Tarih: 10.12.2021 12:12

Toplumsal Çözülme

Facebook Twitter Linked-in

Bir millet değerleriyle var ve varlığını ancak onunla sürdürür.

Toplumda giderek yoğun bir çözülme var. Bunlar, hayatın hemen hemen bütün yönlerinde belirginleşiyor.

Zamanda ciddî bir kırılma var. İnsanlığın idealleri zayıfladıkça çözülmeler hızlanıyor.

Toplumda yalan söyleme artık bir sıradanlık. Her yanlışın üzerine örten de yalan. Gerçekleri saptırmanın başlıca yolu. Harama, yanlışa sürüklenince bunu örtmek için yaptığı tek şey.

Hırsızlıklar, dolandırıcılıklar artık hayatın içinde sıradan bir durum.

Tüketim, insanın sınırlarını alabildiğine zorluyor.

İnsanların değişen hayatı, yaşama tarzlarından belirginleşiyor.

Yolsuzluklar yaygınlaştıkça insanların gerekçeleri de oluşuyor. Bu bir tarza dönüşüyor.

İnsanların manevî değerlerden uzaklaşması ahlâkî sınırları aşıp geçiyor.

Kanıksanan yanlışlar dizgesi hayatın gerçeğine dönüşüyor.

Her kültürün kendine özgü bir ahlâk anlayışı var.

Müslüman toplumlarda alkol haram olduğundan, meşruiyetinden ve gerçekliğinden söz edilemez. Hıristiyan toplumda alkol daha çocukluktan itibaren geçerli ve meşru. Çünkü şarap ile vaftiz olan bir çocuk artık onun mayası hâline geliyor. Müslümanlar için alkolün azı veya çoğu söz konusu olamaz. Bir damlası bile gene haram olarak kabul edilir.

Faiz insanlık için haramdır. Böyle olmasına karşın Batı toplumlarında faiz geçerli bir iktisadi alan. Müslümanlar için azı ya da çoğunun serbestliği asla söz konusu olamaz.

Rüşvetin durumu da böyle. Bir Müslüman için rüşvetin azı ya da çoğu asla söz konusu olamaz. Dört halife döneminde vergileri toplayan görevlilere verilen hediyeler bile kabul görülmüyor. Şu soru soruluyor, görevlilere: “Siz bu görevi yapmamış olsaydınız bu hediyeler size verilir miydi?” “Verilmezdi” diye cevap verilir. Demek ki hediyelerin bile bir yeri var. Durduk yere verilen hediyelere karşılık bir beklenti içinde olunuyor.

Sapkınlıklar bağlamında bakıldığında artık sınırlar çoktan aşıldı. Sapkınlık ve ahlâksızlar ile ilgili karşı düşünceden söz bile edilemiyor.

İslâm açısından gayri ahlâkî olan hemen her şey bugünün hayatı içinde sıradan ve doğal olarak kabulleniliyor.

Fuhuş bir sektör. İnsanı zehirleyen beyaz diye nitelenen şeyler de büyük bir sektör. Tıp, silah sektörlerinde insanlığın zararına olabilen şeyler de reddedilemiyor.

Yasal engeller veya yasalar da bunlara göre düzenleniyor.

Toplumda insan ticareti, kadın ticareti giderek meşrulaşıyor.

Kadınları bataklığa sürükleyen her davranışa karşı oluş da tepki görüyor.

Toplumsal baskı artık ters dönüyor. İnsanların olumsuzluklara karşı yüzlerini ekşitmelerinden bile söz edilemez.

Sosyal medya üzerinde yaşananlar tam anlamıyla bir çözülme sürecidir.

İktidarlar uğruna veya konumlarını korumaya dönük iftiralar, yalanlar ve saldırılar da ne yazık ki aynı durumda. Çok rahat insanlara iftiralar atılabiliyor ve bunlar da yaygınlaştırılabiliyor. Bunu yapan muhafazakâr Müslümanlar olması artık yadırganacak bir durum değildir.

Müslümanlar açısından vahim olan Müslümanların da bu dalgaya kapılmaları. Meşru olmayan şeylerin sessizlikle âdeta kabullenilmesi. Bir tepki verme gücünden bile yoksundurlar.  Haramın haram, yanlışın yanlış olduğunu bile ifade edememe gibi bir durum var. Yukarıda sıraladığımız birkaç şey bile bu açıdan örnek verilmeye yeterli.

İslâmî bir anlayışın hayata egemen kılmasından, Müslümanca yaşama düşüncesinden çok çıkara ve dünyevî olana dönük bir çabaya dönüşüyor. Bu da Müslümanca bir duruş değil, daha çok çıkarın korunmasına dönüktür. Ne yazık ki büyük savrulma böyle süregidiyor.




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —