Tarih: 09.12.2019 10:46

TARİHTE BUGUN... KUDÜS'ÜN İNGİLİEZLER TARAFINDAN İŞGALİ...İNGİLİZLERİN KUDÜS İŞGALİNE BUGÜNDEN BAKIŞ..

Facebook Twitter Linked-in

"…Osmanlı Hükümeti, kutsal mekanları yıkım ve tahribattan korumak için askerlerini kentten çekmiş ve bir takım yetkilileri Kutsal Kabir Kilisesi ve Aksa Camii gibi mekanlara göz kulak olmakla görevlendirmiştir. Sizin de benzer bir muamele göstereceğiniz umuduyla …" (İsa El Safari, Filistin El Arabiya)

Yukarıdaki mektup yazıldıktan sadece iki gün sonra, 11 Aralık 1917'de İngiliz General Edmund Allenby, Yafa Kapısı'ndan muzaffer bir edayla Kudüs'e girerek kenti işgal etti. Bu tarihi gelişme üzerine Allenby'nin "Haçlı Savaşları'nın artık nihayete erdiğini" söylediği rivayet edilir. Allenby'nin bu ifadesi bizlere, İngilizlerin Kudüs'e girişinin, Haçlı Savaşları'nın devamı niteliğinde ve bu süreci "başarılı" bir biçimde neticelendiren bir adım olduğunu hatırlatıyor. Allenby'nin sözlerinin, İngilizlerin Filistin'deki modern sömürge projesi ile 11. yüzyıl ile 14. yüzyıl arasında yaşanan Haçlı Savaşları arasında, kritik önem taşıyan, epistemik bir bağlantı ortaya koyduğu açık.

Kudüs'ün fethinden sonra, İstihbarat Bakanlığı, "Yeni Haçlılar: Filistin Cephesinde İngiliz Güçleri" başlıklı bir belgesel hazırlayarak, bu yeni sömürgecilik macerasını belirgin dini terimlerle telaffuz etmiş oldu. 

by Hatem Bazian

Dönemin İngiltere Başbakanı David Lloyd George, Kudüs'ün ele geçirilmesini "İngiliz halkına verilmiş bir Noel hediyesi" olarak nitelendirdi. Zira Allenby'ye şehri, Noel tatilinden önce almasını tavsiye etmişti.

Haçlı Savaşları'nın sonu

Allenby'nin Haçlılara yaptığı atıf, o dönemde İngiltere'de yayımlanan gazete ve kitaplardan da anlaşılacağı üzere, münferit bir örnek olarak kalmadı. Örneğin, Punch dergisinin 19 Aralık 1917 tarihli sayısında, "Son Haçlı Seferi" başlığıyla yayınlanan illüstrasyonda "Aslan Yürekli Richard, yukarıdan Kudüs'e doğru bakıp memnuniyetle başını sallayarak 'Hayalim gerçek oldu!' diyordu."

Aslında İngiliz basınına 15 Kasım 1917 tarihinde "hususi ve gizli" koduyla bir not yollanarak, "Türkiye'ye karşı yürütülen askeri operasyonlara hiçbir şekilde Kutsal Savaş veya modern bir Haçlı Seferi olarak ya da ucu dini meselelere dokunacak şekilde" atıfta bulunulmaması yönünde talimat verilmişti. Ancak kısa bir süre sonra, basın bu talimatı dikkate almayarak Kudüs'ün işgali ile ilgili tartışmalarda "Haçlı Seferi" terimini tedavüle soktu.

Oysa söz konusu notun amacı, savaşa katılmak üzere İngiliz sömürgelerinden alınan Müslüman askerler ile olası sürtüşmeleri önlemek ve Mekke Emiri Şerif Hüseyin ile olan ittifakın bozulmasına engel olmaktı.

Daha da önemlisi, "Haçlı Seferi" kavramı, geçmiş dönemlerle dini ve tarihi açıdan son derece belirgin bir bağ kurmak amacıyla İngiliz İstihbarat Bakanlığı tarafından da bizzat kullanılmaya başladı. Bakanlık, Filistin'den gönderdiği bir kutlama telgrafında "Güney Filistin harekatında önemli rol oynamış komutanlardan ikisinin Haçlı Seferleri'nde savaşmış şövalyelerin soyundan geldiklerine" değiniyordu.

Kudüs'ün "fethinden" birkaç ay sonra İngiliz İstihbarat Bakanlığı, "Yeni Haçlılar: Filistin Cephesinde İngiliz Güçleri" başlıklı 40 dakikalık bir belgesel hazırlayıp girişilen bu yeni sömürgecilik macerasını belirgin dini terimlerle telaffuz etmiş oldu.

Ayrıca o dönemde yayınlanan kitapların çoğunun başlığında "Haçlı" kelimesine rastlamak mümkündü: "Haki Haçlılar" (1919), "Geçici Haçlılar" (1919), "Modern Haçlılar" (1920), "Son Haçlı" (1920), "Allenby'nin Haçlılarıyla Birlikte" (1923) ve "Son Haçlının Aşkı" (1923).

Devamı >>>




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —