2026 yılının ilk aylarında başlayan ve “cerrahi müdahale” vaatleriyle bir bölgesel imha operasyonuna dönüşen ABD-İsrail’in İran saldırıları, dünya siyaset tarihinin en büyük stratejik kumarlarından biri olarak kayda geçiyor. Özyeğin Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Evren Balta, ABD-İsrail’in İran saldırılarının yalnızca iki devlet arasında bir savaş değil, II. Dünya Savaşı’ndan bu yana süregelen liberal dünya düzeninin ve Amerikan hegemonyasının sorgulanmasına yol açan önemli bir gelişme olduğunu vurguladı.
Trump’ın “narsistik zafer” arayışı ve Amerikan toplumunun bölünmüşlüğü
Prof. Dr. Evren Balta, Trump’ın dış politika ajandasını rasyonel devlet çıkarlarından ziyade kendi seçmen tabanına sunduğu “maliyet yönetimi” üzerinden okumak gerektiğini belirtti. Amerikan toplumunun genelinde savaşa onay oranlarının yüzde 40’lara kadar gerilediğini söyleyen Balta, özellikle Demokrat Parti seçmeninin bu süreci tamamen reddettiğini, ancak Trump için bunun bir önem taşımadığını söyledi.
Trump’ın stratejisini “Venezuela Modeli” üzerine kurguladığını hatırlatan Balta, başkanın kendi tabanına şu mesajı verdiğini vurguladı:
“Ben uzun ve anlamsız savaşlara karşıyım; ancak Amerikan enerji çıkarlarını koruyacak, kısa süreli ve cerrahi darbelerle zafer kazanabilirim.”
Balta’ya göre Trump, bugün bir yandan “İran rejimi devrilene kadar oradayız” derken diğer yandan “Zaten büyük bir darbe vurduk, yarın çıkabiliriz” diyerek her türlü başarısızlığı zafer olarak sunabileceği muğlak bir alan yaratıyor.

Jeopolitik kaos: İran düşerse mi daha kötü, kalırsa mı?
Söyleşinin sonunda bölgeyi bekleyen olası senaryoları değerlendiren Balta, her iki seçeneğin de devasa riskler barındırdığını belirtti. Eğer İran rejimi çökerse Hazar’dan Akdeniz’e kadar uzanan bir “iç savaş ve parçalı egemenlik” döneminin başlayacağını, etnik ve mezhepsel fay hatlarının (Kürt, Şii-Sünni gerilimleri) tüm bölgeyi ateşe vereceğini söyledi. İran rejiminin ayakta kalması durumunda ise rejimin çok daha “militarist ve saldırgan” bir kimliğe bürüneceği uyarısında bulunan Balta, bu durumun suikastlar, siber saldırılar ve vekil güçler üzerinden yürütülen asimetrik bir “sürekli savaş” hâlini beraberinde getireceğini söyledi. Balta’ya göre bu krizin kazananları şimdiden belli: Bölgesel boşluğu dolduran Çin ve Rusya.
Kaynak: medyascope.tv


