasında.
 
Çinliler birine beddua edecekse ?Tuhaf günlerde yaşayasın? derlermiş ya, galiba benim de aralarında yer aldığım birkaç nesle böyle bir beddua söz konusu.



Orjinal Habere Git
— HABER SONU —