Tarih: 22.10.2022 13:38

PKK’lı kaç çocuk yapıyor?

Facebook Twitter Linked-in

Cumhurbaşkanı’nın AK Parti’ye katılan Mehmet Çelebi’ye, çocuklarının sayısını sorup, “Az, PKK’nın 5 tane, 10 tane, 15 tane çocuğu var” sözleri doğal olarak tepki topladı. Partisi Erdoğan’ın Kürtleri kastetmediğini açıkladı. Ancak dil sürçmesi, bilinç altı, kötü ifade, ne derseniz deyin, bu sözler bilinmeyen bir şeyi ortaya koymuş değil.

28 Şubat’ın Genelkurmay Genel Sekreteri Erol Özkasnak’ın gazetecilere, “Güney Doğu’daki en büyük sorun memurların Kürt olmasıdır” dediği günlerden bu yana, hakim anlayışta çok şey değişmedi.
Bu anlayışa göre, Kürdün meşru vatandaş olmasının tek yolu Kürtlükle alakasını kesmesi, Kürdüm diyenle itişmesi.

İyi ki memleketin bu konuda başka gerçekleri de var.

Nisan ayı başları olmalı, sonuçlarını önemli bulduğum bir araştırmayı birçok platformda dile getirmiştim.

Rawest Araştırma, Doğu ve Güney Doğu’da, Kürtlerin yaşadığı illerdeki yapıyı, eğilimleri, tutumlarla ilgili bir araştırma yayınlamıştı.

Üç husus dikkatimi çekmişti.

İlki kimlikleşme meselesiydi. Kürt kimliği her zaman vardı, şüphe yok. Ama özellikle son dönemde bu kimlik Türkiye’de nasıl bir yol almıştı? Araştırma bir bakıma bu soruya yanıt veriyordu. Bulgular, Kürt kimliğinin diğer kimliklerden biraz daha ayrıştığını gösteriyordu. Anlamı şuydu ayrışmanın: “Kürtler toplumsal bir grup olarak bağımsız bir değişken olma dozunu arttırıyorlar. Sağın Kürdü, solun Kürdü gibi bir ayrışmadan çok bir bütünleşme eğilimi içindeler ve bu bütünleşme eğilimi Kürt meselesi söz konusu olduğunda siyasi farkları asgariye indiren bir ortak tavra dönüyor…” Bu veri, aslında, Türk siyasetinin

Kürt meselesini çözememesinin bir sonucuydu. Kültürel-etnik varoluşu ve bu varoluş üzerinden entegrasyon talebi dışlanan bir grubun, diğerlerinden ayrışması ve iç dokusunu aidiyet bakımından sıkılaştırmasını gösteriyordu.

İkinci husus, ilk bulguyu bir bakıma dengeliyordu. Buna göre, Kürtler yaşadıkları bölgelerde, gerek sosyolojik olarak gerek siyasal olarak kutupları değil, merkezi, merkezi alanı tercih ediyorlardı. Kopma, radikalleşme yerine merkeze doğru hareket etme arzusu, aslında bir yönüyle, merkezde farklı gruplarla karşılaşma, birlikte olma, diyalog kurma, müzakere etme arayışını ifade eder. Nitekim araştırmaya göre, HDP’lilerin yarısından fazlası, örneğin, kendilerini merkezde konumlandırıyorlardı.

Üçüncü husus ise araştırmanın ortaya koyduğu, kimlik içi heterojenleşme eğilimiydi. Yani tek tipleşmeden çok farklı bireysel tutumların ön plana çıkmaya başladığı bir gelişmeye işaret ediyordu bu bulgu.
Bunlar dışında başka tespitleri de vardı araştırmanının. Kürtlerde milliyetçilik oranı artıyordu mesela. Ancak bu milliyetçilik, siyasi bir Kürtlük vurgusundan kültürel bir Kürtlük vurgusuna dayanıyor, anadilde eğitim en birleştirici nokta olarak karşımıza çıkıyordu.

Bunlar, Türkiye kadar bölgenin de bütün şartlara ve koşullara rağmen modernleşmeyle, kentleşmeyle, göçmenlerin varlığıyla, yaşanan çözüm sürecinin deneyimiyle, insanların içeride olmak istemesi arayışını, toplumsal dokuyla siyasallaşma arasındaki aynı doğal paralelliği gösteriyor.

PKK’lı 15 çocuk yapıyor diyenlerin, asıl bilmek, bakmak, yönetmek durumunda oldukları gerçek budur.




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —