Özgür Özel, Kürt meselesine CHP’ye göre daha soldan bakıyor, çok da iyi yapıyor.
Son SDG meselesinde de Kürtlere karşı yükselen ırkçılığa ses çıkardı, Kürtlerin yükselen asabiyelerini ve hissiyatlarını gören, duyan ve onu sakinleştiren mesajlar verdi.
İktidarla Kürt seçmenler ve DEM arasına Rojava kara kedisinin girmesini fırsata çevirmek istemesi de anlaşılır.
26 yıldır olaylara karışmamış ve PKK’yı tasfiye etmek için talimat vermiş Öcalan’la görüşmeye mesafeli, PKK’nın aktif kadroları tarafından yönetilen SDG’nin Rojava davasına yakın olmak da Türkiye’deki derin kutuplaşmanın sonucu bir taktiksel tercih.
Ama Özgür Özel’in bu kadar anlayışlı olmadığı, bir türlü affedemediği bir “terör” türü var:
“Cihatçılar”
Dün DEM Parti eşbaşkanlarını kabul ederken, DEM Parti ile dayanışma ve empatide sınırları aşıp Şam’daki Şara yönetimini IŞİD’çi ve gayrimeşru ilan etti. Önce okuyalım:
“İdlib ki orada dünyanın dört bir yanından ne kadar selefi örgüt, ne kadar cihatçı varsa Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti’ni birinci hedef olarak görüyor. Yılbaşını en büyük düşman olarak görüyor. Anıtkabir’i ‘putun yattığı yer olarak’ gören kişiler İdlib’den o süreçte çıktılar, yayıldılar.
Şimdi cezaevleri el değiştirecek, yok firar haberleri falan. Ama bir IŞİD tehlikesi sınırımızın orasında. Yalova’da üç polisimizi şehit edenlerin veya bir yılbaşı gecesi kana bulayanların şu anda Suriye’de rejimle birlikte operasyonlar yapmaları, birtakım yerlere bayraklarının çekmeleri… Bu konuda Türkiye Cumhuriyeti’nin her vatandaşının en üst düzeyde hassasiyeti vardır. Bu meseleye herkes dikkat etsin.
IŞİD öyle herhangi bir siyasi unsur değildir. HTŞ’ye kravat giydirmekle, rejimin başına getirmekle, dünyanın dört bir tarafında bu uğurda ölüp de cennete gideceğini düşünen, hepimizi düşman bilen, demokrasiyi düşman bilen… Yani sandıktan nefret eden, demokrasiyi ‘Allah’a şirk koşmak’ olarak gören birtakım zihniyetteki kişilerin hareket alanı bulacakları bir rejim, bir düzen düzen değildir ve orada kimseye huzur yoktur. En çok da Türkiye’ye huzur yoktur.”
İdlip’teki cihatçıların birinci hedefinin Atatürk Cumhuriyeti olduğunu söyleyen biriyle Suriye konuşmaya devam etmek beyhude bir çaba olsa da şansımızı bir kere daha denemekte fayda var.
Özgür Özel’in Suriye ile ilgili bir önceki akıllarda kalan açıklaması Esad Rusya’ya kaçmak üzere Rus üssüne doğru yol alırken söylediği “acilen Esad’la temas kurulmalı” açıklaması olmuştu.
Kardeşine bile haber vermeden ülkeden kaçan Esad, herhalde bu zor gün dostluğunu Moskova’daki rezidansında bilgisayar oyunu oynarken düşünüyor ve biraz da gülüyordur.
CHP ve Özel’in halkını 13 yıl bombalamış ve Rusya’yı çağırıp bir de onlara bombalatmış Esad gibi bir demokrasi ve sandık aşığında bulduğu huzuru, Şara’nın kaçırdığı anlaşılıyor.
Gerçekten Türkiye’deki Esadçılık ve Şara karşıtlığı bir dış politika konusu değil, üzerine uzun uzun düşünülmesi gereken bir iç politika meselesi.
Özgür Özel’in Abdülcanbaz karikatürlerindeki tiplemelere ya da Kubilay’ı öldüren irticacılara benzeyen Şara’sı bir komşu ülkenin lideri değil, ontolojik bir iç düşman.
O yüzden ona karşı o kadar sahici bir öfkesi var ki, gelir gelmez Noel’i resmi bayram ilan etmiş Şara’yı yılbaşı karşıtlığı gibi tamamen Türkiye bağlamındaki bir tartışma üzerinden suçluyor.
Komşu bir ülkenin meşru liderine karşı öylesine öfkeli ki, geleneksel başka ülkelerin içişlerine karışılmaz Kemalist dış politikasını bile terk edip, Ortadoğu bataklığına, “Arapların işlerine” çivilemesine atlıyor, pragmatik realist bir dış politika pozisyonu bile alamıyor.
Bu öfke tabii ki CHP tabanındaki Alevileri, Arap karşıtlığını, bütün dünyaya laiklik paranteziyle ve “onların bir Atatürk’ü yok o yüzden böyleler” reçeteleriyle bakanları tatmin ediyordur.
Şimdi SDG masada müzakere yürütürken Şara’ya “IŞİD’çi, çete, cihatçı” demeye doyamayan Kürt siyasetini mutlu ediyordur.
Bu arada Kürt siyasetinin “terörist, cihatçı HTŞ’ye Suriye devleti demeyin” tepkisiyle, Türkiye’deki “Meclis’te teröristlerin ne işi var” tepkisi bayağı yakın akraba.
Ama ne kötüsü Şara’ya IŞİD’çi, cihatçı, çete, meşru değil diyerek sadece Suriye’nin içişlerine karışılmış olmuyor, 13 yıllık bir iç savaştan 60 yıllık bir diktatörlük rejiminden çıkmış, öfkelerin taze olduğu, herkesin silahlı olduğu Suriye’de birlikte yaşamak zorunda olan toplumlar birbirine karşı tahrik de ediliyor.
Suriye’nin yüzde 70’i Sünni ve Arap ve Şara, Esad’ı devirerek bu Sünni Arap nüfusun yüzde 81’nin desteğine sahip.
https://www.arabnews.jp/en/middle-east/article_160585/
Üstelik terörist Şara kampanyasının öncülüğünü de genelde “SDG’ye terörist demeyin” diyenler yapıyor.
Ama Özgür Özel’in ve onun gibi düşünenlerin dünyasında Şara, Yalova’da polisleri öldüren IŞİD’çilerin otomatikman dava arkadaşı olurken Mazlum Abdi TUSAŞ’ı basan PKK’lıların dava arkadaşı olmuyor.

