CHP Genel Başkanı Özgür Özel, KARAR TV ekranlarında Taha Akyol, Akif Beki ve Elif Çakır’ın sorularını yanıtlayarak Türkiye gündemine dair açıklamalarda bulundu. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’na yönelik yargı operasyonlarını ve "adaylık" tartışmalarını eleştiren Özel, “Bizim adayımız Ekrem İmamoğlu’dur. Erdoğan, rakibini hapse atarak siyasi yasakla yenmeye çalışmanın bedelini ödeyecek” diyerek erken seçim ve adaylık konusuna dair konuştu.
Özgür Özel, ekonomik krizden "terörsüz Türkiye" sürecine, yargıdaki "filtre kahveli" sorgu iddialarından uçak gemisi projesiyle bağlantılı erken seçim tahminine kadar pek çok başlığı değerlendirdi.
EKONOMİ VE EMEKLİ MAAŞLARI: DEVLET BEY RACONU KESSİN
Emekli maaşlarının 20 bin lirada kalmasına tepki gösteren Özel, MHP lideri Devlet Bahçeli’ye doğrudan çağrı yaparken, “Devlet Bey bir büyüklük yapsın, tırnak içinde raconu kessin; 'Bunun oluru 24 bin liradır' desin, biz itirazsız oy vereceğiz" ifadelerini kullandı.
YARGI VE OPERASYONLAR: ALBAYRAKLAR İDDİANAMESİNİ KOPYALAMIŞLAR
İBB ve CHP üzerinden yürütülen soruşturmaları "geçmişin kötü bir taklidi" olarak niteleyen Özel, iddianamelerdeki "sistem" kavramının 2000’li yılların başında AK Parti’ye yönelik hazırlanan dosyalarla birebir aynı olduğunu savundu. Yargıdaki usulsüzlüklere dair "filtre kahve ikram edilerek Ekrem İmamoğlu aleyhine ifade vermeye zorlanan bürokrat" örneğini veren Özel, bu durumu Meclis Başkanı ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı’na da bizzat ilettiğini açıkladı.
ERKEN SEÇİM TARİHİ: UÇAK GEMİSİ VE 2027 SONBAHARI
İktidarın erken seçim planlarını projeler üzerinden takip ettiklerini belirten Özgür Özel, seçim takvimi içinse, "Türkiye’nin uçak gemisi inşasının denize indirilme tarihi 2028’den 2027 Eylül’üne çekildi. Bu durum, seçimlerin 2027 yılının Ekim veya Kasım ayında yapılacağına dair en güçlü işarettir" ifadelerini kullandı.
Özel'in cümlelerinden satırbaşları şöyle:
Elif Çakır: Geçen hafta, "Eğer herkes verdiği sözde durursa çok güzel bir gelişme olacak" demiştiniz. Ama öyle görülüyor ki verilen sözler tutulmadı. Emekli aylıkları 20 bin lira olarak komisyondan geçti. Siz bir önerge getiriniz, MHP ile aranızda bir polemik de oluştu. Değerlendirmeniz nedir?
Özgür Özel: Meclis'teki aritmetiğe bakıldığında AK Parti'nin 275 milletvekili var, MHP'nin de 47 milletvekili var. Bir arada çoğunluğu sağlayıp istedikleri her kanunu geçiriyorlar. AK Parti ile MHP bir olunca biz hep azınlıktayız. Emekli maaşı söz konusu olunca, işte en düşük emekli maaşının 18 bin 938 lira olup sonra da ‘Meclis bir şey yapmayacak mı?’ deyince 20 bin liraya çıkması. Emekliler arasında bu rakama bir infial oluştu. Bütün partiler tepki verdi. Bahçeli de , "Bu bir sefalet ücretidir" dedi. "Herkes sözünü tutarsa siz çoğunluktasınız" dedim. MHP'den herhangi bir itiraz gelmedi evvelki güne kadar. "Biz ittifak ortağıyız ama iktidar ortağı değiliz, CHP bu maaşlar üzerinden aramıza nifak sokmaya çalışıyor" dendi. Biz öyle bir şey yapmıyoruz.
"20 BİN LİRANIN ÜZERİNDEKİ TÜM TEKLİFLERE OY VERECEĞİZ"
İstediğimiz şey de çok büyük bir şey değil. 2019 yılı dahil en düşük emekli maaşının iki katıydı ortalama emekli maaşı. Bugün 23/20. Bütün emeklileri tabanda birleştirdiler. Birkaç yıl sonra bütün emekliler en düşük emekli maaşını alır hale gelecekler.
Bizim önergemiz reddedildi. Biz, "28 bin lira" dedik. Gerçekçi olmasa bile gerçekçi olanı onlar söylesin. Devlet Bey büyüğümüz. Bir büyüklük yapsın. Tırnak içinde raconu kessin. Desin ki, "Bunun oluru 24." Devlet Bey'in hatrı için 20 binin üzerindeki her rakama oy vereceğiz. Biz bu 20 bin liraya 'hayır' oyu vereceğiz. Geçen hafta biraz ümitliydik ama Devlet Bey'in bu yaklaşımıyla ümitlerimiz kırıldı.
"ASGARİ ÜCRET VEREN İÇİN 29 BİN LİRA OLACAKTI"
Taha Akyol: Biliyorsunuz bu iktidarın politikaları Türkiye'nin ve dünyanın saygın iktisatçıları tarafından 'popülizm' olarak niteleniyor. Bütçe imkanlarını zorlayarak, Sayın Erdoğan'ın deyimiyle, 'müjde' dağıttılar ama şimdi yapamıyorlar. Siz '28' derken kaynak üzerine bir çalışma yaptınız mı?
Özgür Özel: Biz asgari ücretin de 28 bin lira değil 38 bin lira olması gerektiğini savunduk. O sırada da kaynak tartışmaları vardı. Asgari ücrette şöyle bir açmaz var: Ya şah ya kale... Asgari ücret veren için çok yüksek alan için çok düşük. Berbat bir durum. Tekstilciler Mısır'daki maliyete bakıyor, oradaki maliyet çok düşük. Asgari ücret bu sebeple verene çok fazla geliyor. Onun ihracat kabiliyetini zorluyor. Bir diğer mesela küçük esnaf. Bir tane kuaför, bir kalfa ve bir çırak çalıştırıyor. Onlara verdiği ücret onun için zorlayıcı ama alan içinde geçinmek mümkün değil. Burada devletin devreye girmesi gerekiyor. Arkadaşlar planını çıkardı. Bütçe komisyonunda da tartışmaya açtık itiraz eden olmadı. Asgari ücret 39 bin liraya geldiğinde diğer ücretlerde asgari ücretin hemen üzerinde konumlanıyor. İnanılmaz bir Sosyal Güvenlik Kurumu'nun toplamda elde ettiği gelir fazlası var. Bunu dönüp, 1 ve 5 arası çalışanı olan küçük esnaflarla belli iş kolları üzerinde bunları prim desteği olarak verelim dedik. Devletin cebinden bir kuruş çıkmıyor.
Çok kabaca söylüyorum; Asgari ücret bu sefer alan için 39, veren için 29 bin lira oluyor.
Türkiye gibi bir ülkenin bütçesi bütün ihtiyaçlara yeter de hepsine birden yetmez. Öncelik belirleme işi olmalı. Bu sene bütçe kalemlerinin arasında 168 milyar lira vazgeçilecek kurumlar vergisi var. Emekliye 650 milyar lira yok, faize 2 milyar 4 lira var. "Emekliyi de düşünelim" hesabı yok. AK Parti ilk geldiğinde en düşük emekli maaşı bir buçuk asgari ücret alıyordu. Bunu Cumhurbaşkanı yardımcısı kabul ediyor. Dün Erdoğan, kendi ikna gücüyle bunun yalan olduğunu söyledi. 3'te biriydi dedi.
O açıdan bir kere şöyle bir büyük bir haksızlıkla karşı karşıyayız. AK Parti ilk geldiğinde en düşük emekli maaşı 1,5 asgari ücret alıyordu. Bu SSK emeklisi açısından. Hatta burada bir kez daha düzeltelim. Bu yıllardır konuşulur. Bunu Cumhurbaşkanı Yardımcısı bütçe sunumunda kabul ediyor. Plan ve Bütçe Komisyonu üyeleri kabul ediyor. AK Partili hatipler kabul ediyor. Bu o kadar herhalde yayıldı ve bir tepkiselliğe dönüştü ki dün Erdoğan kendi ikna gücüyle bunun yanlış olduğunu, bunun yalan olduğunu, kendileri iktidara geldiğinde asgari ücretin 184 lira olduğunu, ki bu doğru ama en düşük emekli maaşının 66 lira olduğunu söyledi. ‘Üçte biriydi’ dedi. Olacak şey değil. Hemen tabii; ‘Bu rakamı nereden çıkardınız?’ Nereden çıkarmışlar biliyor musun? Eskiden bizim Ege’de rençber Bağ-Kur’u dedikleri bir şey vardı. Tarım sigortalı Bağ-Kur. Günün birinde yani bir gün geliyor ve devlet diyor ki ‘Tarım sigortasına girmek ister misin?’ ‘Ben şimdi emekli olsam’ diyor kişi, 50 yaşında rençber, ‘75 yaşında emekli olacağım.’ Olmaz, onun aklına yatmaz böyle şey. Diyorlar ki ‘Geçmişte devlete verdiğin…’ ‘Koçan’ derler. ‘Bir pamuk koçanı bul…’ Veriyorsun, koçan imzalanıyor, alıyorsun ya. ‘Pamuk koçanı bul, tütün koçanı bu, üzüm koçanı bul, çay koçanı bul, Çay-Kur’a verilmiş; fındık koçanı bul, Fisko Birlik’e verilmiş.’ Yani geçmişte üretim yapıp sattığını ispat et. O senin Bağ-Kur’a giriş tarihin kabul edilecek. Bugün de emekli olmaya niyetlenmişsin. Arada da iş kazası geçirmemişsin ya. ‘İş kazası primi senden almam.’ ‘Hastalandıysan da ilacını kendin aldın. O aradaki sağlık primlerini almam. Filanca primi almam ama kendince aktüeryal dengeyi koruyacak emeklilik primlerini alırım ve seni kolay yoldan emekli yaparım. Koçanı bulursan.’ Bu koçanı bulanları ‘Ver şu kadar para’ deyip emekli yaptılar. Bir furya. Bu emekliler o zaman 66 bin lira almış. Hani bugün dul ve yetim maaşı var ya, 4 bin 800 lira. Şimdi ben desem ki ‘En düşük emekli maaşı 4 bin 800 lira’, kim inanır? O istisna. Bir emeklinin hakkı; işte dul kalmış, yetim kalmış ve yarısı anaya, yarısı çocuklara… Bizce de yanlış, çok az. O da en az asgari ücret olsun ama o başka bir bahis. Rençber Bağ-Kur başka bir bahis. Onun içinde normal bir sigortalılık yok. Bugünden geriye bir kapsama girme var. 9 bin 800 kişiye yapmışlar bunu. Erdoğan gitmiş, 10 bin kişiyi gösteriyor. Bizim bahsettiğimiz en düşük emekli maaşı alan kişi 4,9 milyon bugün. O rakama dönelim. Erdoğan’ın Tarım Bağ-Kur’u 66 bin lira, asgari ücret 184 bin lira dediği gün en düşük SSK emeklisi 276 bin lira alıyormuş. Yani 1,5 denen o. 1,50 asgari ücret alıyormuş. Şimdi 0,7 asgari ücret alıyor SSK’lısı, Bağ-Kur’lusu. Öyle olunca da burada çok ciddi bir itiraz var.
"BİRİNCİ PARTİYİZ"
Akif Beki: Şöyle bir açmanız mı yok mu? Toplum kesimleri lehine bir takım önerilerde bulunuyorsunuz. İktidar gerçekleştirdiğinde, "Onlar konuşur, biz yaparız" diyor. Bu durumda yararlanan halk kesimleri de bunu sizden değil iktidardan biliyorlar. İktidar, gerçekleştiremediğinde de verdiğiniz mücadele havada kalmış gibi oluyor. Emekliyi kışkırtmakla suçlanıyorsunuz.
Özgür Özel: Ben soruyorum; "Emekli ikramiyesini Kemal Bey sayesinde alıyoruz" diyorlar. O 4 bin lira ile şu anda bir but alırsın. Bir yanda EYT meselesi. O tansiyon çok yükseldi. Seçime giderken yaptı. Şimdi şikayet ediyor. Şikayet edecektin yapmasaydın biz yapsaydık.
Bütün anketlerde meslek kırılımları var. Gençlerde CHP 55 yaş üstünde açık ara önde. Emeklilerde CHP'nin oy oranı yüzde 54. CHP'nin birinci parti olmasını sağlayan en önemli şey özellikle emeklilerde açık ara birinci parti olması, gençlerde birinci parti olması. Aynı zamanda düşük gelirli seviyelerde ilk kez birinci parti olması.
Ev hanımlarında biz birinci değiliz. AK Parti döneminde istihdam olmuş. İş kuranlarda biraz daha gerideyiz. 25-25 yaş arası kafa kafayayız.
Cumhuriyet Halk Partisi, emeklilerin partisi değildi. Hatta bir ara şöyle bir şey olmuştu, hatırlayın, Kemal Bey noterden taahhüt verdi emekliler için. Tayyip Bey de sonra dedi ki ‘O taahhütname verdi, emekliler oyu bana verdi.’ Yani Tayyip Bey o zaman çok emindi emeklilerden oy aldığına. Zaten şu anda Cumhuriyet Halk Partisi’nin birinci parti olmasını sağlayan en önemli dinamikler, bir belli bir yaş grubunda ve özellikle emeklilerde 55 yaş üstünde açık ara birinci parti olmasıdır. 18-25 yaş arasında açık ara birinci parti olması, bunun yanında düşük eğitim ve onlar zaten çok atbaşıdır, düşük gelir seviyelerinde ilk kez birinci parti olması. Burada açık ara değiliz. Ama ilk kez birinci partiyiz. Hep CHP eleştiriliyordu işte ‘siz elitlerin partisisiniz’ filan. Tabii orada Meclis’e giderseniz, AUDİ’lerin nasıl yer değiştirdiğini de görürsünüz. En mütevazı arabalar CHP’lilerde, en fiyakalı arabalar AK Partililerde artık. Ama bu süreçte düşük gelir seviyesinin, yüksek yaş grubunun, emeklilerin ve gençlerin birinci partisi olmasıyla, birinci partisi olma pozisyonumuzu güçlendiren dört ana kolon bu.
AK Parti’den bize genel seçimlerde yüzde 1.7 gibi bir oy gelmişti o oy geçişlerini gösteren. Daha çok yerel seçimlerde kaymalar böyle doğrudan yerine, bize AK Parti’den gelen oydan çok yerel seçimlerde seçmen bizim Türkiye İttifakı diye söylediğimiz çizgide ve kendi partisinin adayının olmadığını ya da şanslı görmediği noktada bize destek vermişti. O duruyor. Ama yerel seçimlerde olmayan, örneğin Can Selçuki’nin araştırması dün yayınlandı. Mesela yerel seçimlerde bize AK Parti’den geçiş yüzde 7,1’ydi. Can Selçuki yüzde 6,9 olarak ölçmüş. Yani yerel seçimde gelmeyen bir kısım geliyor. Yerel seçimde gelen bazı oyların geri gitmesi çok normal. Örneğin DEM seçmeni. Adayı olmayan yerde bize oy verdiler ama genel seçimde kendisine oy verir. Ama Cumhurbaşkanı adayında kim kendisine daha yakınsa ya da geleceği açısından görüyorsa öyle verir. O yerel seçimden gelen oyu… Bugün yerel seçime yakın bir oydayız. Ama ‘Yerel seçimde oy veren herkesi biz tuttuk’ diye bir şey söylersek, DEM seçmenine... İYİ Parti’nin AK Parti olmasın diye… İşte Balıkesir’de aldığımız sonuç, Manisa’da, Trakya’da, Antalya’da aldığımız sonuçlar İYİ Parti’den gelen seçmen. Yerel seçim dinamiği içinde gelmişti. Bir kısmı tekrar bizi tercih edebilir. Bir kısmı partisine dönebilir. Ama Adalet ve Kalkınma Partisi’nden, yine söylüyorum. Can Selçuki’nin evvelsi gün yayınlanan son araştırmasında 6,9 puanlık Cumhuriyet Halk Partisi’ne bir kayış var. Yani yerel seçimde biz AK Parti’den çok alamadık ama bu seçimde biraz daha iyi bir noktadayız.
Taha Akyol: CHP, bir merkez partisi haline geldi. Daha çok kitlelere açık. Merkez sağdan bu şekilde oy almak önemli hale geliyor. Sizin partinizde de tesettürlü hanımlar. Bunun karşılığını görüyor musunuz?
Özgür Özel: Burada samimi kanaatimi söyleyeceğim. Burada açılım, lider için şöyle konforlu bir şey: liderlik algısını pekiştiren bir şey. Ben açılık meselesini şöyle görüyorum. Açmamış bir çiçeği ortaya çıkarmak için yaptığını iş doğal değildir. Doğal olanı organik olarak açabiliyor olması. Benim parti meclisi üyem Sevgi Kılıç, 'bize de bir tane başörtülü lazım' diyerek değil de Beykoz'un köyünden yüksele yüksele gelmiş alnının teriyle CHP'nin ilk başörtülü başörtülü genel başkan yardımcısı olmuş kişidir.
CHP'nin listelerinde başörtülü milletvekilleri göreceksiniz, zamanı geldi. Ama bu 'açılım olsun' diye değil. O onlara da hakaret, Türkiye'ye de hakaret. CHP'nin şu anda başörtülü arkadaşın varlığı bir mesaj değil. 'Başörtülü bütün kadınlar başörtüsüz bütün kadınlarla eşit şartlarda, gelin siyaset yapın' demek.
"DİYANET’İ NASIL YÖNETECEĞİMİZİ DE ÇALIŞIYORUZ"
Akif Beki: Milletin değerleri ile, dinle camiiyle kavgalı CHP algısı bir günde oluşmadı. Bu algının artık aşıldığını söyleyebiliyor musunuz?
Özgür Özel: Ben öyle görüyorum. Bursa Ulu Camii'de 270 tane selfie çektirdiğime göre... Biz Diyanet'i ve İmam Hatipleri kapatmayacağız. Barış Özgün hocamızı da PM'ye de davet ettik. Diyanet İşleri görevlendirmelerinin nasıl olacağını da yazıyoruz. Biz iktidar olduğumuz da Diyanet'i nasıl yöneteceğimizi yazmaya ve bunun propagandasını da yapmaya hazırlanıyoruz. Yazılı, somut bir vaadimiz olacak.
Bir kaygının oluğunu gözlemliyoruz. Ama eskiye göre din konusunda mesafe aldığımızı görüyoruz. AK Parti'nin bu kadar kötü yönetime karşın hala gerilememesi alternatif için bir takım şüphelerinin olduğunun göstergesi olabilir.

