Öteki Üzerinden Kimlik Kazanmak…

Hasan Dündar, hikmetakademisi.com’da “Öteki Üzerinden Kimlik Kazanmak…” başlıklı bir yazı kaleme aldı.

Öteki Üzerinden Kimlik Kazanmak…
Jürgen Habermas’ın ünlü bir kitabının adı:” Öteki olmak, öteki ile yaşamak “. Yazar kitabında ana fikir olarak “kültürler arasında… 

Öteki Üzerinden Kimlik Kazanmak…

Jürgen Habermas’ın ünlü bir kitabının adı:” Öteki olmak,öteki ile yaşamak “. Yazar kitabında ana fikir olarak “kültürler arasında ötekine yaşama alanı açmak ve bireylerin eşit haklarla bir arada yaşamasını” anlatmaya çalışmış ama öteki kim sorusu için bir cümlelik tanımdan ziyade bir muhayyile oluşturmaya çalışmıştır. Meraklısı YKY-Cogito dan çıkan bu kitabı okuyacaktır elbette.(1)

Fakat Alain Touraıne “Eşitsizliklerimiz ve farklılıklarımızla birlikte yaşayabilecekmiyiz” kitabında ( 2) “kimliklerimizi yitirdiğimizde birlikte yaşayabiliyoruz” diyor. Burda kastedilen kimlik şövenizmidir. Şimdi kimlik ve kişilik gibi bizi oyalayacak ve çok aldatıcı bir sorunun vadilerinde gezmek bizi bu yazının çerçevesinin dışına çıkarabilir. Ama Prof Dr Şinasi Gündüz Hocanın  “Küresel sorunlar ve Din “adlı kitabında dediği gibi “Küresel köyde öteki ile yaşamak” zorundayız.(3)

“Öteki” tanımı ideolojilere ve dinlere göre farklılık gösterse de ana damar olarak aslında aynı şeyi tarif eder. Birinin müminine göre diğeri kafirdir. Neye göre derseniz(4)  ? Doğru nedir ? sorusuna da cevap bulmak lazım. Hadi diyelim doğruyu tarif ettik ve anlaştık bu defada Özne kim ? Sorusu gelir peşinden. Özne, benmi yoksa bizmi ? Yada onlarmı ? Sonuçta dışlayacakmıyız yoksa kapsayacakmıyız ? Veyahut kurtaracakmıyız yoksa teslimmi olacağız ?  “Böyle düşüncelere sahip kişi ve gruplar toplumsal alan dışına itilir ve “öteki”leştirilir. “Öteki” kavramını sorgularken aslında hepimizin birbirimize karşı öteki olduğunu görürüz. Öteki bizden olmayan, bilmediğimiz, korktuğumuzdur. Toplumsal anlamda ise bu kavram daha derinleşmek te ve karmaşık hale gelmektedir. Öteki kelimesi bilinenden ayrı, öbür, diğer anlamlarına gelmektedir. Her toplum ve medeniyetin bir “öteki” kavramı mutlaka vardır.” Başka bir deyişle, “ötekileştirme” karşındakilerin haklarını sınırlandırmak ya da yok etmek anlamına gelmektedir.Ünlü filozof Marx’in da dediği gibi “insan kendi kendisinin karşısında iken, onun karşısında olan ötekidir” (Marx, 1993:148)(5)

