Tarih: 06.04.2019 07:13

Sandıktan çıkmayan güvenimiz

Facebook Twitter Linked-in

Hikaye bu ya..

Devesiyle birlikte çölde yürümekte olan bir bedevi, güçlükle yürüyen, susuzluktan dudakları kurumuş bir adama rastlamış.

Adam bedeviyi görünce su istemiş. Bedevi adama içmesi için bir kap su vermiş.

Suyu içen adam birden bedeviyi iterek deveye atladığı gibi kaçmaya başlamış. Bunun üzerine deveyle kaçan hırsız adamın arkasından bedevi, bağırarak şöyle demiş:

Tamam, deveyi al git ama senden bir ricam var. Sakın bu olayı kimseye anlatma!

Bu isteği tuhaf bulan hırsız adam, biraz duraklayıp geri dönmüş ve neden böyle dediğini sormuş:

Eğer anlatırsan, demiş bedevi, bu her yere yayılır ve insanlar bir daha çölde muhtaç birini görünce yardım etmezler.

Yerel seçimler sonrası yaşananlar nedense aklıma bu hikayeyi getirdi..

Kaybedeni olmayan bir seçimi daha geride bıraktık. Ülkemize hayırlı olsun.

Seçim öncesi yaşanan tartışmalara, nahoş sözlere sizleri geri götürmek istemiyorum. Kabus gibi yaşadık ve tam bitti derken..

Nihayetinde bir seçimdir. Altı üstü bir koltuk. Ha Ali oturmuş ha da Veli.

Peki biz ne yapıyoruz?

Olaya böyle bakmak yerine meseleyi kan davasına dönüştürmeye çalışıyoruz. Bir noktada başarıyoruz da. Seçim bitti bitmesine ancak asıl gürültüsü İstanbul´dan koptu.

Bir koltuktan çıkan fırtına, ülkeyi esir aldı. Sabah akşam İstanbul?

Koltuklar gelip geçicidir; önemli olan insanlık. Evet; tüm bu ateşli tartışmalar arasında unuttuğumuz bir kavram: İnsanlık.

Siyasetçilerimiz koltuk kapmaca oynarken; belki farkında değiller ama insanın güven mekanizmasını da yok ediyorlar. Sandıktan kendileri için bir oy dahi olsa çıkarmaya çalışırken, insanların güvenini sandığa gömüyorlar.

Elbette her seçim döneminde itirazlar olurdu; değişen tek şey aktörleriydi. Ancak hiçbir dönem demokrasinin vazgeçilmezi olan ve halkın iradesinin yansıdığı seçimlerden ?darbe´ çıkarılmamıştı.

Şapkadan tavşan çıkarma yeteneği olsa gerek.

İnsan duyunca biran duraksıyor ve şu soruyu soruyor:

Sahi bize ne oluyor?

Yazımızı İki Cihan Serveri´nden örnek vererek bitirelim:

Hz. Muhammed (s.a.v.) el-emin sıfatıyla bilinirdi. Onu öldürmeye çalışan müşrikler dahi en kıymetli eşyalarını ona emanet ederlerdi.

Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuyor mu?

?Müslüman, diğer Müslümanların, dilinden ve elinden salim olduğu (zarar görmediği) kimsedir. Mümin de insanların, canları ve malları hususunda (kendilerine zarar vermeyeceğinden) emin oldukları kimsedir.?




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —