Suskunluk yöntemi ne kadar işe yarar?

Ahmet Taşgetiren yazdı;

Suskunluk yöntemi ne kadar işe yarar?

Siyasetin kuralı:

Kritik konular olduğunda üç gün susacaksın. Yetmezse on gün susacaksın. İddiaların odağında olabilirsin, ama kulağının üstüne yat, her şeyi duyma.

Amerikan polisinin uyarısını unutma: Susma hakkına sahipsin, söylediğin her şey aleyhine delil olarak kullanılabilir.

Belki o arada Sedat Peker de susturulur. Belki söylenenler unutulur. Türkiye burası, belli mi olur, belki o arada sansasyonel başka bir olay vuku bulur. Milli takım Avrupa Kupası’nda sıfır çeker, Amerika ile Afganistan’da uzlaşma olur, bir sergerde HDP’li bir genç kızı katleder, peşinden HDP’nin kapatılması gündeme gelir, Marmara’yı müsilaj basar, deprem sarsar İstanbul’u, döviz yeniden fırlar yukarı doğru, Saadet’e kumpas kurulur, Kanal İstanbul bir kere daha gündeme getirilir, ballı ihalelerin müteahhitlerinin haberleri taa Azerbaycan’dan girer gündeme, birkaç yönetim kurulu üyeliğinden maaş alan korunmuş bürokrat ya da açıkta kalmış siyasetçi haberleri girer çıkar gündeme vs. vs.

Kontrol altındaki medya ne güne duruyor, böyle zamanlarda tüm bu trafik içinde özel operasyonlarla vücut bulmuş medyanın unutturma gibi bir misyonu da mevcuttur.

Hem bilmez misin, bizde “cambaza bak” gibi her zaman işe yarar bir siyaset üslubu vardır. Kitleleri “Cambaza baktırma” becerisini gösterebilirsen, her zaman kendini kamufle edebilir, en çarpık işleri gündemden düşürebilirsin.

Kamuoyu balık hafızalıdır, birkaç gün sonra bakmışsın gündemin ilk sıralarından düşmüşsün.

Neleri unutmuyor ki halkımız?

Tamam Susurluk yeniden hatırlanıyor, fail-i meçhuller yeniden hatırlanıyor, yolsuzluk dosyaları üst üste biniyor, yargıya güven yüzde 30’lara düşüyor, kirlenme duygusu memleket sathını istila ediyor, ama olsun, gene de sıcak gündemi unutturmak siyasetin olmazsa olmazıdır. Neler düştü gündemden bir düşünsene.

Ayrıca sen kendine bak. Önce kendini düşün. Kendi çıkarın için birilerini harcamak gerekirse sakın tereddüde düşme. Kemal Tahir’in söylediği o, “Kurtlukta düşeni yemek kanundur”u unutma.

Siyasette erdem, hoş bir sözdür ama fırtınada ilk feda edilecekler arasındadır.

Makyavel diye bir adam var, onu iyi okumuş olmalısın. Kitabını yazmış adam bu işin. Hedefe varmak için her şey meşrudur, meşrudur, meşrudur.

***

Tamam böyle, susarak salvolardan korunmak gibi bir siyaset kuralından söz edilebilir.

Ama gerçeğin bir gün mutlaka ortaya çıkmak gibi bir huyu da vardır.

Dosyalar gene de bir yerlerde duruyor. Arşiv unutmuyor. Fi tarihinde attığınız bir tweet gelip sizi buluyor. Birlikte çektirdiğiniz fotoğraflar dünyanın bir yerinde patlıyor ve oradan gelip sizi yakalıyor.

Uykusuz geceler hep “Ya bir yerlerden bir şey çıkarsa” kaygısıyla alakalı değil mi?

Memleketin sorumluluğunu taşıyor iseniz bu üst üste birikmiş müsilaj sonunda size fatura edilmiyor mu?

Sonunda siz de burnunuzu tutmuyor musunuz ortaya saçılan kirli kokular yüzünden? Sonunda siz de ortaya çıkan manzara utandırıcı olduğu için kendinizden başka sorumlular arama telaşına düşmüyor musunuz?

İçinizden çıkan insanlar “Bizim bıraktığımızda memleket bu halde değildi” demiyorlar mı?

Bir gün kendiniz de “iyi günleriniz”i yad etmek zorunda kalmıyor musunuz?

Bir gün, gücün kaybedilmeye başlandığının hissedildiği bir gün yol boyu birlikte iş tutanlar birbirine suç atma yarışına girmiyorlar mı?

Bakın işte Amerika’da dosya tutuluyor, başka merkezlerde dosya tutuluyor, kimin dosyası ne zaman açılacak bilinmez ki. Dünya böyle bir dünya oldu.

İşin esası temiz kalmak. Dosyanız oluştu mu, rahat uyuyamazsınız. Susmak bir yöntemdir ama, görüyorsunuz ki, süreç bir şekilde konuşmaya mecbur ediyor herkesi.