Sisi meselesi

Hakan Albayrak, Erdoğan'ın Sisi ile tokalaşması konusundan hareketle, bundan böyle nasıl bir siyasetin izleneceği belirlenirken istifade edilmesi gereken acı bir tecrübenin söz konusu olacağını belirtiyor.

Sisi meselesi

AK Parti iktidarı Türkiye’yi Mısır’la düşman yaptı diye yıllardır şikâyet edip duranların, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı darbeci Sisi karşısındaki sert duruşundan ötürü yıllardır mütemadiyen eleştirenlerin, şimdi Katar’da Sisi’yle tokalaştı diye Erdoğan’a yüklenmelerini hayretle izliyorum.

Madem Erdoğan’ın o duruşunu hata olarak görüyorlardı, şimdi o ‘hata’dan dönmesine sevinseler ya!

Yok.

Erdoğan’ı kamuoyu nezdinde tahkir etmek için büyük bir fırsat yakaladıkları düşüncesi sevindiriyor onları.

Katar’da çekilen o fotoğrafın üzerinde tepinirken çocuklar gibi şenler.

Sisi’ye demediğini bırakmayan Erdoğan nasıl da çark etti, yaşasın! Seçim sath-ı mailinde hoş geldi sefa getirdi bu fotoğraf, “Erdoğan tükürdüğünü yaladı” diye tepe tepe kullanırız, oh oh ne güzel!

Pardon, ‘Erdoğan her şeyi iç siyaset malzemesi yapıyor’ diye kızmıyor muydunuz?

Bu ne şimdi?

***

Evet, Mısır’ın demokratik yollarla tesis edilmiş hükümetini Temmuz 2013’te askeri darbeyle deviren ve yüzlerce masum insanın kanını dökerek Mısır’a hükümran olan katil diktatör Sisi aleyhinde yıllarca çok ağır konuştu Erdoğan.

Öyle konuşmakta yerden göğe kadar haklıydı ve ne dediyse doğru dedi. (İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimindeki “Sisi mi diyeceğiz, Binali Yıldırım mı diyeceğiz?” çıkışı ayrı tabii. O yanlıştı.)

Darbecilere karşı sivil yöntemlerle mücadele veren Mısırlıları elinden geldiğince fiilen de destekledi, Allah razı olsun.

Darbecilerin yenileceğini ve Mısır’da halk iradesinin ihya olacağını umuyordu.

Ne dediyse ve ne yaptıysa buna hizmet edeceğini düşünerek dedi ve yaptı.

Keşke umduğunu bulsaydı, bulsaydık.

Keşke hürriyet ve adalet kazansaydı Mısır’da.

Keşke yerin dibine batsaydı Sisi.

Ama olmadı.

Olmuyor.

Kısa vadede olacağa da benzemiyor.

Orta vadede de olacağa benzemiyor.

Üstelik Doğu Akdeniz’de Türkiye’yi tehdit eden uluslararası bir oluşum var ve Mısır bu oluşumun olmazsa olmazı.

Şimdi Erdoğan bu vaziyet karşısında, hiç şüphesiz bağrına taş basarak, siyaset değiştiriyor.

“Sen buna ne diyorsun?” diye soran okurlara cevabım: Ben de bunu bağrıma taş basarak sineye çekiyorum.

‘Madem bunu yapacaktı, o lafları niye etti? Madem o lafları etti, bunu niye yapıyor?’ demiyorum, demeyi anlamlı da bulmuyorum.

Arap Baharı diye anılan devrimler ve onların bastırılması süreci öyle müstesna idi ki Erdoğan’ı ve genel olarak AK Parti iktidarını o süreçteki tavırlarından ötürü bugünkü manzaraya bakarak yargılamak ‘kanunu geriye yürütmek’ gibi bir şeydir diye düşünüyorum.

Gelinen noktanın gereğini ister istemez yapıyor diye Erdoğan’ın yadırganmasını da yadırgıyorum.

***

İyi niyetle ‘Yaşananlardan ders alınmalı’ diyenlere sözüm yok.

Elhak; ileride karşılaşılabilecek benzer durumlarda nasıl bir tavrın takınılacağı, nasıl bir üslubun benimseneceği, nasıl bir siyasetin izleneceği belirlenirken istifade edilmesi gereken acı bir tecrübe söz konusu.