Tarih: 19.11.2018 11:40

Sığınmacılarla İlgili Gerçekler ve Mevlid Kandili

Facebook Twitter Linked-in

Sığınmacı, diğer adıyla mülteci.

BM´nin tanımına göre sığınmacı: ´Irkı, dini, milliyeti, belli bir sosyal gruba mensubiyeti veya siyasi düşünceleri nedeniyle zulüm göreceği konusunda haklı bir korku taşıyan ve bu yüzden ülkesinden ayrılan ve korkusu nedeniyle geri dönmeyen veya dönmek istemeyen kişi´.

Ülkemizdeki sığınmacı sayısı sürekli artış göstermekte.

2012 yılında 14 bin olan sayı bugün 3,5 milyonu geçmiş durumda. Bu sığınmacılardan geçici barınma merkezlerinde kalanların sayısı sadece 214.849, barınma merkezlerinin dışında kalanların sayısı ise  3.368.584.

Barınma merkezlerindeki durum pek iç açıcı değil ki, sığınmacılar kendilerine kalacak başka yerler buluyorlar.

Çok zor bir konu.

Sevmeyen var, ılımlı olan var; nefret eden var, maddi-manevi ilgilenen var?

Hangi pencereden bakıp ne hissettiğiniz konusuna girmeyeceğim.

Çok daha önemli olan bir konu var ki, bu bence Almanya´da bile çözüme kavuşmuş değil. Türkiye´de nasıldır onu da çok merak ediyorum.

?Religiöse Integration´ (Dini entegrasyon) adlı projem vesilesiyle çeşitli şehirlerde görüşmeler yapıyorum. Gelen sığınmacıların sosyal yapıya entegre olmalarını kolaylaştırmak adına neler yapılabilir ya da neler yapmalıyız? Almanya´ya gelen sığınmacıların çoğunluğu erkek ve yaşları 18´in üzerinde. Bu sığınmacılar barınma merkezlerinde kalıyorlar. Onlar için verilen hizmetler şunlar:

Barınakta ücretsiz kalma, ücretsiz yemek sunulması ve aylık verilen 300?. Gerekli görülen yerlerde ulaşım ücretlerinin karşılanması (Resmi görüşmeye gidecekleri zaman uygulanan kolaylık).

18 yaşın altında olanlar okullara ya da meslek edinme kurslarına devam ediyorlar. Onların da barınma ve yiyecek ihtiyaçları karşılanıyor.

Bu imkanlar sunulurken onların sosyalleşmeleri, sosyal yapıya entegre olmaları yönünde çalışamalar yapılıyor mu peki?

Hayır. Ne yazık ki yapılmıyor.

Onlar için mecburi kurslar ya da öğretim programları mevcut değil.

Peki bu insanlar sosyal yapıya nasıl intibak edecek derseniz, bununla ilgilenen bir kurum ya da yapılan bir proje yok.

Almanya´da durum böyleyse, Türkiye´de nasıldır düşünmek bile istemiyorum.

Şehir belediyeleriyle yaptığım görüşmelerde verilen ifade şöyle: ?Onların barınmaları ve yiyecek ihtiyaçları için hizmet veriyoruz. Entegrasyon, sosyalleşme, psikolojik iyileştirme programları ya da benzeri projeler maalesef yok. Gönüllü kuruluşların projelerine de katılım çok çok az. Zorlama da yapamayız´.

Durumun böyle olması beni bir hayli şaşırttı. Açıkcası hiç beklemiyordum.

Peki bu insanlar sosyal yapıya nasıl uyum sağlayacaklar?

Genel geçer toplum kurallarını nasıl öğrenecekler?

Öğrenemeyecekler.

Peki sonrası? Chemnitz şehrinde olduğu gibi bıçaklama, saldırı ve olaylar artacak.

Sığınmacılarla ilgili ?zorlama´ yapılmamasının sebebi de: ?kişisel özgürlük alanı´.
Tamam, bu özgürlük alanı sağlansın. O zaman benim aklıma da şu soru geliyor: ?Sığınmacıların kişisel özgürlük alanı önemsenirken, toplumda daha önceden beri yaşayan yerli halkın barış ve huzur içinde yaşaması nasıl sağlanacak?´ Barış ve huzur ortamının riske girmesi, yerleşik halkın kişisel özgürlük alanına tecavüz değil midir?

Bu sorunun muhatabı olsa da, sorsam. Ama yok. Soruya cevap verecek birileri de yok aslında. 18 yaş üzeri olanları hadi geçtik, eğitilmesi gereken 18 yaş altı olanlar açısından da yürütülmesi gereken projeler mevcut değil.

Sığınmacılar önemli, değerli, yardım edilmesi gerekiyor. Hepsine amenna. Yürekten katılıyorum. Ama bunun geniş kapsamlı bir programı olmalı. Almanya´da durum böyle ise, Türkiye bu konuda neler yapıyordur acaba diye de biraz araştırdım.

Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı´nın internet sayfasına da göz attım ama sığınmacılarla ilgili kayda değer bir çalışma bulamadım.

Sığınmacılar konusu hem Türkiye´nin ve hem de Avrupa´nın ortak sorunu. Sığınmacılara sadece iş ve aş bulmak yeterli değil. Onların sosyal yapıya uyum süreçleri ve uyumları da çok önemli. Sığınmacılara yardımcı olmak önemli ama bu yapılırken sosyal yapının özelliklerinin korunması çok daha önemli.

Özelde sığınmacılar, genelde ?sosyal hizmetler´ alanındaki çalışmaların arttırılması gerekiyor.

Evet, Mevlid kandili de demiştik. Mevlid kandilini kutlamak isteyenler için sözümüz: ?Kandiliniz mübarek olsun´.

Mevlid kandili: Hz. Peygamber´in doğum günü.

?Doğum günü kutlamak caiz değil diyen´ 90´ların hocaları ve o zamanki müslümanlar, ne hikmetse peygamberin doğum günlerini hep kutladılar.

İslam´da bu var mı diye sorgulattırmadılar. Araştırınca olmadığını gördük. Hicretin 3. yılından itibaren kutlanmaya başlamış. Neden acaba? Soru işareti var tabii burada. Neden?

?Müslümanları İslam´dan uzak bir dine alıştırmak için mi´ diye sorguluyorum, evet.

Bir soruyla konuyu kapatacağım:

?Doğum günü kutlanan Hz. Muhammed (sav), müslümanların bu kandil icadını, bugüne özel yapılan duaları, kılınan namazları (çoğu yerde geçen ibare şu: bu geceye ait özel namazlar) (Bu geceye ait özel namaz diye birşey yoktur, onu da belirtelim), tutulan oruçları ve diğer ekstra ibadetleri görseydi, acaba müslümanlara ne derdi?

Sevgi ve Bilgiyle kalın




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —