Tarih: 06.07.2020 15:40

Sosyal medya yasasında Almanya’yı örnek gösteriyoruz, peki ya özgürlükler…

Facebook Twitter Linked-in

Ocak Medya yazrı Sinan Eskicioğlu Analiz Etti...

'Almanya bizi kıskanıyordu hani’ gibi provokatif bir cümle kullanmak istemedim. Biliyorum, birçoğunuz ‘o tarzdan anlıyorlar’ diyeceksiniz. Ama olsun gene de irrite edici olmayayım.

Sosyal medyadaki rahatsızlık hepimizin sorunu.

Hangi kesimden olursa olsun, ‘başkasına hakaret ve küfür’ içeren paylaşımlardan çok rahatsız oluyoruz. Haklıyız.

Ateş düştüğü yeri yakar kabilinden kendi mahallemizden birine yapılınca olayın vahameti anlaşılıyor.

Özgürlük diyoruz ama özgürlüğün sınırı neresi?

Özgürlüğün alanı nereye kadardır?

Özgürlük hakaret ve küfür olamaz.

Özgürlüğümü kullanıyorum demek adına küfür ve hakaret edemeyiz. Evet, zor bir konu. Hem özgürlükten bahsedip ve hem de sosyal medyaya nasıl sınırlama getireceğiz?

Filozofların bile cevap bulamadıkları bir soruya cevap arayacak değiliz tabi. Ama birlikte yaşamanın bir kuralı olan asgari müşterekler noktasında, bireylerin zarar görmeden yaşamaları çok önemli.

Sosyal medya konusunda da Almanya örnek gösteriliyor.

Neden mi?

Çünkü bu yasa 2017 yılında yürürlüğe girdi ve geçtiğimiz günlerde de yeni düzenlemelerle elden geçirildi.

Yasada neler var?

Nefret suçlarına kısıtlama ve şikayetçi olma. Bu alanda özellikle dikkat çeken konu da ‘aşırı sağcıların’ nefret suçları.

Paylaşımların incelenmesi ve suç teşkil ediyorsa 24 saat içinde silinmesi.

Sosyal medya kurumları da bildirimlerin incelenmesinin kolaylaştırılması için rapor tutmaları.

Yasaya uymayan sosyal medya sunucuları için de ceza büyük. 5 milyon Euro.

Bunların sağlanabilmesi için de temsilci atama zorunluluğu var. Yani sosyal medya sunucularının Türkiye’de de temsilci atamaları gerekecek.

Almanya’daki tecrübeler nasıl?

Almanya’da temsilciler atandı ama sorun çözülmüş değil. Suç teşkil eden paylaşımların silinmesi noktasında yavaş kalınması henüz çözümlenemedi. Sosyal medya sunucuları, paylaşımların çokluğu sebebiyle yetişemediklerini ifade etmişler.

Aslında bu yasa bir bakıma illegal olanı legalleştirme çabası.

Sosyal medya gibi internet üzerinden işleyen bir alanı dizginleme ve kurallara uyar hale getirme.

Şöyle örneklendirelim:

Dükkan açıp bütün sorumlulukları yerine getiren bir kişi ile, internet üzerinden satış yapanlar gibi.

Birisi zahmetine katlanıyor ve sorumlulukları alıyor.

Diğeri internet üzerinden satış yapıyor ve masrafı da az, sorumluluğu da.

Sosyal medya kullanıcılarına ulaşmak, devlet için çok zor değil, tabi bazı kullanıcılar hacker değilse…

Ama devletlerin de bu alan için masraf yapmaları gerekiyor.

Bu yasa Almanya’da da tartışılıyor.

Evet, nefret suçları ve ırkçı söylemler ve terör engellenmeli. Ama diğer taraftan da ‘bireylerin özgürlükleri’ konusu. Yani özgürlüklere kısıtlama gelecek olması.

Almanya için bu konu önemli. Çünkü Almanya’da ‘kişisel özgürlükler’ çok önemli ve Anayasa’da da mevcut, pratik hayatta da.

‘Kişilerin özgürlükleri zedelenemez’

Korona’nın ilk çıktığı zamanlarda insanlar, özgürlüklerin kısıtlanmasından dolayı bunun Anayasa’ya aykırı olduğunu bile ifade ettiler, düşünün artık.

İfade, fikir ve inanç hürriyetleri de nasıl önemli, bunu da düşünün…

Demem o ki; sosyal medya yasası konusunda Almanya örnek gösterilmek isteniyorsa, biraz da Almanya’daki özgürlükler konusu da örnek alınsın.

Sevgi ve Bilgiyle kalın




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —