Tarih: 27.09.2019 16:12

NURİ PAKDİL'İN 'UMUT'U NİÇİN OYNAMIYOR?

Facebook Twitter Linked-in

CHP’deki üslup değişikliği gözle görülebiliyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’la polemiğe girmiyorlar, ithamlarına cevap yetiştirmeye uğraşmıyorlar. Milletin CHP alerjisini tahrik edecek konulara girmiyorlar. Camilere, Kur’an kurslarına sataşmıyorlar. Falan filan.

Son seçimlerde de Türkiye ortalamasına hitap edecek aday tercihleriyle net bir başarı kazandılar.

İBB Başkanı İmamoğlu CHP’nin bu yeni politik üslubuna uygun bir profil çiziyordu.

‘Kandiliniz mübarek olsun’ diyebilen bir CHP’li başkan.

Bunları yeni yazmıştım ki İBB’nin Necip Fazıl’ın ‘Reis Bey,’ Mustafa Kutlu’nun ‘Mavi Kuş’ ve İskender Pala’nın ‘Aşk Bir Zamanlar’ oyunlarını Şehir Tiyatroları’nın repertuarından çıkardığı haberini okudum.

‘İyi yapmış’ mı demeliyim?

CHP’li Belediye yönetiminin CHP’liliğini belli edecek bir tasarrufta bulunduğu için.

Ya da kötü yapmış.

Belediye kültür hizmetlerinin çoksesliliğini azsesliliğe dönüştüren bir adım attığı için.

Erdoğan’ın başkanlığı döneminde Şenol Demiröz yönetimindeki Kültür A.Ş. bütün faaliyet alanlarında İstanbul’daki her kesime hitap edecek bir politika takip ediyordu.

Her kesime hitap etmek ne demekse!

‘Ne demekse’ lafını belediyeyi tenkit için kullanmadım.

Bazı kafalar için kullandım.

Kafalar kırmızı veya mavi midir?

Yani, kafası mavi olan kırmızıyı göremez mi?

Bu kadar salak olabilir mi insanlar?

Nazım Hikmet veya Brecht, solcu olmayanlara hitap etmez mi?

Peki o zaman ben solcu olmadığım halde bana niye çok güzel hitap ediyor?

(Solcu değilim dediysem, sağcıyım da demedim.)

Nazım’ın şiirinden hazzetmemek için insanın algılarının eksik olması lazım.

Necip Fazıl’ın şiirinden hazzetmemek için de insanın algılarının arızalı olması lazım.

Ayrıca Necip Fazıl iyi bir oyun yazarıdır.

‘Bir Adam Yaratmak’ Türk edebiyatının en önemli oyunlarından biridir.

Reis Bey, Necip Fazıl’ın hayatı boyunca takip ettiği ‘adalet’ temasını çarpıcı bir şekilde işleyen bir oyun.

Adaletin şu kadar tartışıldığı günümüzde sahnelenmesi isabetli olurdu.

Mustafa Kutlu’yu hikayelerinden biliyorum. Çoğunu okudum. Bir ağabey olarak da, bir hikayeci olarak da seviyorum.

Mavi Kuş’a rastlarsam alır okurum. Ezberden konuşmayayım.

Ama Kutlu’nun elinin değdiği edebi eserin güzel olacağına dair bir kanaate sahibim.

İskender Pala’yı daha çok bir Divan Edebiyatı uzmanı olarak tanıyorum. Romanlarını okumadım. Bir fikrim yok.

Ama çok okunan bir yazar. Ve bir oyun yazmış.

En azından telif bir oyun olduğu için sahnelenmesi olumlu.

Şimdi, bu yazarların oyunlarının repertuardan çıkarılması bağnaz veya yobaz bir CHP kafasının tasarrufu olarak kayıtlara geçti.

Belki öyle değildir. Belki zühul eseridir. Belki rutindir, belki evvelden çıkarılmıştır falandır filandır.

Ama kayıtlara böyle geçti. Hafızalara böyle yerleşti.

Bu olaylar tartışılırken... (Tartışmalar ‘bizimkiler’in ruhunu okşadığı sürece zevklidir. Bizimkiler ne? Bizimkiler, sağcılar, solcular, falan veya filan particiler...)

Bunlar tartışılırken, zihnimin bir tarafında bir şey sürekli beni uyarıyor.

Nuri Pakdil’i bilirsiniz.

Bizim kuşakların üzerinde büyük emeği vardır.

Kaç şair, kaç öykücü onun ‘Edebiyat’ okulunda yetişti.

Biz, hepimiz, ondan çok şey öğrendik.

(Bir kafa vardı o zamanlar. ‘Nuri Pakdil neden çok uydurukça kullanıyor’ diye sorardı. Onlar, bir satır Nuri Pakdil okumadan bugünlere geldiler.)

Nuri Pakdil sadece şair ve denemeci değildi. Oyunlar yazıyordu, çeviriler yapıyordu.

Umut, Korku, Put Yapımevleri ve Kalbimin Üstünde Bir Avuç Güneş... Bunlar Pakdil’in oyunları.

İsimleri bile güçlü mesajlar içeriyor. Almaya müsait olanlara.

Nuri Bey’in ‘Umut’u Devlet Tiyatroları’nda sahneleniyordu.

2014-2015’te İrfan Şahinbaş sahnesinde oynandı. Bir sonraki yıl Büyük Tiyatro’da (sadece) 6 defa sahnelendi.

4 senedir hiç oynanmıyor.

Bunu kim yaptı?

CHP’liler yapsaydı tartışmak hoşumuza giderdi.

Bunu muhtemelen tek satır Nuri Pakdil okumadığı halde (Hatta başka bir kitap da okumadığı halde) “Nuri Pakdil neden çok uydurukça kullanıyor” diye soranların günümüzdeki uzantıları yaptı.

Buna da yobazlık diyebilir miyiz?

Eh! Bir nevi.

Ama, özellikle Nuri Pakdil’le ‘devrimcilik’ havası atmayı sevenler için, daha çok vefasızlık!




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —