Tarih: 13.04.2019 18:45

Sudan ve Cezayir Örnekleri: Arap Dünyasında Değişim Talebi Sürüyor

Facebook Twitter Linked-in

Devrim hadiseleri hızlı ve ani şekilde gerçekleşebildiği gibi kimi zaman da sürece yayılarak belirli aşamalardan sonra başarıya ulaşabilmektedir. Orta Doğu siyasetinin son sekiz yılına damgasını vuran Arap devrimleri süreci de bu bağlamda değerlendirilmelidir.

2010 yılında Tunus´ta başlayan ve birkaç hafta içerisinde ülkenin baskıcı lideri Zeynel Abidin bin Ali´yi görevden uzaklaştıran devrim, kısa sürede bölgesel bir devrim hareketini tetiklemiştir. Mısır, Libya, Suriye ve Yemen bu süreçten nasibini almış ve kimi ülkelerde devrim girişimleri başarıya ulaşırken, kimilerinde uzun süren iç savaşlara neden olmuştur. Bu yıllarda yaşanan devrim süreçleri sadece iç aktörlerin müdahil olduğu gelişmeler değil, dış aktörlerin de belirleyici rol oynadığı hadiseler olarak cereyan etmiştir. Bu durum kendisini önce Libya´da daha sonra da Suriye ve Yemen´de açık biçimde göstermiştir. Her ne kadar devrimci aktörler toplumsal hareketlerin kalıcı bir dönüşüme öncülük etmesi için çabaladılarsa da bir taraftan da karşı-devrimci aktörler bölgesel statükonun korunması adına devrim hareketlerini başarısızlığa uğratmak için çaba sarf etmişlerdir.

Bu mücadelenin en açık biçimde yaşandığı örnek olarak Mısır gösterilebilir. 2011 yılında 21 günlük gösteriler sonrasında devrilen Hüsnü Mübarek rejiminin yerine ülkedeki devrimci aktörlerin öncülük ettiği bir hükümet, seçimler sonucunda kuruldu. Yine devrimin en önemli savunucularından Müslüman Kardeşler hareketi üyesi Muhammed Mursi de ülkede özgür ve şeffaf seçimlerle göreve gelen ilk cumhurbaşkanı oldu. Ancak gerek Mısır içerisindeki gerekse de Orta Doğu´daki karşı-devrimci aktörler Mısır´da devrimci güçlerin başarısını bölgesel dönüşümü hızlandırabilecek ciddi bir tehdit olarak gördüler ve bu süreci tersine çevirmeye çalıştılar. Mursi hükümetine karşı kampanya yürüten bu aktörler, ekonomik güçlerini de kullanarak Mısır´da bir karşı-devrim için toplumsal zemin hazırlamaya çalıştılar. Muhaliflere finansal destek veren, medya üzerinden Mursi´ye karşı algı operasyonları yürüten ve uluslararası düzeyde diplomatik temaslarda Mursi yönetiminin bir tehdit olduğu algısını oluşturan karşı-devrimci aktörler, Mısır´da 3 Temmuz 2013´te gerçekleşen askeri darbeye öncülük ettiler.

Yazının devamı...

 




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —