Tarih: 02.07.2021 00:57

Tigray meselesi gittikçe büyüyor

Facebook Twitter Linked-in

Eski adı Habeşistan olan Etiyopya, Türkiye’de ismi çok duyulmuş ama hakkında az bilgi sahibi olunan bir ülkedir. Şu anki resmi adı Federal Demokratik Etiyopya Cumhuriyeti olan bu ülke Doğu Afrika bölgesindedir. Nüfusunun yaklaşık % 45’i Müslüman, % 30’u hıristiyan, kalanı yerel dinlere mensuptur. Hıristiyanların tamamına yakını Ortodokstur. Ülkedeki en kalabalık etnik unsur % 35 orana sahip ve büyük çoğunluğu Müslüman olan Oromolardır. İkinci sırada çoğunluğu hıristiyan olan ve % 30’luk orana sahip Amharalar gelir. % 6 oranında Tigray, % 6 oranında da Somalili vardır. Kalanı küçük oranlardaki muhtelif etnik unsurlardır.

Ahalisinin büyük çoğunluğunu Tigrayan veya Tigraylılar diye isimlendirilen etnik unsurun oluşturduğu Tigray Eyaleti, Federal Etiyopya’yı oluşturan 11 bölgesel yönetimden biridir. Başkenti ise Mekelle’dir. Yüzölçümü 50 bin km2 civarında olan bölgenin şu anki nüfusunun 7 milyon civarında olduğu tahmin ediliyor. 

Tigray ahalisinin büyük çoğunluğu (%95.6) Ortodoks hıristiyanlardan oluşmaktadır. %4 civarında Müslüman nüfus var. Kalanlar katolik hıristiyanlardan oluşur. 

Etiyopya’nın çok farklı etnik ve dini unsurları bünyesinde barındırması aynı zamanda bir hakimiyet mücadelesine sebep olduğu için zaman zaman önemli birtakım siyasi krizlere ve çatışmalara da neden olabilmektedir. Örneğin 29 Haziran 2020 tarihinde Oromo asıllı sanatçı ve aktivist Hachalu Gundessa’nın ülkenin başkenti Adis Ababa’da karanlık bir cinayetle öldürülmesi bu halkın ciddi tepkilerine, büyük gösterilere, eylemlere ve güvenlik güçleriyle aralarında ciddi çatışmalara neden olmuştu.

Bu ülkede ayrıca etnik unsurların çoğunun ulusal kurtuluş cepheleri vardır. Bunlar hem birer siyasi parti gibi çalışarak temsil ettikleri etnik unsurların ulusal haklarının savunuculuğunu ve koruyuculuğunu yapmak suretiyle sivil faaliyetlerde bulunmakta hem de ihtilafların çatışmalara dönüşmesi halinde sahaya çıkarak askeri faaliyetleri organize etmektedirler. 

Tigraylıların da Tigray Halk Kurtuluş Cephesi (İngilizcesinin kısaltması TPLF) adı verilen bir siyasi ve askeri hareketi var. 1975’te kurulan bu hareket, 1991’de Adis Ababa’daki sosyalist diktatör Mengistu Haile Mariam’ın saltanatına son verilmesinde aktif rol oynamıştı. Sonrasında Federal Demokratik Etiyopya Cumhuriyeti’nin kurulmasında, bu yönetimin anayasasının şekillenmesinde ve siyasi yapılanmasında da etkin rol oynadı. Fakat özellikle nüfusun üçte ikiye yakın bir kısmını oluşturan Oromolar ile Amharalar, %6’lık bir nüfusa sahip Tigraylıların yönetimde çok etkin olmasından memnun değildi. Bu hoşnutsuzluk özellikle Oromo asıllı Abiy Ahmed’in Etiyopya’da başbakanlık koltuğuna oturmasından sonra izlenen politikada kendini hayli belli etmeye başladı. Askeriyede üst kademelerde olan Tigray asıllı bazı önemli isimler görevden alındı. Sonrasında bazı projelerde de Tigray asıllı önemli birtakım isimlerin görevlerine son verildi. 

İzlediği politikayla Tigray Halk Kurtuluş Cephesi’ni rahatsız eden Abiy Ahmed’in Eylül 2020’de yapılması planlanan seçimleri koronavirüs salgınını bahane ederek ertelemesi bu cephenin meydanlara çıkmasına ve merkezi hükümete karşı isyan başlatmasına neden oldu. Merkezi hükümetin askeri müdahalede bulunarak bölgeye hava saldırıları düzenlemesi ise Tigray Savaşı’nın patlak vermesine neden oldu. 

Savaşın gittikçe kızışması ve özellikle son dönemde yaşanan olaylar bölgede sıkıntıların daha da artmasına neden oldu. Savaş yüzünden bölge ahalisinin önemli bir kısmı başka yerlere sığınmak zorunda kaldı. Bununla birlikte TPLF hakimiyet alanını genişleterek Tigray bölgesinin başkenti Mekelle’de kontrolü ele geçirmeyi başardı. 

BM tarafından hazırlanan raporda savaşın bölgede ciddi bir açlık krizine neden olabileceğine dikkat çekildi. 

Etiyopya’nın bir yandan Diriliş Barajı sebebiyle Mısır ve Sudan’la ciddi sorun yaşadığı bir dönemde Tigray Savaşı’nın alevinin geniş bir alanı sarması ülkeyi ciddi bir sıkıntının içine sokmuş durumda.




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —