Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat 2025’te İstanbul’da okunan ve bağımsız Kürt devleti, federasyon, özerklik ve kültürel çözümler gibi talepleri reddeden manifestosu, yayımlandığı dönemde özellikle Kürt kamuoyunda büyük tartışmalara yol açmıştı. Öcalan, bu talepleri “ulus devletin aşırı milliyetçi savruluşunun zorunlu sonucu” olarak tanımlarken, açıklama siyasi iktidar tarafından olumlu karşılanmış; başta yurtdışındaki Kürt çevreleri olmak üzere birçok kesim tarafından ise “Kürt davasına ihanet” olarak nitelendirilmişti.
Tartışmaların merkezine Suriye’deki gelişmeler oturmuştu. PKK çizgisindeki PYD ve YPG’nin, IŞİD’le mücadele sürecinde ABD ve Batı’dan aldığı destekle Suriye’nin kuzeyinde geniş alanlarda fiili bir özerklik kurması, bu çevrelerce Kürtlerin bölgesel statü elde edeceğinin kanıtı olarak gösterilmişti. Hamas saldırıları sonrası İsrail’in bölgeyi yeniden dizayn etme girişimleri de, bu beklentileri besleyen unsurlar arasında sayılmıştı.
Ruşen Çakır, bu dönemde kendisinin ve Medyascope’un da “ihanetin parçası olmakla” suçlandığını hatırlattı. Ancak Çakır’a göre Suriye’de gelinen nokta, bu tezlerin büyük ölçüde çöktüğünü gösteriyor. ABD ve İsrail başta olmak üzere uluslararası aktörlerin PYD/YPG/SDG’ye beklenen düzeyde destek vermediğini vurgulayan Çakır, konjonktürel kazanımların önemli bölümünün kaybedildiğini söyledi.

“Süreç Öcalan’ın uyarılarını doğruladı”
Bu sürecin, Öcalan’ın daha önce dile getirdiği uyarıları doğruladığını ifade eden Çakır, Öcalan’ın 2 Mayıs 2025’te, devletin bilgisi dahilinde SDG Dış İlişkiler Sorumlusu İlham Ahmed ile yaptığı telekonferansa dikkat çekti. Çakır, Öcalan’ın bu görüşmede, “Yeni dönemde devlet yoktur. Biz Suriye’nin demokratik birliğini savunuyoruz. Demokratik bir anayasa istiyoruz. Ülke demokratik olursa silah artık bir sorun olmaz” dediğini aktardı. Çakır, Öcalan’ın muhataplarına sık sık, “İran, İsrail kapınızı çalar ama onların gazıyla bir şey yapmayın, sonra ortada kala kalırsınız” uyarısında bulunduğunu da hatırlattı.

Ruşen Çakır yorumladı: Suriye’nin ortaya çıkardığı Kürt milliyetçiliğinin krizi
Suriye’de Halep hattında yaşanan çatışmaların durdurulması ve SDG’nin Fırat’ın doğusuna çekilmesi sürecinin, geniş çaplı bir savaşa dönüşmeden ve görece kansız şekilde sonuçlanmasının da altını çizen Çakır, bu durumun bazı çevrelerin beklentisi olan büyük çatışma senaryolarını boşa çıkardığını söyledi. Çakır’a göre bugün Öcalan’ı sert biçimde eleştiren Kürt milliyetçi çevreler, dayandıkları ABD ve İsrail gibi güçleri açıkça eleştiremedikleri için sessizliğe bürünmüş durumda.
Çakır, Suriye’de yaşananların Kürt milliyetçiliğinin sınırlarını yeniden düşünmeyi zorunlu kıldığını belirterek, dış destekle kurulacak bir Kürt devletinin ömrünün de bir sonraki konjonktüre kadar olabileceğini savundu. “Bu tablo, taleplerin ve stratejilerin yeniden tanımlanması gerektiğini gösteriyor” değerlendirmesinde bulundu.
Kaynak: medyascope.tv

