Şapka mı savunma sanayi mi?

Hukukuçu yaar Abbas Pirimoğlu Analiz Etti...

Şapka mı savunma sanayi mi?

Tarih övünme yahut yerinme alanı olmadığı gibi kişileri yüceltme veya cüceleştirme imkânı da değildir.

Çünkü tarihe mâl olmuş kişiler ne ilahlaştırılacak kadar hatasız ne de şeytanlaştırılacak kadar kötüdürler. Onlar yaşadıkları tarihi dönemin şartları içerisinde hataları ve sevapları ile bugünümüzün mukadderatında rol almış aktörlerdir.

Bunun yanında kimilerine göre- ki bunların başında Yunanlı düşünür Aristoteles gelir- “bilim” kabul edilmese de keza yine zamanın muktedirleri tarafından,  bugünden hareketle geriye doğru niyetlenen amaca uygun yazıldığı için “ideolojik” olduğu vurgulansa da ben yine de “tarih” uğraşısının hakikate ulaşmamızda etkili olduğuna inanıyorum.

Hani “gerçeklerin er geç ortaya çıkmak gibi kötü bir huyu vardır” sözü var ya işte bunun “tarih” ile ilgili bir kural olduğunu demeye getiriyorum.

Gelelim başlığa: “Bir ülkenin geleceği için şapka mı önemlidir yoksa savunma sanayi mi ?”diye sorulacak olsa pek çok kişi soranın ciddiyetinden şüphe eder. Zira mukayese edilen iki şeyin toplumların hayatının idamesi bakımından kıyası dahi mümkün değildir.

Lakin maalesef bu tercih ülkemizde şapka lehine kullanılarak ülkemizin mağduriyetine sebebiyet verilmiştir.

Derin Tarih dergisinin Haziran 2020 sayısı kapak konusunu savunma sanayimize ayırmış. “Milli Silah ve Uçak Üretimimizin Engellenen Öncüleri Nuri Killigil, Vecihi Hürkuş Nuri Demirağ” başlığı altında önemli bilgiler ve belgelere yer verilmiş.

Y.Hakan Erdem “Osmanlı’da Sanayi Var mıydı?” sorusu ile kaleme aldığı yazısında zihinlerimize yerleştirilen yanlışı hırpaladıktan sonra kanaatini “Osmanlının modernleşmediği için değil modernleşirken yıkıldığını” söyleyerek farklı bir yorumla tamamlamıştır. Tıpkı Rusya gibi Avusturya-Macaristan İmparatorlukları gibi.

Turhan Utku yazısına çarpıcı bir cümle ile başlar: “Şapkanın arkasında durdukları gibi uçağın arkasında durmadılar”. Utku, zamanın yönetiminin konunun önemine müdrik olmadığını izah kabilinden Falih Rıfkı Atay’ın “Çankaya” isimli yapıtında İspanya İç Savaşını örnek göstererek “Harpte tankın ve uçağın büyük değeri olmadığı sabit olmuştur” cümlesini aktardıktan sonra kanaatini şu şekilde belirtir: “Onun için ordu demek eski usul kalabalık kara ordusu demekti”

İşin en garip tarafı Kayseri’de kurulan Tayyare Fabrikasının açılışına Mustafa Kemal, İsmet İnönü ve ne de Genel Kurmay Başkanı Fevzi Çakmak katılmamış ve fabrika üç yıl sonra ilgisizlikten 1928’de kapanmıştır.

Oysa o tarihlerde yazarın da işaret ettiği gibi Mustafa Kemal halka tanıtıp ikna etmek için Kastamonu’ya gidip balkondan şapka sallayacaktır.

İki Kahraman Nuri Demirağ ve Vecihi Hürkuş’un uçak sanayimiz için şahsi gayretleri ile gösterdikleri kayda değer başarılar ABD bedelsiz uçak verecek gerekçesi ile akamete uğratılmıştır.

Arif Emre Gündüz yazısında Vecihi Hürkuş’un  çabasıyla kurduğu okulda ilk Türk kadın pilotumuz olan Bedriye Gökmen’in yetiştirildiği bilgisini verdikten sonra önünün nasıl kesildiğinin  hikayesini anlatır. Teşvik-i Sanayi Kanunundan faydalandırılmamış, imal ettiği uçaklara izin çıkmayınca 28 Kasım 1930 günü uçağı söküp trenle Çekoslovakya’ya götürüp oradan uçmaya elverişli olduğuna dair rapor almış ise de kâr etmemiş hatta pilot lisansı iptal edilmiştir.

Mustafa Armağan Şehit Enver Paşa’nın kardeşi Nuri Killigil’in Haliçteki silah ve Cephane fabrikasının kendisiyle birlikte havaya uçurularak şehit edilmesi hadisesini konu edinir.

Nuri Paşa Araplara silah satmaktadır. Oysa İsmet Paşa Hükümeti 24. Mart 1949 tarihinde İsrail Devletinin derhal tanınması kararını almıştır. Tam da imzalandığı gün fabrika havaya uçar 27 işçisi ile birlikte Nuri Killigil şehit olur

O Nuri Paşa ki 1918 Eylülünde Azerbaycan’ı işgalden kurtaran ve bağımsızlığına kavuşturan ordunun komutanıdır. Olaydan sonra şehidin cenaze namazı bile kılınmamış yönetimden üzüntülerini bildiren bir açıklama bile gelmemiştir.

Dergide merhumun ürettiği uçak bombalarının ve mühimmatın başında çekilmiş resmi de bulunmakta. Ayrıca Fevzi Çakmak için ürettiği 9mm.lik Nuri tabancanın fotoğrafı da basılmıştır.

Evet, tarih acı gerçeklerle doludur. Ders alınmazsa aynı duvara toslayacağımız aşikardır.

Çok, hem de çok geç kaldık ama umarım ki silah sanayinde günümüz gelişmelerinin kıymeti bilinir de neticesiz bırakılmaz.

Diğer bir ifadeyle ideolojiye/şapkaya kurban edilmez.