Tarih: 22.11.2018 11:24

Polonya Şeker Fabrikalarını Henry´e, Filip´e Neden Satmadı?

Facebook Twitter Linked-in

Çiftçinin tepkisi üzerinden bir haber nasıl çarpıtılır, farklı bir mecraya nasıl çekilir anlaşılır gibi değil. Ülkemizde artık doğru yayıncılık yapmak yerine habercilik, bilek güreşine döndürülmüş durumda.  Bilek güreşinde de işin aslından uzaklaşıldığı için, neyin doğru, neyin yanlış olduğunun bir önemi kalmıyor.

Cumartesi günü sosyal medyada Kahramanmaş´ın Afşin ilçesine bağlı Yazıbelen köyündeki pancar çiftçisi İsmet Özdemir´in bir videosunu görünce bunu haberleştirdim. Gazetede Pazar günü bu haberi ?Fabrikalar özelleşti pancar tarlada kaldı!´ başlığı ile manşetten kullandı. Milli Gazete´nin ardından birçok yazılı ve görsel medyada bu haber büyük puntolarla yayınlandı. Yani anlayacağınız çiftçi Özdemir üzerinden pancar çiftçisi biranda Türkiye gündemine oturdu. Durum böyle olunca, Elbistan Şeker Fabrikası´nı satın alan Mutlucan firması da tepkiler üzerine yaşanılan sorunların çözümü konusunda kararlar alarak, çiftçinin mağduriyetleri şimdilik giderildi.

 

Buraya kadar her şey normal? Zaten basının görevi de yaşanılan sorunları gündeme getirerek, bunların yetkililer tarafından çözüme kavuşturulmasıdır.

Ancak önceki gün akşam A Haber´in konuyla ilgili verdiği haberi görünce şaştım kaldım. Bu konuyu ilk gündeme getiren Milli Gazete olmasına rağmen A Haber, Fox´da yer alan haber üzerinden çiftçinin yaşadığı sorunları ?yalan haber´ diyerek verdi. İHA´nın servis ettiği haberi, birçok televizyon kanalı kullanmasına rağmen sadece bir kanal üzerinden, yapılan bütün haberlere ?yalan haber´ damgası vurulmaya çalışması gerçekten manidar.

A Haber´in yayın politikası gereğince böyle bir haber yapmasını anlayabiliyorum, ancak zor şartlarda üretim yapan çiftçinin tepkisini bile ?yalan haber´ diyerek üstünü örtmeye çalışmak kimseye bir fayda sağlamaz. İşin daha garibi, Tarım ve Orman Bakanlığı da A Haber´in mantığı ile bir açıklama yaparak, sanki çiftçi hiçbir sorun yaşamamış gibi, konuyla ilgili yapılan haberler eleştirilmiş. 

Öncelikle şeker fabrikalarının bu şekilde özelleştirilmesine yıllardır karşı çıkmamızın temelinde de bu anlayış var. Yani fabrikayı alan iş adamı Elbistan Şeker Fabrikası´nda olduğu gibi öncelikle şirketinin karlılığını düşünecektir. Ne yaparsanız yapın bunun önüne geçemezsiniz. İş adamı içinde bu gayet normaldir. Elbette ki o iş adamı çiftçiden önce fabrikasının karlılığını düşünecektir.

Devlette iken üç bölgede pancar siloları açılırken, Elbistan Şeker Fabrikası özelleştirildikten sonra bu silolar kapatıldı. Neden? Maliyetleri düşürmek için. İşverenin maliyet hesabı yaptığı bir yerde çiftçi ister istemez mağdur olacaktır.

İşte bundan dolayı dünyanın hiçbir yerinde şeker fabrikaları doğrudan Ahmet´e, Mehmet´e satılmamış. Ama ülkemizde ne yaptık? Verdik Ahmet´e, Mehmet´e. Artık bundan sonra pancar çiftçisiyle ilgili haberler gazetelerde eksik kalmaz.

Allah aşkına, yapılan özelleştirmeleri yere göğe sığdıramayanlar, Almanya, İngiltere, Fransa´yı geçtim, Polonya´yı bir incelesinler.

Adamlar şeker fabrikalarını nasıl özelleştirmişler?

Ahmet´e, Mehmet´e mi satmışlar yoksa çiftçinin hiçbir şekilde mağdur olmaması için nasıl bir devlet güvencesi getirmişler? Üretimi de öyle bizde olduğu gibi 5 yıl değil uzun yıllar nasıl garanti altına almışlar?

Bir inceleyin de ülkemizdeki şeker fabrikalarına karşı nasıl hoyratça davrandığımızı bir görün!

Özellikle Tarım ve Orman Bakanlığı´nın Polonya örneğini biran önce inceleyerek, satılmayan şeker fabrikalarına yönelik politikasını da oluşturması gerekiyor.

Yoksa Özelleştirme İdaresi´nin saçma sapan, ipe sapa gelmeyen, firmaları emrivaki ihaleye çağırarak sattığı fabrikaları; ?tıkır tıkır çalışıyor!´ diyerek, çiftçinin yaşadığı mağduriyetleri görmezlikten gelmenin kimseye bir faydası olmaz.

Buradan kaç gündür yazıyorum; Özelleştirme İdaresi, Bor Şeker Fabrikası´ndaki ?şaibeli´ ve ?kanunsuz´ devirle ilgili çıkıp kamuoyuna tek bir cümle açıklama yapamıyor. Onun için ülkenin aleyhine işleyen bir süreci, sırf hükümete zarar gelmesin diye savunanlar yarın bunun altında kalacaklardır, bunu belirtmiş olayım.

İşte bundan dolayı Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli´ye önemli bir görev düşüyor. Pakdemirli, şeker konusunda bu ülkeye kalıcı bir eser bırakmak istiyorsa Polonya modelini biran önce incelettirerek, bu modelin Türkiye´de uygulanmasını sağlamalıdır.




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —