Tarih: 01.08.2018 23:57

Paganlar, kâfirler, köylüler ve kentliler

Facebook Twitter Linked-in

01. 08. 2018 Çarşamba

Köyleri, şehirleri ve kentleri var eden şey evlerin sayısı değil, evlerin içine sığdırılan yaşama biçimleri ve ruhlardır. Köy yahut şehir bir kabul ve ezber değil, sınırlarımızı çizen hakikatlerdir.  

Evi tasarlayan ve inşa eden insan, sonunda o evler tarafından kuşatılır ve tasarlanarak inşa edilir. Evine kapanan evine, köyüne kapanan köyüne, şehrine kapanan insan şehrine benzer, onun biçimini alır.

Dil gibidir ev. Uzamsal derinliği ve genişliği, kendi içine sığanın sınırlarını belirler. Dili olmayanın mimarisi yoktur. Kötü bir mimariden iyi bir dil doğamaz. Belki de tam da bu yüzden dillerin ortaya çıkışına dair bir anlatı olan Babil Kulesi hikâyesi, aynı zamanda bir mimari tasavvurdur ve mekâna dair etik bir sınır çizme girişimidir. 

"Dil, varlığın evidir" diyen Heidegger, bir  ev (kulübe) tarafından üretilmiş ve onun varlığı ve zamanı bu mekân ile çevrelenmiştir. 

Weber, şehirden farklı olarak ´Kent´in ancak modernitenin üretimi olan özgür birey tarafından kurulabileceğini ve şehrin de yine ancak o bireyi yaratabileceğini söylerken haklıdır. 

Nursi´nin, hür karakterini Kürdistan dağlarına bağlaması ile o dağların vadilerini bir ders rahlesine, bir edep mektebine benzetmesi aynı hakikatin yansımalarıdır. 

Çünkü temelde bir biçim olan mekân, içindekilere de biçim vermektedir

Daha önce toplumsal mekânlar köy ve şehir olarak ikiye ayrılırken, modernite ile birlikte bir de kent kavramı ortaya çıkmıştır. Kent şehir tarafından doğurulmuştur. Bu kavramlar çoğu zaman içinde yürütülen ekonomik faaliyetlerin aynılığından dolayı aynı sanılsa da aslında ortaya çıkardıkları ruh açısından birbirinden farklıdırlar. 

Kentlerin yapıları vardır, şehirlerin ise ruhları. Ya bir kimlikleri olmadan inşa edilmiştir kentler ya da özgünlüklerini kaybetmiş şehirler, kente dönmüşlerdir. 

Şehirlerin çekirdeğini mahalleler oluşturur. Kentin çekirdeğini ise şehirler ve şehre dair bilinç. İçiçe geçmişlerdir böylelikle. Bu yüzden iki kavram bazen zıt bazen ise aynı anlamda kullanılırlar.

Köy, kentin kökeni değildir. Kentlerin (ve şehirlerin) öncülü kutsal alanlardır. 

Arapça´da şehir anlamında kullanılan "Medine" kelimesi, Arami dilinde ilahi buyruk, kutsal hüküm anlamına gelen "din" ile aynı kökendendir. Avrupa dillerindeki "City" (Latince´de Site) ise "sivil"den yani yurttaşlardan, yerleşimcilerden, halktan alır ismini. Fakat daha önce kent yerine şehir kelimesini karşılayan "Town", türbeziyaretgâh gibi anlamlar taşıyan "Tomb" ile aynı köktendir. Yine "kutsal hüküm verme" alanları olan "höyük" anlamındaki "tumulus" da öyle.  

Köy ise ziraattir. Kürtçe´de köy anlamındaki "gund" kelimesi, "ekim" anlamındaki "çand-in" ile aynı köktendir. Buğday anlamındaki "genim" (Farsça´da Gandom), tohumlamak, döllemek anlamındaki "gand-in" de öyle. Kürtçe´deki Gund, Soğdça dilinde "Kand" olmuştur ve bu dilden Türkçe´ye yine "köy" anlamıyla geçmiştir.

Kaşgarlı´nın sözlüğündeki "kend", "kent"e dönüşmüş ve 1945 TDK sözlüğünde ilk kez "şehir" anlamında yer bulmuştur. Türkçe´deki "Köy" ise yüksek yerlerde kurulan yerleşkeler anlamındadır ve Kürtçe´deki "Ko" (Zazakî´de "dağ, dağ evi". Karşılaştırma için: Kurmancî Kox, Koxik; Mukriyanî Kûx; Behdinanî "Akoh", Bextiyarî: Koyh) ile aynı köktendir.

