Seçim kanunu beyhude bir hamle değil

Mustafa Karaalioğlu, düzenlenen seçim kanununun, Cumhur İtifakı’nın eğer bir takım iyileştirmeler yaptığında ona fayda sağlayabileceğini, muhalefetinde konuya dair dikkatli olması gerektiğini vurguluyor.

Seçim kanunu beyhude bir hamle değil

Cumhur İttifakı’nın uzun bir mesaiden sonra hazırladığı seçim yasasındaki değişiklik planı ortaya çıktı. Yeni partilerin denkleme girdiği ve kamuoyu araştırmalarına göre muhalefetin giderek güçlendiği siyasal ortamda, bu tablonun nasıl bir düzenlemeyle durdurulacağı merak ediliyordu. Hazırlanan taslak bu maksada hizmet eder mi bilinmez ama kanuna eklenen ince işçilik maddeleri hiç de basit değil ve muhalefeti strateji değilse de taktik değiştirmeye sevk edecek kadar önemlidir. Etik, hukuk ve anayasa uygunluk açısından kritik edilebilir ama bir siyasi hamle olarak yabana atılmayacak bir tasarı olduğunu kabul etmek gerekiyor. Tasarı teknik olarak kesinlikle beyhude bir hamle değildir.

Seçim kanununda değişiklik yapmak çoğu kez yapanın aleyhine sonuçlar doğurabilir. Hesaplar eski oy oranlarına göre yapıldığı için oylar iktidar aleyhine bir parça gerilediğinde hiç umulmayan sonuçlar çıkabilir. Ya da seçmen olup bitene sert tepki verebilir. Bütün bunlar mümkün ama muhalefet elini kolunu bağlayıp bu ihtimallerin gerçekleşmesini bekleyemez. Millet ittifakı, yeni durumun dezavantaja dönüşmesini istemiyorsa karşı hamleyle bunu savuşturmak zorundadır. Ne yapacaklarını bekleyip göreceğiz…

İktidarın seçim kanunun üzerinde değişiklik ihtiyacı duyması ve oyunun kurallarını yeniden belirleme zarureti elbette bir endişeden kaynaklanıyor. Mevcut kanunla girilen 2018 seçimlerinde hem Cumhurbaşkanlığını hem de Meclis’te çoğunluğu kazanmışlardı. Şimdi düzenlemeye gitmeleri, belli ki yeni siyasi atmosferde bunun mümkün olmayacağı kanaatine dayanıyor. Yani, aynı kurallarla seçim yapılacak olursa bu üstünlüğün devam edemeyeceği düşünüyorlar. Taslaktaki detaylar milletvekili seçimlerini bağlıyor ama ittifaklar düzeninde bunun asıl sonucunun cumhurbaşkanlığı seçimiyle ilgisi olduğu, maksadın muhalefeti altılı ittifaktan alıkoymak olduğu bellidir. CHP, İyi Parti, Saadet ve DP’den oluşan ittifaka katılma eğiliminde olan Gelecek Partisi ve DEVA’nın marjinal faydasını ortadan kaldırmayı hedefleyen bir düzenleme düşünülmesinin sebebi budur.

Girişimin ana fikri ve siyasi hedefi şöyle:

İki parti, yeni düzenlemenin getirdiği hesaplama yöntemi nedeniyle ittifak oyları sayesinde fazladan milletvekili çıkaramayacakları veya oylarının ittifaka fazladan milletvekili kazandıramayacağı için altını bloka katılmaları anlamsızlaşacaktır. İttifaka katılmaları CHP ve İyi Parti’ye de fayda oy açısından sağlayamayacaktır. Dolayısıyla, Davutoğlu, Babacan ve Karamollaoğlu’nun Kılıçdaroglu ve Akşener’le birlikte hareket etmesine gerek yoktur. Böylelikle seçmene de yeni partilere gidecek oyların sonuç üretmeyeceği mesajı verilmek isteniyor. Toplamda ise, en geniş sınırlarına ulaşamayan Millet ittifakının ortak cumhurbaşkanı adayının Cumhur İttifakı adayı karşısında dezavantajlı olması ve eksik destekle seçime girmesi umuluyor.

Yeni tasarının özetinin özeti budur.

Bu girişim işe yarar mı? Cumhurbaşkanı Erdoğan, seçim için en ince ayrıntıyı ve en küçük oy imkanını bile kovalayan bir liderdir. Eğer, seçime kadar hayat pahalılığı, işsizlik, kur, faiz, dış politika gibi sorunlu ünitelerde uçağın burnunu yukarı kaldırabilirse seçim kanunundaki ince hesaplar Cumhur ittifakı lehine sonuç üretebilir. Ancak, ekonomik tablo değişmezse, sosyal gerilim bir parça çözülmezse ve iktidara uzun süredir oy kaybettiren faktörlerde düzelme olmazsa seçim kanununda çare aramak işe yaramaz. İlaveten, muhalefet de bu girişime aynı hacimde karşı hamleyle cevap verirse hiçbir kanun değişikliği iktidarın oylarını artırmaya yetmez.

Bir anlamda, muhalefetin bu hamleye vereceği cevap seçim kampanyasının ilk ve önemli işareti olacaktır.