Alain Touraıne göre özne bireye dayanır ve bireyin özerkleşmesi, kurtulma isteği öznenin oluşumunda temeldir. Özne oluşmuşsa öteki bellidir. Touraine’e göre Özne, bireyin bir eyleyen olmak için verdiği çabadır. Ne bireyi yaptığıyla özdeş kılan deneyimin bütünüyle, ne de bireye yön gösterip bir eğilim kazandıracak bir üst ilkeyle karıştırılabilir. “Öznenin, kendi kendinin üretiminden başka bir içeriği yoktur. Durmadan hareket eden, düzensiz ve dengesiz bir evrende kendi kendisinin parçalanmasına karşı direnme gereksinimi ve isteği dışında hiçbir davaya, hiçbir değere, hiçbir yasaya hizmet etmez” (6 ) Peki öteki? Öteki köyden kovulan hatta 9.cu köyden kovulandır.Aslında okuyucunun imkanı olsada Tuncay ÖZKAN’ın “Ötekiler” romanında bir ÖTEKİ insanın hikayesini okuyabilse (7 )  fakat “Jo Waltonun ötekiler arasında” romanındaki ötekiden farklı bir öteki var. (8)  Bazen de özne tanımına karşı çıkmaktır ötekilik.Yani farklı olmak, minnet etmemek, başka şeylerin olduğunu da ifade etmektir öteki. Çağları ve dönemleri değiştirenler ötekilerdir. Ama öteki olmak için ötekilik hiçbir düşüncenin eseri değil sadece heva ve hevestir…   Özne “öteki” üzerinden kendisini tanımlar, özne için öteki vazgeçilmezdir, varoluşunu tanıyabilmesinin zorunlu koşuludur; “kendi kimliğimi tanımlamak için ‘öteki özneye ihtiyaç duyarım. ‘Ötekinin benim ne olduğum hakkındaki düşüncesi, benim en mahrem özkimliğimin yüreğine kazınır” (Zizek)  (9)    Çünkü Terörist Başı” Abdullah Öcalan’ın hevaliydi, yıllarca çatıştığı,
düşmanı Genel Kurmay Başkanı İlker Başbuğ’un “suç ortağı” yapıldı. Hep “ötekilerin” tarafına düştü.“Hüseyin” yazarken “Rızgar”, Rızgar” yazarken “Hüseyin” “öteki” oldular! Gerçek ama sanki bilim kurgu… Kulakların çınlasın Jo Walton sende Moriyi öteki zannediyorsun bilim kurgu romanında… Elle tutulur gerçek kimlik mesela Siyasi Hüseyin/Rızgar yada Hayali Gerçek Morinin büyüsüyle oluşturduğu ötekinden farklı bir öteki daha var Dostoyevski’nin Romanın da, ( Öteki’nin)  ilk beş bölümü, gerçek dünyada kendini öne çıkarmaya çalışan Bay Golyadkin’in “serüvenler”ini anlatır. Yeni bir diziyi başlatan geri kalanı ise, her yerde ötekisinin onun yerine geçmesini ve nihayetinde kendisinin deliliğe kapılıp gitmesini önlemekten ibaret olan başarısız mücadelesini resmeder. Öteki, başlangıçta hürmetkardır, yağcıdır, yaltakçıdır ve korunmak için Bay Golyadkin’e yalvarır. Bu tavırlar muhtemelen, Bay Golyadkin’in de aynı tarzda dav ranmak durumunda kaldığı kariyerinin başlangıç dönemini yinelemek anlamına gelir; ötekinin anlattığı geçmiş yoksulluğa ve aşağılanmaya dair mutsuz hikaye, Golyadkin’in kendi hayatına bir geri dönüş olarak alınabilir. Ötekinin bağımlı statüsü, Bay Golyadkin’in elde etmeyi henüz başardığı ve onun “hırs”ını besleyen görece özgüvenli konumunu ifade eder. Ama o zaman, öteki, Bay Golyadkin’in güvenine sız dıktan ve onun tüm sırlarını öğrendikten sonra onu “aldatır” (Bay Golyadkin’in, boyun eğmeyerek üstlerini “aldatıyor” olması gibi) ve Bay Golyadkin’in karışık umutlarını ve korkularını boşa çıkarmaya başlar. (10 )

Gelgelelim bizim İslamcıların mahallesine. Bilirsiniz bizde birey yoktur. Birey ve bireyselleşmek genel İslami anlayışımıza pek uymaz. Bizde cemaat esastır. Daha doğrusu kendin için istediğini kardeşin için istemek.Yoksa adına cemaat denilen Marxist-Leninist şemalara göre dikey yada yatay oluşturulmuş toplulukları kastetmiyorum. İslami cemaatte ISAR temel esastır. Bunun içinde cemaat söz konusu ise doğru bir ifade ile birey değilde “ferdi vahid”dir bizim tanımımız. Onun için kula kulluk ret edilir. Allah’a kul olmak gerçek özgürlüktür. Bu minvalde Yani Allaha kul olmayan ötekidir. Özne oluşmuşsa öteki zımmidir veya cizye verecektir, gibi toptancı ve özensiz yaklaşımlar bizi ötekileştirir. Akıl olmadığında Özne, kendi kimlik saplantısına takılır kalır, Özne olmadığı takdirde de, Akıl bir güçlülük aracına dönüşür… Burada öteki kavramını olumsuz toplumsal sonuçlar üzerinde durmamız aslında onlardan kaçınma yollarını arayışımız dolayısıyladır. Ötekinin olmadığı bir toplumu düşünmek zordur. Ötekinin olmadığı bir toplumda kimlikten toplumsal gruplardan söz etmek olanıksızdır. Öteki çatışmaya neden olduğu kadar yaratıcılığın mekanizmalarını oluşturan özenmeye yarışmaya hatta olumlu işbirliğine de kaynaklık eder. Ötekinin olmadığı bir toplum arayış anlamsızdır, anlamlı olan arayış bir toplumca çatışma yaratmayan dışlayıcı olmayan öteki anlayışlarının nasıl kurulacağıdır. Burada anahtar kavram ötekileri yaratan bizlerin bir üstünlük iddiası taşımamalarıdır. Bizler ve ötekiler hiçbir biçimde üstünlük ima etmeyen farklılaklar üzerine kurulduğunda ya da işten ve dıştan sürekli olarak eleştirilere üstünlük idaalarından arındırılarak sadece farklılıklara indirgendiğinde bir sorun kalmayacaktır.  (11)

