Prens hazretleri katilleri affettirdi

Mdern hukukta suç ve ceza devlet reisinin anlayışına bırakılmaz, “kanun”la düzenlenir, “suçların kanuniliği” ve “kanunsuz suç olmaz” ilkeleri modern ceza hukukunun temel prensiplerindendir.

Prens hazretleri katilleri affettirdi

Kişilere karşı suçları devlet affedemez, kişiler affeder; devlet sadece devlete karşı suçları affeder diye çok söylenen bir söz var… Bunun bir uygulamasını Suudi Arabistan’da gördük: Cemal Kaşıkçı’nın çocukları, babalarının katillerini affettiler!

Hem de Kuran-ı Kerim’den ayet okuyarak!

Mesele, eski hukuk sistemleriyle modern hukuk arasındaki farkı görmek bakımından son derece önemlidir.

Modern hukukta, öldürülen bir kimsenin çocukları katilleri affedemez! 

Önce olayı görelim.

MÜLTİ-MİLYON DOLAR

Cemal Kaşıkçı, nişanlısı Hatice Cengiz’le evlilik işlemleri için randevu alarak 2 Ekim 2018’de İstanbul’da Suudi konsolosluğuna gelmiş, orada vahşice öldürülmüştü.

Prens Bin Selman’ın aynı gün gönderdiği 15 kişilik infaz timi tarafından…

İstanbul Başsavcılığı 20 kişi hakkında soruşturma açtı, yargılama sürüyor.

Suudların memleketinde, adları tam bilinmeyen beş kişi “kısas” kuralınca idama mahkum edilmiş, üç kişiye de çeşitli hapis cezaları verilmişti.

Dosyadaki delillerin gizli tutulduğu bir sözde mahkeme!

Geçen sene Washington Post, Kaşıkçı’nın çocuklarına, tazminat olarak, “mülti milyon dolar” para ve evler verildiğini, yüksek maaşlar bağlandığını yazmıştı. (1 Nisan 2019)

Netice bu haberle belli olmuştu…

Nitekim iki gün önce merhum Kaşıkçı’nın büyük oğlu Salah, aile adına “babamızı öldürenleri affettik” diye açıklama yaptı…

DİNİ METİNLERİ ANLAMAK

Hem “mülti milyon dolar” nimetten hem başına geleceklerin korkusundan “af” açıklaması yapan Salah Kuran-ı Kerim’den bir ayet de okumuş:

“Kötülüğün karşılığı ona denk bir davranıştır ama kim bağışlar, düzeltme yolunu tutarsa onun mükâfatını Allah verir. Hiç şüphe yok ki O haksızlık edenleri sevmez." (Diyanet meali, Şûrâ, 40)

Burada olağanüstü derece önemli ve Müslüm toplamların hâlâ çözemediği iki büyük problem var: Biri, dini metinleri anlama sorunu…

Ali Bardakoğlu gibi fıkıh ve hukuk âlimi, Mehmet Görmez gibi hadis ve usûl (metot) âlimi, Mustafa Öztürk gibi tefsir âlimi zatlar tarafından belirtildiği gibi “Dini referansları bağlamından kopararak doğrudan birer kanun metni gibi algılayan” zihniyet ve bunun nelere yol açabileceği sorunu!

İkincisi hukuk sorunudur: Kişilere karşı suçları kişilerin affedebileceği anlayışı... 

Böyle bir anlayış parası olanlara, adam öldürüp parayı bastırarak kurtulma yolu açmaz mı?

Prens böyle bir despottur zaten.

KAMU HUKUKU

Hukuken en büyük sorun, “kamu hukuku”nun gelişmemiş olmasıdır. Eski bütün hukuk sistemlerinde, bu arada fıkıhta, mağdurun ‘kan bedeli’ (tazminat) alarak katili affetmesi mümkündü ve o takdirde “had” denilen ceza düşer…

Modern ceza hukukunda ise mağdur tazminattan vazgeçebilir ama suç ve ceza düşmez, “kamu davası” açılarak Savcı tarafından takip edilir.

Fıkıh eski içtihatlara bağlı kaldığı için “kamu hukuku” gelişmedi.

Bizde “kamu davası” ve Savcılık kurumu Abdülhamid zamanında Fransız sisteminden alındı, çok da iyi edildi. 

Kamu hukukunun geçerli olduğu bir ülkede artık mağdurlar daha çok para almak için şantaj yaparak veya Prens’in yaptığı gibi parayı bastırarak ‘af’ sağlayamaz, suçun üstü örtülemez.

Evet, fıkıhta hükümdarın “tazir” yetkisi vardır, fiilleri suç sayıp cezalandırabilir…

Fakat modern hukukta suç ve ceza devlet reisinin anlayışına bırakılmaz, “kanun”la düzenlenir, “suçların kanuniliği” ve “kanunsuz suç olmaz” ilkeleri modern ceza hukukunun temel prensiplerindendir.

SON YAZISI

Cemal Kaşıkçı, öldükten sonra Washington Post’ta yayınlanan son yazısında, despot Prens’in kanlı, kirli güç mücadelesini ima ederek şöyle yazmıştı: 

“Arap dünyası, bugün yabancı aktörler değil, iktidar mücadelesi yapan iç güçlerin dayattığı bir Demir Perde’nin kendi versiyonu ile karşı karşıya…” (17 Ekim 2018)

Niye böyle? Çünkü modern hukuk devleti aşamasına ulaşamadılar. 

Modern hukuk devletinde kuvvetler ayrılığı vardır, kimse kolay kolay kanlı infazlara cesaret edemez. Kamu adına bağımsız yargı soruşturur, parlamento soruşturma açar, özgür basın yazar…

Modern hukuk devletinde petrol gelirleri hanedanların malı olamaz, devletindir. 

Bağımsız Sayıştaylar bütün kamu kuruluşlarının hesaplarını denetler… 

Bunlara “ideal hukuk devleti” diyenler olabilir; ama hukuk ve adaletten üstün bir ideal olabilir mi?

NOT: Bütün okurlarımın ramazan bayramını tebrik eder, hayırlara vesile olması niyazıyla sağlıklı ve huzurlu yıllar dilerim.