Su fakiriyiz dersek coğrafyaya hakaret etmiş oluruz

Karadeniz, Marmara, Ege Denizi ve Akdeniz ile çevrili Türkiye’nin su zengini olmadığını iddia edenler, yıllardır su tasarrufunda bulunma çağrıları yaparken dört tarafımızdaki deniz suyundan neden faydalanmadığımızı hiç sormazlar.

Su fakiriyiz dersek coğrafyaya hakaret etmiş oluruz

Yaşar Süngü yazdı;

Deniz suyunu kullanmak deyince aklımıza sadece yaz tatilinde denize girip serinlemekten başka bir şey gelmiyorsa ciddi bir zihniyet sorunumuz var demektir.

Biz içme suyu ihtiyacının dışındaki su ihtiyacımızı neden dört tarafımızda yer alan denizlerden karşılamıyoruz?

Çözüm yolları aramak gerekirken neden ağlamayı tercih ediyoruz?

Karadeniz, Marmara, Ege Denizi ve Akdeniz ile çevrili Türkiye’nin su zengini olmadığını iddia edenler, yıllardır su tasarrufunda bulunma çağrıları yaparken dört tarafımızdaki deniz suyundan neden faydalanmadığımızı hiç sormazlar.

Sorunumuz bakış açısında!

**

22 Mart Dünya Su Günü'nde de yine ezberlenmiş, klişe cümlelerle su fakiri olduğumuz dile getirilirken deniz suyundan faydalanabilme konusu es geçildi.

Oysa biz biliyoruz ki denize kıyısı olan birçok ülke kullanılabilir su ihtiyacını deniz suyundan karşılıyor.

Akademisyen Mehmet Ali Baran tez konusu yapmış deniz suyu kullanımını. Tezde araştırma sonucu elde edilen bilgilere göre geçmişte Osmanlı Devleti bile bu anlamda mutlak su kıtlığı yaşayan ve hac mevsiminde su ihtiyacının problemli bir hal aldığı Hicaz bölgesi için deniz suyunu arıtarak bölgenin su ihtiyacını karşılamaya çalışmış.

1894 yılında Cidde’de deniz suyunu arıtmak için bir istasyon kurulmuş. İhtiyaç arttığında yeni kurulan su arıtma cihazlarının o zamanki kapasiteleri günde yüz ilâ yüz elli ton arasındaymış.

Osmanlı, deniz suyunun içinden elektrik akımı geçirmek suretiyle deniz suyunu damıtmış ve tatlı su elde etmeyi başarmış.

Daha sonraları denize kıyısı olan ülkeler, ihtiyaçlar artınca deniz suyundan tatlı su elde etme projelerine yönelmek zorunda kalmışlar.

Denize kıyısı olan ve aşırı kuraklık yaşayan ülkeler deniz suyunu tatlı suya çevirme imkânlarından yararlanmaya başlamışlar.

Hangi ülkeler bunlar?

Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt, Libya, Katar, Dubai, İran, İspanya, Amerika Birleşik Devletleri, Japonya, Singapur, Malezya ve İtalya.

Suudi Arabistan’ın mevcut su potansiyeli yalnızca ani taşkın oluşturan suların toplanması amacıyla inşa edilen barajlara ek olarak açılmış olan su kuyularıdır. İleri derecede su kıtlığı yaşayan ülke 28 aktif ve 2 adet yapım aşamasında olan toplam 30 deniz suyu arıtma tesisi ile dünyanın en büyük deniz suyu arıtan ülkesidir.

İsrail bulunduğu coğrafi şartların doğası gereği aşırı kurak iklim kuşağında yer almaktadır.

1990 yılında yaşanan aşırı kuraklıktan itibaren Akdeniz kıyılarına kurduğu 5 adet deniz suyu arıtıma tesisi sonrasında su problemine çözmüş, geliştirdiği teknolojileri dünyaya pazarlamıştır.

Yunanistan su zengini sayılabilecek ülkeler konumunda yer almasına rağmen ülkenin adalar için birçok deniz suyu arıtımı tesisi kurmuştur.

**

Bilindiği üzere dünyanın yaklaşık yüzde 75’i sularla kaplı olmasına rağmen kullanılabilir tatlı su oranı yüzde 2,5 civarında olup, bu suyun yalnızca yüzde 0,3’lük kısmı kullanılmaktadır.

Su sorunu da Sanayi Devrimi'nden itibaren dünya çapında tüketilen ve kirletilen su miktarı sürekli artış göstermiştir.

Falkenmark İndeksi'ne göre su zengini olan Türkiye teknolojik yetersizlikler ve bölgeler arası yaşanan yağış farklılıklarından dolayı su sıkıntısı yaşayan ülkeler kategorisinde yer alıyor.

Ancak yapılan araştırmalara göre deniz suyu herhangi bir arıtım işlemine tabi tutulmadan endüstriyel alanlarda, sanayi tesislerinde, turizm sektöründe, taş ve beton yıkamalarında, maden çıkarımlarında, meskenlerin pisuarlarında vb. alanlarda kullanım imkanına sahip.

Deniz suyunun ayrıştırma yapılarak temiz suyu elde edildiği durumlarda tarımsal, endüstriyel, kentsel ve mekânsal alanlarda kullanılma imkanı da mevcut.

Deniz suyunun şehir şebeke hattının yanına yeni bir şebeke hattı monte edilerek manyetik kireç önleyici cihazları vasıtasıyla deniz suyunun içinden geçtiği yeni şebeke hattı kireç ve deniz suyu yönünden temiz kalırken meskenlerde kullanılan temiz suyun yaklaşık yüzde 30’u tasarruf edilebiliyor.

Biz neden deniz suyunu hem ayrıştırmadan ve ayrıştırarak kullanmayı denemek yerine ağlamayı tercih ediyoruz?

Ya da su zenginiymişiz gibi suyu israf ediyoruz?