Tarih: 01.01.2022 11:19

Orta Çağ zihniyeti ya da katiline âşık zavallılar

Facebook Twitter Linked-in

İsmail Kılıçarslan yazdı;

Batı dünyasının ürettiği Orta Çağ karanlık, yobazlıkla dolu, berbat bir zaman dilimiydi. Sadece Amerika’nın bulunmasının ardından kıtada girişilen katliamla ve sanayi devriminden sonra gelişen o insanlık dışı düzenekle yarışabilecek bir karanlık.

Dikkat isterim. Hem Orta Çağ, hem emperyalist gözü dönmüşlük, hem de sanayi devrimi Batı’nın, Batı aklının ürettiği karanlık dönemlerdi. Tıpkı iki dünya savaşı gibi, Vietnam gibi, Irak ve Afganistan işgalleri gibi.

Bugün insanlığın sıkıştığı yeri, bir başka deyişle Batı’nın kendi refahını sürdürebilmek için geliştirip gerçekleştirdiği her türlü pisliği izah ederken “ama adamlar gelişmiş ve müreffeh” deniliyor. Gelişmenin ne pahasına ve hangi canlara kastedilerek geldiğini izah bile etmenize izin vermiyorlar. Aslında söylemek istedikleri şey şu: “Biz de ne pahasına olursa olsun gelişmiş ve müreffeh olalım.”

İşte kablonun temassızlık yaptığı yer tam da burasıdır. Bizim ülkemizde gelişmişlik ve refah isteyen Kamalist oligarşi, bu gelişmenin ve refahın sağlanmasının yegâne yolunun Batı’nın ürettiği gelişmişlik ve refah yöntemleriyle söz konusu olabileceğine dair bir sarsılmaz iman geliştirmişlerdir.

Bir yanıyla kötü planlanmış bir dini organizasyona benzeyen Kamalizm, çarenin Batı’da ve Batı’nın yöntemlerinde olduğunu düşünmüştür düşünmesine ama hiçbir zaman diliminde “Batı’nın ortaya koyduğu şekliyle” bir gelişim haritasına sahip olamamıştır. İnsan kaynağı kalitesiz, projeleri berbat, genel anlamda da sekter denilebilecek bir tecrübe üretmiş, Türkiye’nin önünü her bakımdan kesen bir akıl tutulmasına dönüşmüştür zaman içerisinde.

Kamalizm, özgün bir ajanda geliştirebilecek imkân ve fırsatlara sahipken bunu başaramamış, tuhaf bir bürokratik tıkanmayı ve askeri vesayeti yöntem olarak benimsemiş, bu sebeple de hemen her seferinde az ya da çok kabiliyetli sağ politikacılar tarafından tokatlanmış, yenilgiye uğramıştır.

Hal böyle olunca zaman içinde rijitleşmiş, rijitleştikçe “halkımız eğitimsiz”den başlayan tuhaf bir “tutulma” daha geliştirmiştir. Bu tutulma belirgin savrulmalara yol açmış, o savrulmalar da giderek “daha sıkı Batıcılık” pansumanı ile tedavi edilmeye çalışılmıştır.

“Katiline aşık zavallı Kamalist”, tam buradan neşet eden bir insan tipidir işte.

Bu, burada bir dursun.

CHP’nin bir şeyi Özgür Özel, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın 4-6 yaş arası çocuklarımıza Kur’ân öğretmesi karşısında yaşadığı dehşeti ancak “Orta Çağ zihniyeti” diyerek atlatmaya çalışan bir Kamalist mümin bence. Çünkü Özel ve diğer katiline aşıklara göre din, insanlığın ve daha da önemlisi bilimsel ilerlemenin karşısındaki en büyük engeldir. Çocuklarımıza küçük yaşta Kur’ân öğretirsek çocuklarımız asla bilimsel gelişme elde edemez. Bilimsel gelişme elde edemezsek asla gelişemeyiz çünkü Batı’nın ürettiği tecrübe bize bunu böylece öğretmektedir. Çocuklarımıza din öğretirsek matematiğin “-m”si, fiziğin “-f”si söz konusu olamaz memlekette.

Özgür Özel’e kızmıyorum bu yaklaşımı için. Bildiği ve inandığı tek yöntem bu, adamın. Batı’nın ürettiği “din-bilim çatışması”nın çok doğru olduğunu düşünüyor.

Özel’e göre camiler kilisedir ve kilise bilime düşmandır. Bilimsel gelişmeyi yok sayar. Dolayısıyla bilim, karanlık Orta Çağı ortadan kaldıracak yegâne anahtardır ve dinin insan hayatından çıkması, insanın varlığını sürdürmesinin biricik yoludur.

Batı’nın ürettiği tecrübede bu böyledir elbette. Karanlık Orta Çağ’ı bilim ve sanatla yenmişlerdir. Ardından da ürettikleri bilimi dünyanın geri kalanını sömürmek için orantısız şekilde kullanmışlardır. Bu, ayrı bir bahis.

İslâm’ın bir Orta Çağ’ı olmamıştır. Dolayısıyla İslâm, Özel’in zannettiği gibi bir “Orta Çağ zihniyeti” de üretmemiştir. Mektep ve medreseler aynı zamanda bilimsel gelişmenin garantisi olagelmişlerdir İslâm tarihi boyunca. Son 200 yıllık gerileme, duraklama döneminde üretilen kimi “lokal yobazlıkları” dışarıda tutarsak -ki önemsiz bir toplamdır- cami asla bilime karşı olmamış, aksine bütün gücüyle bilimi desteklemiştir.

Bilimsel gelişmeye “ahlâkî şerhler” koymak ise İslâm tarihi boyunca gördüğümüz bir şeydir. Zira İslâm, Kamalizm dininin katı yobazlığının ve karanlık zihninin aksine insanın bütün gelişimini ve refahını bilimin gelişmesine bağlamayacak kadar “aydınlık” bir dindir.

Katiline aşık zavallıların anlamadığı, anlamaya yanaşmadığı şey şudur: Batı’nın tecrübesi insanlık tarihinin tek tecrübesi değildir. Batı’nın yöntemleri insanlık için en iyi yöntemler değildir. Ve en nihayet, Batı, dine karşı çıkarak gelişti diye dünyadaki diğer toplulukların da bunu böylece yapması gerekmez. Çünkü aynı sonucu vermez. Çünkü bilime karşı olan şey din değil, kiliseydi. Ve bu, bir iktidar meselesiydi. Gerçi Kamalizm dininin mensuplarının dine karşı çıkması da iktidarlarıyla ilgili bir mesele. Bir türlü sürdüremedikleri, sürdürebilmek için “kurduklarını ifade ettikleri ülkenin bölünmez bütünlüğüne kasteden organizasyonlarla rahatça işbirliği yapan” iktidarlarıyla ilgili yani. Ve bu, kabul edersiniz ki hiç bilimsel değil. Burada matemağin “-m”si yerine “akıl tutulması”nın “-a”sı var.




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —