Tarih: 23.01.2018 10:37

RAMAZAN DEVECİ YAZDI: KERBELA´nın HATİBİ Hz. ZEYNEP

Facebook Twitter Linked-in

Hz. Zeynep; Fatıma´nın can yoldaşı, İmam Ali´nin süsü, Peygamberimizin (as) ehl-i beyt ailesinden ilk kız torunu, İmam Hüseyin´in aşk ve şahadet yolculuğundaki en yakın arkadaşı, Kerbela´nın hatibi, ehl-i beytin sığınağı idi. 

Hz. Zeynep kimi rivayetlere göre hicretin beşinci yılında, kimi rivayetlere göre ise hicretin altıncı yılında dünyaya geldi.

İmam Hasan, Hicretin üçüncü yılında doğmuştu. O yıl Uhud savaşı oldu. İmam Hüseyin Hicretin dördüncü yılında doğmuştu. O yıl İmam Ali´nin Annesi, Hz. Fatıma binti esed vefat etti. Hicretin beşinci yılında Hendek savaşı olmuş, kanaatimizce altıncı yılında da Hz. Zeynep doğmuştu.

O yıl Hz. Peygamberin en rahat olduğu yıl idi. O yıl Allah resulü Mekke´ye umreye gitti ve Mekkeli müşriklerle Hudeybiye antlaşmasını yaparak muzaffer bir şekilde geri döndü.

Hz. Zeynep´in doğumu İslam´ın zaferinin müjdesi gibi idi. İslam savunma durumundan çıkmış sürekli bir gelişim yaşamaya başlamıştı.

Hz. Fatıma ve İmam Ali´nin üçüncü çocukları idi.  İsmini Allah resulü Zeynep koymuştu. Ve Allah resulü Hz. Zeynep doğduğunda, onu kucağına almış ve gözleri yaşlı bir şekilde yüzünden öpmüştü. Allah resulü İmam Hüseyin doğduğunda da böyle kederlenmişti. Tarihçiler Kerbela hadisesini hatırladığı için Allah resulünün ağladığını rivayet ederler.

Zeynep ismi öncelikle ?babasının süsü? manasına gelir. Ayrıca, okumayı seven, mücadeleci, kendinden emin,  üzüntüsünü yaşayan manalarını da içerir.

Hz. Zeynep babası ile birlikte dedesinin de süsü olmuştu.  İsminin tüm anlamlarını üzerinde taşıyordu.

İlim sahibi idi, kendinden emin mücadeleci bir kimliği vardı.

Bu mücadeleci kimliğinden olsa gerek daha beş yaşında bile değilken annesi Hz. Fatıma vefat ederken ağabeylerini Hz. Zeynep´e emanet ediyor, onlara annelik yapmasını vasiyet ediyordu. Anneler genellikle kız çocuklarını erkeklere emanet ederler, Hz. Fatıma tersini yapıyordu. Erkek evlatlarını kızına emanet ediyordu. Üstelik Hz. Zeynep ağabeylerinden de küçüktü.

O eşine karşı gelerek bile olsa annesinin vasiyetini yerine getirecek, abisi İmam Hüseyin´i ölüm yolculuğunda yalınız bırakmayacaktı. Eşi Abdullah b. Cafer´i  Mekke´de bırakarak, İmam Hüseyin´in yanında Kerbela´da olacaktı.

Tarihçiler Hz. Zeynep´in bu tavrını yorumlamakta zorlanıyorlar. Kimi eşinden boşandığını iddia ediyor, kimi eşi ile kavga ettiğini. Belki de ikisi de değildi eşi ile anlaşarak Kerbela yolculuğuna çıkmıştı Hz. Zeynep bilemiyoruz. Ama Zeynep her şartta İmam Hüseyin´le olacaktı.

Çünkü İmam Hüseyin´le birlikte olmak, İmam Hüseyin´in yanında olmak, Hz. Zeynep için hak sözün ifadesinin safında yer tutmaktı, Kuran´la birlikte olmaktı. İmam Hüseyin yürüyen bir Kuran´dı. Kerbela yolculuğunda İmam Hüseyin ile birlikte yürümemek, Kuran´la birlikte yürümemek anlamına geliyordu.

İmam Hüseyin´in hayatı Kuran´ın doğru bir şekilde, yaşanması ve yorumlanması, demekti. Bazen ölümsüz bir söze, bir cümleye dönüşen sadece eylemdir.

Hz. Zeynep için İmam Hüseyin´in yanında olmak, ölümsüz bir söze sahip olmak, ölümsüz bir eyleme girişmekti. Hz. Fatıma´nın vasiyetini yerine getirmekti.

Üzüntüsünü kederini diri tutarak zalimlere karşı amansın bir mücadelenin eşsiz kahramanı olmuştu Hz. Zeynep.

O Kerbela´nın kahramanı idi. Kerbala´nın hatibi idi. Kerbela´da İmam Hüseyin´i, evlatlarını ve dostlarını katledenler, Kerbela´yı bir zafere dönüştüremediler. Hz. Zeynep´in ortaya koyduğu mücadele onların zafer sevinçlerini kursaklarında bıraktı.

Kerbela´da İmam Hüseyin´i katlederek saltanatını sağlamlaştırmayı hesap eden lanetli Yezid ondan sonra rahat yüzü görmedi.

Kerbela esirleri ve İmam Hüseyin´in Mübarek ve aziz başı Yezid´in önüne gelince;  Elindeki çubukla Yezid, İmam Hüseyin´in kanlı başına vurmuş ve şöyle demişti;

"Keşke bizim Bedir´deki yaşlılarımız Bedir´in intikamını aldığımı görselerdi, Haşim´in ağlayışlarını, bağırışlarını, okların, kılıçların gürültüsünden duyabilselerdi. O vakit seslerini yükseltip gülerek ´Yezid eline sağlık´ deseydiler bana..."

Esir topluluğu içinde yer alan kadınların bu manzaraya dayanacak takatleri kalmamıştı. Hz. Zeyneb´in dışındakiler ağlıyor, baygınlıklar geçiriyorlardı. Hz. Zeyneb de bağırarak konuşmaya başladı ve şöyle dedi:

?Ey Yezid! Şu meclisin huzurunda zevkten dört köşe olarak ve ağzın kulaklarına değerek, elinde asayla İmam Hüseyin´in dişlerine vuruyorsun. O dişlerin, o dudakların Resülullah´ın öpüp sevdiği dişler ve dudaklar olduğunu biliyor musun bari? Yemin ederim ki güzellikte gençliğin efendisini, Allah resulünün ve Ali´nin oğlunu, Abdulmuttalib sülalesinin nur saçan tek ışığını söndürmekle bizi derin bir eleme boğdun.

Yezid! Otur da kendini dinle bir an. Son derece menfur ve dehşet verici olan şu işlerini şöyle bir gözlerinin önünden geçirmen bile kollarının bileklerinden kesilmesini candan istemene ya da anandan doğduğuna pişman olmana yetecektir, çünkü düşünürsen bir an, Allah´ın sana karşı gazaplandığını ve Resülullah´ın sana düşman kesildiğini kavrarsın.?  Demişti ve daha çok şey söylemişti Hz. Zeynep?

Kerbela mücadelesi onun konuşmaları ile anlam kazanmış, Kerbela´nın mesajı onun sözleri ile ümmete ilan edilmişti. O bir taraftan İmam Hüseyin´in yadigarı İmam Zeynel Abidin´i koruyor diğer taraftan gittiği her yerde her vesile ile İmam Hüseyin´in mesajını Müslümanlara ulaştırıyordu.

O zulme karşı mücadelenin sembolü olmuştu. Müslüman kadınlara direnişi ve mücadeleyi öğretmişti.

Şehid Ali Şeriati şöyle diyor;  ?Gidenler Hüseyn´i bir iş yapmıştır, Kalanlar Zeynep´i bir iş yapmalıdırlar, Yapmazlarsa Yezididirler...? Bugün bize düşen Zeynep´i bir iş yaparak, zalimlere karşı mücadele etmek, mazlumun yanında hakkın ve hakikatin sesi olmak tevhidin ve adaletin hakim olduğu bir dünya kurulması için çalışmaktır.

İmam Hüseyin´e ve Hz. Zeynep´e selam olsun?.

Not; Bu yazı Leva Yayıncılık tarafından yayınlanan ?Zeyneb´e Yazıyorum? kitabı için yazılmıştır.

Ekran Gazetesi




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —