Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

‘Öldükten sonra çözeriz’

Yusuf Ziya Cömert, tanıdığı ve arkadaşı olan ve bir, iki gün önce vefat eden, hayatı boyunca kapitalizme karşı duran ve o minvalde bir yaşam süren Bülent Akyürek’e yönelik şahitliğini dile getiriyor.

‘Öldükten sonra çözeriz’

“Abi otuz günüm kaldı” demişti bir görüşmemizde.

Ağır hastaydı. Aramıyordum. Telefonu açmıyor diyorlardı. Hakan (Albayrak) “Sen ara, iyi olur” demişti, aramıştım.

Kaç günümüz kaldığını bilmemek Allah’ın insana bahşettiği güzelliklerden biridir.

Birisi, aslında birisi değil, arkadaşınız, otuz gün ömrü kaldığını söylediğinde ne yaparsınız?

Hiçbir şey. Aczinizi görürsünüz.

Basmakalıp bir şey söyleseniz? Ya da bir teselli cümlesi?

Bana göre değil.

Hayatta gıcık olduğum şeylerden biri WhatsApp gruplarında vefat haberlerinin altında sıralanan yüzlerce “Allah Rahmet eylesin mekânı cennet olsun” cümlesidir.

Bülent Akyürek vefat etti

Merhum yazar Bülent Akyürek

 

İnsanın ölen birisi için dua etmesi, rahmet istemesi güzeldir. Allah’a seslenirsin. O’ndan dilersin.

Allahu Teala sana kendisiyle aracısız konuşma imkânı vermiş. Niye WhatsApp’tan söylüyorsun, doğrudan söyle.

Sosyal medya paylaşımlarının altına yazmak herhalde dua değildir.

Teksirle çoğaltılmışçasına alt alta yüzlerce Allah Rahmet eylesin.

Byung Chull Han bir makalesinde ‘like’ı yani ‘beğeni’yi “Amin”e benzetiyordu. O da öyle bir şey.

Kurabileceğim en müsamahakâr cümle şu: Bir şey sosyal medyaya düştüğünde sahiciliği eksilir.

Basmakalıp bir laf, bir teselli cümlesi, sırıtır.

Ayrıca benim tabiatıma uygun değil.

Benimle çelişmeyen basmakalıp da olmayan birkaç cümle kurdum. Şimdi bir daha kur deseniz kuramam.

Dün, öğle sıralarında Karar’daki muhabir arkadaşlar haber verdi.

Bülent Akyürek ölmüş.

‘Ölmüş’ demek ‘vefat etmiş’ demekten daha yalın, daha sahici.

Bülent Akyürek de sahici bir adamdı. Törensiz, protokolsüz, yalın.

Şu kelimeyi müsaadenizle kullanayım:

‘İroni.’

Türkçede karşılayan bir kelime yok. Hiciv, mizah, eleştiri, kinaye, anca bir tarafını karşılıyor.

Var da ben bilmiyorsam cahilliğime bağışlayın.

Bilmediğime bilmiyorum demeye her zaman hazırım.

Bülent’in hayat şekli… Veya tarzı. İkisi de değil.

Bülent’in hayatı…

İroni görünümünde hüzündür.

‘Hüzün’ eksik kaldı.

Bir de o hüznün içinde ikamet eden acı.

Kitaplarının adlarında bulabilirsiniz ‘ironi”yi.

“Öğlen namazına nasıl kalkılır?”

“Yılgın Türkler.” “Güzel susma sanatı.” “Felsefeden acil çıkış.”

Bahsettiğim hüznü ve acıyı kitaplarında kolay kolay göremezsiniz.

O, Bülent’in yüz hatlarına biraz yansımıştır.

Ama aslı, bütün şiddetiyle, bütün ağırlığıyla Bülent’in içindedir.

Geç tanıştık Bülent’le. Zannediyorum 2010 yılından sonra.

Tanıdığım günlerden beri bacaklarında bir sıkıntı vardı. Kemikleriyle ilgili.

Koltuk değneğiyle dolaşıyordu.

İroni’nin daniskası:

“Koltuk değneklerimin yüz bin bakımı gelmiş.”

Bülent Ankara’yı mesken tutmazdan önce bilhassa yaz mevsiminde Halil’in Hoca Ahmet Yesevi camiinin avlusundaki çay ocağında Bülent’le ve talebeleriyle çay içip sohbet ettiğimiz çoktur.

Talebeleri vardır Bülent’in. Zannediyorum okuma derslerinin eski müdavimleri. Genç adamlar. Aşina olduk. Artık onlar benim de arkadaşlarım.

Bülent söylediği vakitlerde ölmedi.

Bir yıl kadar sonra, bir gün… Gün mü gece mi?

Aradı, “romanım çıkıyor” dedi, “Satılık adam.”

“Bir de kitabım. Geriye doğru ileri.” (Ketebe.)

Kitapların basıldığı günlerde İstanbul’a geldi. Yine Halil’in mekânında oturduk, söyleştik.

“Hüznü kitaplarında göremezsiniz” cümlesine ‘Satılık Adam” dahil değil.

Satılık Adam Bülent’in “25 yılda yazdım” dediği romanı.

Orada acıyı da hüznü de görebilirsiniz.

Ben romanı okuyordum. Henüz bitirmemiştim. Bitirince güzelce çalışıp yazacaktım. Sağlığında kısmet olmadı.

İlk izlenimimi söyleyeyim.

Satılık Adam’daki bütün kahramanlar Bülent veya Bülent’in akisleri.

Romanın içinden bir cümleyi Bülent’in bir hatırası olarak şuraya yazalım:

“Hayat hayattayken anlaşılacak bir şey değil. Biz dünyaya ölümü anlamak için geliyoruz. Hayatı öldükten sonra çözebileceğimizi sanıyorum.”

Çok çile çekti. Çok acı çekti.

Allah onu ferahlatsın.



Anahtar Kelimeler: ‘Öldükten sonra çözeriz’

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir


YAZARLAR

Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

HABERLER