Tarih: 15.10.2022 15:54

Polis İntiharları

Facebook Twitter Linked-in

Son günlerde polis intiharları yansımakta medyaya. Hayatının baharında gencecik insanlar canlarına kıymakta.

Zaten zengin çocuğu polis olmamakta. Yoksul halk çocuklarının tercihidir polislik. İntiharların sebepleri tanıdık. Acımasız bir mobbing, bu genç insanları hayata küstürmekte.
Üstleri, kendileri aynı sıkıntılı dönemlerden geçmemişler gibi genç kardeşlerine anlayışlı olmamakta.

Son yıllarda FETÖ örgütü ile ilgili asılsız ihbarlarla yıpratılan genç insanların yaşadığı soruşturmalar, sürgünler, açığa alınmalar, hapisler… Psikolojilerinin bozulduğunu fark edemeyen amirlerinin, arkadaşlarının, ailelerinin yangına körükle gitmeleri. Kendilerini anlayıp dinleyecek, sorunlarını büyümeden çözecek bir çevreden yoksun kalmaları. Her an şiddete uğrama olasılığının yıpratıcılığına karşı savunmasız kalışları.

Ya da yitirdikleri şehid arkadaşlarının genç yüreklerinde oluşturduğu travmalarla başa çıkamamaları karşısında ruhsal bir zayıflık esnasında kendi canlarına kıymaları ne yazık ki son günlerde çok arttı
Geçen hafta Vatan Emniyet Müdürlüğü önünde polis memuru Enes Sayhan, kafasına ateş ederek intihar girişiminde bulundu. Sayhan, mektubunda; “Mobbinglerle, sürgünlerle suçsuz olmama rağmen haksız soruşturmalarla beni intihara sürüklediler. Adalete inancım kalmadı, başka çıkış yolu bırakmadılar. Mesleğimi sevmekten ve çok çalışmaktan başka bir suçum yok. Delilsiz suç, isnatsız bir dosya uydurarak beni koruma büroya gönderdiler. Dosyanın kapağını bile açmadan yıllarca zulmettiler. Öyle bir dönemdeyiz ki, memura zulmeden takdir alıyor. Bir buçuk yıl iki metrekare kulübede bu durumu hazmedememekten kanser oldum. Böbreğimi kaybettim. Soruşturma 2 yıl sonra bitti, aslında dosyada delil yokmuş, beraat dediler ama kaybettiğim hiçbir şeyi yerine koymadılar. Tek isteğim iade-i itibarım. Eski yerime gidip sadece çalışmak istiyorum dedim. İl emniyet müdürünün talimatı, eski yerine tayin olmaz dediler…”

İntihar eden polisleri medyadan duymaktayız. Lakin intiharın eşiğinde gezen psikolojisi bozulmuş çok fazla polis bulunmakta.

Bunun yanı sıra yaşadığı sorunlarla, hastalıklarla mücadele edenler bulunmakta. Bunlardan birini her anımsadığımda yüreğim sızlar.

Polis E.nin hikâyesi acıklı bir roman. Tertemiz bir genç polis E.

Millî Gazete okuyucusu, yazılarımı takip etmekte. Konuşmaktaydık arada. Polislik yapmakta, çok yoksul ailesine yardım etmekteydi.

Birbirlerini çok sevdikleri kız ile nişanlandılar. Fakat bir iftira ile açığa alındı. Soruşturmalar. FETÖ suçlaması. Örgütle hiç ilişkisi yok. Lakin tayin olduğu şehirde ev tutmayıp onların evlerinde arkadaşları ile kalmış ki, daha az kira ödesin, yoksul ailesine daha fazla para gönderebilsin. Dünyası yıkıldı, açığa alındığında. Kahır doldu. Üzüntüsünden kanser oldu.

Sevdiği kız, ona hastane odasında baktı, umut dolu yarınları anımsattı. Ne ki o tertemiz çocuk, bu genç yaşta o ağır iftirayı, mesleğinden uzaklaştırılmayı, ailesine yardım yapamamanın çaresizliğini kaldıramadı.
Nişanlısı arayıp onu kaybettiğini haber verdiğinde, günlerce acı çektim. Acaba böyle kaç masum gencimizi kaybetmekteydik.

Benim bu çocuktan haberim olmuştu. Ya, hiç haberimiz olmayan iftiralarla yıpratılmış, hayattan koparılmış, hastalıklara yakalanmış, intiharın eşiğindeki gençlerin çektiği acıların hesabını nasıl vereceğiz?




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —