Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

“Öcalan Komisyon’a PKK’yı neden kurduğunu, bu süreci neden başlattığını anlatmak, onların düşüncelerini öğrenmek istiyor”

TBMM Başkanvekili ve DEM Parti İmralı Heyeti üyesi Pervin Buldan, heyet olarak geçen hafta Abdullah Öcalan’la yaptıkları görüşmeye dair konuştu.

“Öcalan Komisyon’a PKK’yı neden kurduğunu, bu süreci neden başlattığını anlatmak, onların düşüncelerini öğrenmek istiyor”

TBMM Başkanvekili ve DEM Parti İmralı Heyeti üyesi Pervin Buldan, heyet olarak geçen hafta Abdullah Öcalan’la yaptıkları görüşme ve TBMM Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun Öcalan’ı ziyaretiyle ilgili Mezopotamya Ajansı’na konuştu.

Buldan’ın açıklamaları şöyle:

“En son 3 Kasım tarihinde sayın Öcalan’la yaptığımız görüşme yine uzun bir görüşme oldu. Hemen hemen bütün görüşmelerimiz 2 saatten fazla sürüyor. Bu son görüşmemizde de başından beri sayın Öcalan’ın çok moralli, çok sağlıklı, çok güçlü ve kendine olan özgüveniyle masadaki yerini aldığını gördük. Her seferinde, 2015 süreciyle bu süreç arasında 10 yıllık bir zaman kaybı olmasına rağmen, bu süreç için hepimiz her türlü katkıyı sunacağız, elimizden geleni yapacağız. Sayın Öcalan tabii ki bu meselenin başaktörü, bu sürecin baş aktörü. O yüzden kendisiyle yaptığımız görüşmeler oldukça önemli ve oldukça kıymetli sayın Öcalan her seferinde çok moralli.

“Koşulların iyileşmesi lazım. Siyasi heyetlerin, ailelerin ve avukatların görüşmelerinin bu dönemde daha fazla gerçekleşmesi çok önemli, çok kıymetli. Sayın Öcalan toplumun birçok kesimiyle görüşmek, farklı çevrelerle diyaloğa geçmek istiyor. Bu sürecin ilerleyebilmesi için temas kurması gerekiyor. Bütün bunları yapabilmesi için de şartlarının ve koşullarının iyileştirilmesi gerekiyor. Bu konuda bir çaba var, bunu inkâr etmemek lazım. Ama yeterli mi? Elbette ki değil.

“Akademisyenler, yazarlar, aydınlar, gazeteciler ve siyasi heyetler… Bu kesimler sayın Öcalan’a kafalarındaki soruları, öğrenmek istediklerini, kaygılarını ve düşüncelerini doğrudan kendisiyle paylaşmak istiyorlar. Sayın Öcalan da aynı şekilde, ‘Ben PKK’yi, 50 yıllık bir hareketi, bir örgütü neden sonlandırdım? PKK’yi kurarken amacımız neydi, şimdi hangi amaçtayız?’ gibi sorulara açıklık getirmek istiyor. Bütün bunları toplumun farklı kesimleriyle konuşmak, anlatmak ve onların görüşlerini de dinlemek istiyor. Ayrıca biz ayda bir gidiyoruz, aile ziyaretleri arada bir gerçekleşiyor, birkaç seferdir avukat görüşleri de yapıldı. Fakat bunun daha fazla süreklilik kazanması gerektiğini, sürece katkı açısından bunun çok önemli olduğunu özellikle belirtmek istiyorum.

“(PKK’lıların Türkiye’den çekilmesi) Önemli bir adım. Biz de bu adım atılırken sürece pozitif bir katkı sağlayacağını düşündük ve bunu birçok yerde ifade ettik. Sayın Öcalan da bu atılan adımı oldukça kıymetli buluyor. Zaten sayın Öcalan’ın katkıları doğrultusunda bu adım atıldı. Yani örgütün, sayın Öcalan’dan gelen mesajlarla bunu gerçekleştirdiğini ifade edebiliriz. Sayın Öcalan, 27 Şubat çağrısının ardından birçok kez çağrılar yaptı ve mesajlar gönderdi. Sadece 27 Şubat çağrısıyla kalmayıp, aynı zamanda PKK’yi kongre toplamaya davet etti. Kongre toplantısıyla birlikte kendisini feshetmesi gerektiğini ifade etti. Silahlı mücadelenin bittiğini ve artık siyasetin devreye girmesi gerektiğini çok açık bir şekilde söyledi. Bunun için de bütün kararlılığını ve iradesini ortaya koydu.

“Bundan sonra atılacak herhangi bir adımda da sayın Öcalan’ın rolü ve misyonu yine çok önemli olacak. Sayın Öcalan süreci değerlendirirken; bu adımları çok kıymetli ve önemli buluyor ve sürece katkı sağlayacağını biliyor.

“Başından beri sayın Öcalan hep uyarılarda bulundu; süreci bozmak veya sabote etmek isteyenler olacağını söyler. Bütün bunların önünü almak adına Türkiye’deki güçlerin geri çekilmesi ve bazı mevzilerin boşaltılması kararı alındı. Yapılan çağrı bu mahiyetteydi. Örgüt de bu çağrıyı kabul etti, sayın Öcalan’ın yanında olduklarını, verdiği mesajı dinlediklerini, aldığı karara saygı duyduklarını ve bir bütün olarak hareket ettiklerini ortaya koydular. Bu da çok önemli. Ama tabii ki provokasyonlara karşı sadece bunlar değil, her türlü önlem alınmalıdır. Çünkü çok hassas yürütülmesi gereken bir süreçtir. Ciddiyetle ele alınması gereken bir süreçtir. O yüzden her türlü provokasyona açık olan bir konuda, her iki tarafın da yani sadece bir tarafın değil, her iki tarafın da bunun önlemlerini alması, provokasyonlara zemin sunmaması ve bir an önce bu meselenin artık barışla taçlanması, bunun için de gerekli adımların hızla atılması gereken bir dönemdeyiz. Yoksa gerçekten bozmak isteyen, süreci sekteye uğratmak isteyen güçler elbette ki var. Her zaman olduğu gibi.”

Buldan, Öcalan’ın “Yıkıcı ve negatif değil, pozitif bir aşamayı geliştirmeye çalışıyoruz. Pozitif aşamaya geçebilmek için herkesin hassasiyet, ciddiyet ve sorumluluk bilinciyle hareket etmesi hayati önemdedir” açıklamasıyla ilgili şunları söyledi:

“Elbette ki sadece bu işi karşılıklı olarak yürütenlere değil; sadece devlete, sadece sayın Öcalan’ın ifade ettiği veya mesaj gönderdiği örgüte değil, toplumun her kesimine de yöneliktir. Toplum bu konuda gerçekten büyük bir ciddiyetle bu meseleye sarılmak zorundadır. Ben şunu söyleyeyim; yıkmak çok kolaydır, ama yapmak, inşa etmek çok zordur. Savaş elbette en kolay olandır ama barış birçok sorumluluk ve ciddiyet gerektiren, insanların vicdanında, aklında ve beyinlerinde derin izler bırakan bir meseledir. Çünkü 50 yıllık bir çatışma sürecinden bahsediyoruz. Bu süreçte ödenen bedelleri ve yaşanan acıları biliyoruz. Annelerimizin akıttığı gözyaşlarının farkındayız. Biz de bu acıları yaşadık. Ancak bu meselede veya barışı inşa etmede sadece Kürt tarafını, sadece Kürtleri ilgilendiren bir konu olarak bakmamak gerekiyor. Sadece DEM Parti’nin bir sorunu olarak da görmek doğru değildir.”

Buldan, Öcalan’ın “bütüncül hukuk” vurgusuyla ilgili de şöyle konuştu:

“Bütüncül hukuk derken kapsamlı hukuksal düzenlemeler bütününden bahsediliyor. Kürtlerin hukuk içine alınması ve demokratik entegrasyon ile özgürlük yasalarının çıkarılması bütüncül hukukun temel unsurlarındandır. Ayrıca sayın Öcalan şunları ifade etti; istenmeyen veya yerine getirilmeyen hukuk dışı uygulamalar var; özellikle cezaevlerinde çok sayıda hak ihlali yaşanıyor. Ancak bu sorunu sadece cezaevleriyle sınırlı görmek doğru değil. Toplumun tüm kesimleri bir şekilde hukuksuzluk, haksızlık ve şiddete maruz kalıyor. Sayın Öcalan’a göre, bu sorunlara çözüm yalnızca yeni bir yasa çıkarmakla değil, idari kararlarla da birçok sorun çözülebilir ve bunu anlatmaya çalışıyor. Diyor ki, mesela, gözle görülür bir hukuk sistemine veya bir yasaya ihtiyaç var. Ama bazen buna bile gerek kalmadan, idari kararlarla veya diyelim ki, kanun hükmünde kararnamelerle, bir dönem nasıl hak ihlalleri yapıldıysa, şimdi bunun tam tersi yapılabilir. Hak ihlali değil, hakkını veren; insanların yaşadığı hukuksuzlukları gidermek adına bir sürü karar çıkarılabilir.

“Örneğin cezaevlerinde hasta, yaşlı, infazı yakılan yüzlerce insan var. Bu hukuksuzluğu bir yasayla hayata geçmesine bile gerek yok. Hastaysa insani olarak, vicdani olarak onun zaten serbest kalması gerekiyor. Ya da yaşlı, artık cezaevlerinde kendi başına kendini idame edecek bir yaşta olmayan yüzlerce insan var. Bunları hiçbir şekilde bir yasanın çıkmasına bile gerek kalmadan, yani bunları serbest bırakmak, özgürlüğüne kavuşturmak…  Bütün bunlar; aslında o ifade ettiğimiz bütüncül hukuk dediğimiz meselenin ne anlama geldiğini ifade ediyor. Dolayısıyla Sayın Öcalan bütüncül hukuk derken aslında bunu kastediyor. Şimdiye kadar yapılmayan, şimdiye kadar öngörülmeyen, şimdiye kadar dikkate alınmayan bütün meselelerde, hiç yasalara gerek kalmadan bile bütün bunlarda iyileştirme, iyileşme olabilir. Ama eğer bu meseleye bir çözüm ya da siyasal anlamda bir zemin hazırlamak gerekiyorsa o zaman bu meselede bir yasanın da olması gerekiyor.

 

Devamı >>>



Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir


YAZARLAR

Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

HABERLER