Müslüman, mümin, kafir, münafık, müşrik, mutref, mustadaf, Karun, firavun, ehli kitab, hırıstiyan,Yahudi…bütün bu sayılanların bir ötekisi vardır.Yani öteki her zaman kötü ve yanlış değildir.   Günlük yaşam aslında sıradanlığın, tekdüzeliğin ve tabii olanın alanıdır. Eski ile yeninin, aynı ile farklının, ‘ben’ ile ‘öteki’nin karşılaştığı ve yine “ötekinin” “ötekileştirildiği” alandır. “Ben” ve “Öteki” arasındaki ilişkinin, birbirini sürekli kıyaslayan, tanımlayan ve yok sayan boyutuyla ontolojik karakterli olduğu söylenebilir. Ancak ‘Öteki’ kavramı ile ‘ötekileştirme’ kavramları arasında şüphe götürmez derin anlamsal farklılıklar vardır.  Bireyler, toplumun hedeflediği idealler, değerler ve inançları doğrultusunda toplumsal kimliklerini oluştururlar. Kimliklerin oluşumunda farklılıklar ya tolera edilerek kabul edilir ya da ön yargılarla ötekilenip dışlanır. Kimliğin iki önemli bileşeni vardır; “farklılık” ve “benzerlik”. Farklılık, bireyi ve grubu diğerlerinden ayırıp farklılaştırırken benzerlik ise, bireyi ve grubu diğerleriyle yakınlaştırıp birbirine benzeştirmesidir…(12)

Gelgelelim ötekileştirmenin topolojisine.(13) Dünya hayatında karşılığı olmayan bazıları uhrevi hayatta karşılığım olur sevdası ile öteki üzerinden kimlik devşirme peşine düşmüşler. İslam dini bu kimliksizlerden çektiği kadar başka kimseden çekmemiştir. Müslümanlarda bu dini parça parça edip her gurubun yanındakiyle kendini övdüğü ve kendisini fırkayı Naciye ilan ettiği kimliksizlerden çok çekti. Ama varsa yoksa saldırı, varsa yoksa iftira, yalan, dolan sahtekarlığın bini bir para…sonuç “öteki” üzerinden kimlik kazanmak…Peki öteki kim ? Soymak istediği, çarpmak istediği, bileğini bükemediği, yetişemediği, kıskandığı, hased ettiği hep öteki. Ya kendisi kim ? Adını bile söyleyemez. Sanını bile yazamaz. Çünkü kimliksiz… Kimliği olmayanda kişiliksiz… Kendini altun zanneden teneke.. Çok ses çıkarmasıda ondan…

D İ P N O T L A R :

1- Jürgen Habermas -Öteki” Olmak, “Öteki”yle Yaşamak – Siyaset Kuramı Yazıları / YKY yay-Cogito-114
2-Alain Touraine-Eşitliklerimiz ve Farklılıklarımızla Birlikte Yaşayabilecek miyiz? (YKY, 2000),
3-Prof Dr Şinasi Gündüz Hocanın  “Küresel sorunlar ve Din-Ankara okulu yay.1.bsk.2005-sh-65
4-M.Mutahharri.-Kuran Araştırmaları-C.2 Tuba yay.ist.1998-sh-25 / Müslümanda Tağutu tekfir babından kafirdir.. Yani Tağutu inkar edendir…
5-Prof. Dr. Yasemin İnceoğlu & Dr. Savaş Çoban/Azınlıklar, Ötekiler ve Medya -Ayrıntı yay.ist.1.bak-2014
6-Alain Touraine-A.g.e- sh-27/115
7Bkz…http://ahmetsaltik.net/arsiv/2013/11/TUNCAY_OZKANin_OTEKILER_kitabi_ozeti_16.11.13.pdf
8-Jo Walton—Ötekiler Arasında-:İthaki Yay.ist.
9-Zizek, S. “Kırılgan Temas” Metis . İstanbul .2011- 3.bsk-sh-97
10-Dostoyevski -Öteki -iletişim yay.2011-ist.5.bsak.sh-214
11- İlhan Tekeli- Tarih yazıcılığı ve öteki kavramı üzerine düşünceler-Metis defter-sh-106
12-Ertan Özensel .Prof. Dr.Selçuk ünv.–Farklılıkların Birarada Yaşamasında Bir Sorun Alanı Olarak Ötekinin Ötekileştirilmesi – SEFAD, 2020; (43): 369-378
13- Ötekileştirmenin  topolojisinden kastedilen, ötekileştirmenin değişmeyen yönünden başka, çeşitli kılıklarda tezahür eden makrofiziksel ve mikrofiziksel gö-rüntüleridir. Çünkü: Topoloji, yüzeylerin ve genel şekillerin özelliklerini inceleyen, fakat uzunluk ve açılarla ilgilenmeyen geometri dalıdır. Önem verdiği şeylerin başında, şekillerin başka bir şekle dönüştüklerinde değişmeyen özellikleri gelir. Topolojide şekilleri dilediğimiz gibi çekiştirmek serbesttir, hatta bu yüzden topolojiye bazen “lastik levha geometrisi” denir.(https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/889375)

 

Kaynak: farklı bakış