RUSLAR, KIRIM'I 9 Temmuz 1783'te ilhak etmişti...

Küçük Kaynarca Antlaşması ile Osmanlı Devleti Kırım’a bağımsızlık vermişti. Osmanlı Devleti ile Rusya arasında ki gerginlik devam ederken Rusya Kırım’ın iç karışıklıklarından yararlanarak 9 Temmuz 1783 tarihinde Kırım’ı işgal etmişti.

RUSLAR, KIRIM

Kırım’ın Ruslar Tarafından İlhakından Sonra Osmanlı Devleti’nin Bölgedeki İstihbarat Çalışmaları (1783 – 1784)

1475 yılında Osmanlı Devletinin himayesine giren Kırım Hanlığı, 1768-1774 Osmanlı-Rus savaşı sonucunda imzalanan 1774 Küçük Kaynarca Antlaşması ile Rus dayatması sonucu “bağımsız” olmuştur. 1779 Aynalıkavak Tenkihnamesi ile Kırım’da nüfuzunu iyice artıran Rusya, giriştiği entrikalar sonucunda 1782 yılında Kırım a asker sokmuş, 1783’de ise resmen ilhak etmişti. Ruslar 1784 yılında Kırım’ın ilhakının onayına dair Osmanlı Devleti’nden istedikleri senedi de almışlardı.

Bu gelişmeler üzerine Osmanlı Devleti Kafkasya savunmasına önem vermiş, Ferah Ali Paşayı öncekilerine nazaran daha geniş yetki ve imkânlarla Kuzey-Batı Kafkasya’da (Çerkezistan) Soğucak (bugünkü Novorossiysk) muhafızlığına (1781-1784) göndermiş idi. Ferah Ali Paşa’nın, bölgede kaleler inşa ederek Ruslara karşı savunma önlemleri almak, Çerkeş kabilelerini kazanarak muhtemel bir Osmanlı-Rus savaşında ortak cephe oluşturmak, Çerkeslerin sınır olan Kuban nehrini aşıp Ruslara yaptıkları saldırıları engelleyerek mevcut sulhü korumak başlıca görevleri arasında idi.

Ferah Ali Paşa görevini yürüttüğü esnada, Kırım’ın işgali ve ilhakı, Gürcistan’ın Rus himayesine girmesi, Gürcü askerî yolunun açılması, Nogayların Ruslar tarafından katliama uğraması, Çeçenistan’da imam Mansur’un ortaya çıkması ve Ruslarla mücadelesini başlatması gibi bölgede önemli siyasî gelişmeler vuku bulmuş idi. Zikredilen bu siyasî hadiselerle birlikte sorumluluğunu yerine getirmeye çalışan Ferah Ali Paşa aynı zamanda Rus ilhakından sonraki “Kırım” hakkında Osmanlı yönetimine istihbarat sağlamıştır.

Sultan I. Abdülhamid’in (1774-1789) sadrazamı Halil Hamit Paşanın (1782-1788) direktifleri ile harekete geçen Ferah Ali Paşa, görevlendirdiği casuslar vasıtasıyla; Dağıstan, Demirkapı (Derbent), Çeçenistan, Kızlarkalesi, Kumkale, Taman yarımadası, Azak ve Kırım hakkında bilgi toplamıştır.

Ferah Ali Paşa ilaç yapımında kullanılan bir kısım hammaddeyi temin etmek gerekçesi ile görevlendirdiği casuslardan birini Kırım, diğerini Eke Pazarı (Taman yarımadası, Azak) istikâmetine göndermiştir.1 Kırım’a giden Casus, gönderdiği raporunda, Rusların, Kırım’daki askerî, ekonomik, hukukî ve sosyal açılardan yaptıkları baskı ve yürüttükleri faaliyetler hakkında bilgi vermektedir. Rumeli bölgesinde, Kadı Paşa, Kurd Paşa ve Seyyid Haşan Paşa tarafından ulûfeleri (maaşları) peşin verilerek yazılan Hotin ve Bender kalelerinin muhafazaları için gönderilen askerlerin günleri dolduğunda Rus tarafına geçmekte olduklarına2 dair ifadeler, askerî açıdan sağlanan bilgiler arasındadır.

Kırım kıyılarındaki Yalta, Kefe, Yenikale, Balaklava, Kamışburnu’nun takriben onar mil açıklarında mükemmel bir şekilde donanmış Rus savaş gemilerinin her an savaşa hazır bir vaziyetde demir attıkları, zaman zaman tatbikat yaptıkları, Rusların Herson’da Aksu yakınlarında yeni bir şehir ve tersane kurarak burada gemi inşa ettiklerine3 dair bilgiler de Casusun gözlemlediği askerî gelişmeler arasında yer almıştır.

Yine Casusun raporunda yer alan, bir Rus generalinin, II. Yekaterina’nın (1762-1796) Kırım’a geleceği ve Avusturya’ya yardım yapılacağı gerekçesiyle (bu gerekçenin asılsız olmasına rağmen) halktan zahire topladığı,yönündeki bilgileri de, bölgede Rusların Kırımlılar üzerindeki ekonomik ve sosyal baskılarını ortaya koyar niteliktedir. Diğer taraftan Rus askerleri ve idarecilerinin yiyecek ve erzak ihtiyaçlarını kolay karşılamak maksadıyla gaflet içerisindeki Tatarların hanelerine misafir olmak için sultan ve mirzalarını ikna ettiklerine dair haberlerin halk arasında dolaştığı yönündeki ifadeler de raporda yer alan bilgiler arasındadır. Ayrıca Rusların Şirin mirzalarına rütbe ve nişan verip şapka giydirdikleri, diğer mirza ve ileri gelenlerin de heveskâr göründükleri 5 yönündeki ifadeler yine Casusun verdiği bilgiler arasında zikredilmektedir.

Mahkemede kadı nezdine bir Yahudi’nin görevlendirilerek davaları kaydetmekte olduğu, mahkeme kararlarının ise Yahudi’nin istediği yönde şekillendiği, camilerin, medreselerin ve vakıfların mütevellilerinin çağrılarak hangi yetki ile bu kurumlan ve binaları ellerinde bulundurdukları sorularak senetlerinin alınıp tutanakla kaydedildiği6 şeklinde raporda yer alan bilgiler yine Kırım’daki hukukî ve sosyal baskıların boyutunu ortaya koyar niteliktedir.

Devamı >>>