Kürtçe´de, şehir anlamındaki Bajar ise "Bazar" kelimesi ile aynıdır ve ticarete vurgu yapar. Haftanın ilk günüdür ve o gün pazarlar kurulur. Kelimenin kökenini "Ba-Şah-r" (Şah´ın yanında, Şahın gözetiminde) olarak yorumlayanlar "Şah"ı yine "kutsal emir" olarak konumlandırıyorlar (Karşılaştırma için: "Pir" anlamındaki Şeyh, Şêx ve Şef; kutsal yönetim alanı anlamındaki Şax, Şehir)

Medine yani şehir, kutsal alandır, dindir. Köy/lülük ise dindışılıktır. Bu yüzden bunun dildeki yansımaları da tutarlıdır.

Yahudilik´te vahiy her ne kadar dağda inmişse de Musa´nın dini şehirdeki köle İbranilerin dinidir ve onlara kutsal beldeyi vadeder. Hristiyanlık şehirde ortaya çıkmıştır ve ilk inananlarının tümü şehirlidir. Hatta Peygamber İsa´nın "köyden peygamber çıkmaz" dediği söylenir. Kuran´da ise adı geçen bütün peygamberler şehirlidir ve şehirlilik peygamber olmanın bir şartıdır. Bu kavrayıştan olsa gerek Hristiyan ve Avrupa literatüründe "Pagan" sözcüğü kafir, çoktanrıcı demektir. Oysa Pagus, Latince´de KöyPagan ise Köylü demektir.   

Kuran Arapça´sına "inkârcı, gerçeği gizleyen" anlamıyla giren "Kafir" sözcüğü ise tam da bu mantığa uyar ve Süryanice´de "köy" anlamına gelir. Kürdistan´ın birçok muhitinde "Kefer"adıyla başlayan köyler hala bu izi taşır. Kefercewzê (Mardin) Keferqûb (Urfa), Kefercebel (Antep) Keferber (Diyarbekir), Keferdis (Adıyaman), Keferrahim (Kilis), Keferzo (Siirt). 

Not düşelim:  

- Köy, kendine yetebileni üretendir. Kent ise kendinden fazlasını biriktirir, işi ticarete döker. 

- Köy inanır, kent inandığını satar.

- Köy, yabancıya düşman, kent ise yabancıya muhtaçtır.

- Köy değişmeyendir. Oysa kent, fikirlerin, malların ve insanların değiştirildiği yerdir.

- Bir köyün varlığı diğer bir komşu köyün de varlığına işarettir oysa kent, komşusu köyleri yutarak büyür.

- Bir köy, belki iki köy kadar büyüyebilir ama iki köy asla bir araya gelemezler. Çünkü köyü var eden diğer köylerle arasındaki mesafedir. Kent ise dönüşüme, birleşmeye ve iflasa her zaman yakındır.

- Kent tümüyle dinseldir, ibadethanedir. Köyün ibadethanesi ise tarlasıdır. Kentte tanrı mabette saklanır, köyde ise bir tohumun içinde.

- Kent, nesneleri sabitler, açık tanımlamalar koyar. Oysa köyün özünün ayrıntılı açıklanmasına gerek yoktur. Köy köydür.

- Bir köyün özü ancak gelenekle kavranabilir oysa kent, yazılı toplumlarda görülebilir düşüncenin geçmişi yansıtmasına dayanır.

- Kent yazıdır ve oranın bir tarihi vardır; köy ise muskadır, ona inanılır ve boyna asılır.

- Köy tektipçidir, aynıdır ve hep akrabadır. Kentte akraba yoktur, herkes yabancıdır, herkes farklıdır.

- Köy komşudur, şehir mahalledir oysa kent dar vakitlerde karşılaşmadır.

- Köy, beşikten kertilme imkânıdır. Kent, son bakışta aşktır çünkü bir daha o bakış olmayacaktır.

- Kent, kurgudur. Köy ise anlatı.

- Kentte trajedi varsa, kent iflas eder. Oysa trajedi olmazsa köylüler ölür. 

 




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —