Papa’nın ölümünden sonra

Mikdat Karaalioğlu, birkaç gün önce ölen ve bazı olumsuz sıfatlarla anılan Papa 16. Benedict’in düşüncesi, Katolik Kilisesi ile ilişkisi ive İslam’la bazı Hıristiyan mezheplere yönelik tavrına dikkat çekiyor.

Papa’nın ölümünden sonra

Ölüler hakkında kötü konuşulmaz ilkesinin bize mahsus bir düşünce olduğunu zannederiz ama Hıristiyan dünyasında da benzeri bir ilke var. Cumartesi günü 95 yaşında hayatını kaybeden Eski Papa 16. Benedict’in ölüm haberi yayınlanır yayınlanmaz, önceden hazır edildiği anlaşılan yorum ve analizler nerdeyse eş zamanlı olarak internet sitelerinde yayımlandı. Latince “mortuis nil nisi benen- ölüler hakkında iyi konuşulmalı“ ilkesi eski Papa için geçerli olmadı.

Katolik öğretisinin muhafazakar savunucusu olarak görülen Papa 16. Benedict daha yaşadığı dönemlerde muhalifleri tarafından Panzer Kardinal, Büyük Engizisyon Yargıcı, Alman Kurdu gibi sıfatlarla anılıyordu.

 

Gerçek adı Joseph Ratzinger olan Papa 16. Benedict’in böylesi aşağılayıcı sıfatlarla anılmasında Vatikan kulislerinin yanında, Batı kamuoyunun beklentilerine karşı sergilediği tutucu tavrın da rolü büyük.

***

Ona göre tanrı tarafından kurulan yegane kilise Katolik Kilisesi. Diğer kiliseler, örneğin Protestan kiliseleri en iyi ihtimale inanç birlikleri olabilir. İslam’ı ise bir din olarak değil “öteki“ olarak nitelendiriyor. Ratzinger Türkiye’nin AB üyeliğine de bu nedenle karşı olduğunu açıklamıştı. Ratzinger’in Hz. Muhammet’i ve İslam’ı aşağılayan ünlü Regensburg konuşması da büyük tartışmalara ve protestolara neden olmuştu.

 

Papa 16. Benedict Katolik Kilisesi tarihinde istifa eden ikinci Papa olarak anılıyor ancak 1294 yılında görevinden istifa ederek ayrılan ilk Papa, Papa 5. Coelestin’in görevinden ayrılışı kendi isteği ile olmamıştı. Coelestin, kendisiyle mücadeleye giren halefi 8. Bonifatius tarafından takibata uğramış, Yunanistan’a kaçarken gemisi batınca yakalanmış ve İtalya’da atıldığı hapiste hayatını kaybetmişti.

Söyledikleri ve yaptıkları ile daha sonraları birçok kez tartışmaların merkezi haline gelecek Papa 15. Benedict’in hayatı ile ilgili ilk önemli suçlama 17 yaşındayken Hitler ordusunda görev alması. Savaşın sonlarına doğru 1944 yılında alındığı Alman ordusunda kısa bir süre görev yapmak zorunda kaldı. Ancak Papa’nın hayatının hiçbir döneminden Nazilere sempati duymadığını kendisini eleştirenler de kabul ediyor.

 

****

Papa 16. Benedict Kudüs ziyareti esnasında Yad Vashem anıtına gitmesi de Papa’nın hatırlanan etkinliklerinden biri. Ratzinger, bu ziyarette Katolik Kilisesinin Hitler rejimine verdiği destekle hesaplaşacağı yönünde dünya kamuoyunda oluşan beklentileri boşa çıkarmıştı. Sadece Katolik Kilisesi’nin kısmi sorumluluğundan bahseden Ratzinger Yahudi toplumu ve tarihçiler tarafında eleştirilmişti.

Ratzinger’in hatıralarda kalan diğer icraatı ise 2007’de Latin Amerika’ya yaptığı bir gezi esnasında yaşanmıştı. Ratzinger bu ziyarette, Latin Amerika’daki yerlilerin işgalciler tarafından uğradığı katliamlardan söz etmeksizin, yerlilerin heyecanla İsa’nın mesajlarını beklediğinden bahsetmesi büyük bir infiale neden olmuştu. Holokost’u inkar eden Richard Williamson isimli bir piskoposu savunması da Ratzinger’in unutulmayan sapmalarından birisi olarak hatırlanıyor.

 

Katolik Kilisesi’nin cinsel taciz skandalları 16. Benedict döneminde zirve yaptı. 16. Benedict’in papalıktan istifa etmesinin nedenlerinden biriside bu skandallarla mücadele ederken yorulması olarak gösteriliyor. İstifasından sonra ise Papa olmadan önce de Münih Başpiskoposu iken idaresi altında bulunan kiliselerde cinsel taciz skandalları ortaya çıkarıldı.

***

Ratzinger önceleri bu iddialardan habersiz olduğunu söyledi ancak daha sonra haberdar olduğunu söyleyerek mağdurlardan özür diledi. Ratzinger’in cinsel tacizler hakkında bildiklerini tam olarak kamuoyuna aktarmadığı yönündeki iddialar hala varlığını sürdürüyor.

Papa 15. Benedict’in ölümüyle tüm eski iddialar suçlamalar yeniden hatırlandı. Ratzinger’in teolojik kişiliği, Katoliklik ve Hıristiyanlık hakkındaki yorumları ise medyada pek yer almadı. Katolik Kilisesi ile ilgili tüm tartışmalarda akla ilk olarak cinsel tacizler geliyor ve Papa’nın ölümüyle de aynı şey yeniden yaşandı.