Tarih: 21.03.2022 12:54

Ne zaman Rusya-Ukrayna savaşından söz açılsa birilerinin aklına Türkiye geliyor…

Facebook Twitter Linked-in

CIA adına 25 yıl sahada çalışmış Paul Kalbe’nin, şimdilerde başında bulunduğu Harvard Üniversitesi’nin bir bölümündeki görevinin de hatırlatıldığı Wall Street Journal (WSJ) gazetesi tarafından yayımlanmış makalesi orada kalmadı.

New York Times (NYT) gazetesinin tam dört muhabirinin imzasını taşıyan bir geniş haberde de aynı iddia tekrarlandı.

İddiayı WSJ’da çıktığının ertesi günü sıcağı sıcağına burada okudunuz:

ABD’nin hoşuna gitmediği için Rusya’dan satın alınmış S-400 füze savunma sistemi Türkiye tarafından Ukrayna’ya sevk edilecek… Buna karşılık ABD Türkiye’ye uyguladığı ambargoları kaldıracak, S-400 yerine kendi ürettiği Patriot sistemini ülkemize verecek ve parasını da ödediğimiz halde kızdığı için teslim etmekten vazgeçtiği F-35 jetlerini de gönderecek…

WSJ yazısı ülkemizde fazla dikkat çekmedi; yazıyı görenler oldu olmasına, ancak önem veren çıkmadı. NYT’nin konuyu ele almasıyla durum biraz olsun değişti. Meğer ABD dışişleri bakan yardımcısı Wendy R. Sherman iki hafta önce kapsamlı görüşmeler için Ankara’ya uğradığında bu konu gündeme gelmiş. 

Gazete Wendy Hanım’a ulaşmış, fakat kadın konuşmak istememiş. Dışışleri bakanlıkları görüş vermeyi reddetmiş. Washington büyükelçiliğimizi de teyit için aramış muhabirler, ancak mesajlarına cevap alamamışlar. 

Herhalde haber dallanıp budaklanacaktır. NYT, “Türkiye Ukrayna’ya kendi ürettiği insansız hava uçakları satıyor zaten, ama S-400’ü Ukrayna’ya verirse Rusların öfkesini üzerine çekmekten de çekiniyor” diyor.

Bu yan gelişme yaşanırken dikkatimi daha önce burada andığım bir başka ismin sebep olduğu bir tartışma çekti.

Reklam

Francis Fukuyama’nın…

İkinci Dünya Savaşı sonrası oluşmuş global düzenin 1989’da Berlin duvarının yıkılıp Sovyetler Birliği’nin varlığını yitirmesi sonrası eskidiği ve yenisine ihtiyaç duyulduğu görüşünü teze dönüştüren birkaç isimden biriydi Fukuyama.

Bernard Lewis ilk başlatmıştı o huzursuzluğu; onun ardından Fukuyama ile Samuel Huntington zuhur etmişlerdi.

Huntington 2008’de 81, Lewis de 2018’de 102 yaşında öldü. Fukuyama henüz 69 yaşında ve sağ.

“Nerede, ne yapar, son gelişmeler hakkında ne düşünür” derken karşıma kendisinin yönettiği ‘americanpurpose.com‘ sitesinde yayımlanmış ‘Yenilgiye hazırlık’ başlıklı makalesi çıktı. 

‘Kalkınma için Liderlik Akademisi’ kapsamında kurslar vermek üzere Makedonya’nın başkenti Üsküp’te bulunuyormuş. Ukrayna’ya bayağı yakın bir noktada. 

“Cesaretimi toplayıp bazı kehanetlerde bulunacağım” diyerek Rusya’nın Ukrayna’yı işgali üzerine görüşlerini açıklıyor Fukuyama.   

Daha en başta ilk kehaneti şu: “Rusya Ukrayna’da kesin bir yenilgiye uğrayacak.”

Reklam

Rusya’nın, ordusunun oraya girmesiyle birlikte Ukrayna’nın derhal düşeceğini planladığını, Rus askerlerinin yanlarına ek silah, teçhizat ve gıda malzemeleri yerine tören üniformaları aldığını, bu yanlış plan yüzünden zararlı çıkacağını yazıyor Fukuyama

İyi niyetli arabulucular var, bu arada savaşanlar da bir yandan savaşıp bir yandan da barış için çaba gösterir gibi yapıyor ya, bunun boşuna olduğunu söylüyor. Diplomatik çözüm bulunmadığını, iki taraf şu ana kadar bayağı kayıplar yaşamışken Rusya ile Ukrayna’yı uzlaştırmanın imkansız olduğunu da. 

Biri çıksa da yazının bütününü dilimize çevirse iyi olacak; ben birkaç görüşünü daha aktarmakla yetineceğim.

Putin’in kalkıştığı işgalin en büyük tahribatının popülist liderlerin imajına olduğu kanaatinde. Aralarında Trump’ın da bulunduğu o tür liderlerin isimlerini anıp, “Savaş politikası onların açık otoriterlik eğilimlerini dışa vurmalarına sebep oldu” diyor. 

Çin’i de ihmal etmemiş; “Bu savaş, ordusu deneyimsiz Çin için iyi bir ders teşkil ediyor; Çin yönetimi herhalde Tayvan’a benzer bir operasyon düşünmez” görüşünü seslendiriyor.

Bu arada bizim ülkemizin ismi de “Türk dronları çok satanlar arasına girdi” diye geçiyor yazıda.

Yazısını aktardıklarımdan çok daha fazla ilgilendiren ‘yeni dünya düzeni’ boyutunu ele aldığı bir bölümle bitirmekte Fukuyama: 

“Rusya’nın yenilgisi ‘özgürlüğün yeniden doğumu’nu mümkün kılacak ve demokrasinin içine düştüğü durumdan dolayı kapıldığımız endişeden bizleri kurtarabilecek. Bir grup cesur Ukraynalı sayesinde 1989 ruhu yaşamaya devam edecek.”

Neymiş?

Bir grup cesur Ukraynalı sayesinde 1989 ruhu yaşayacak ve “Özgürlüğün yeniden doğumu” gerçekleşecekmiş…

Fukuyama’nın yazısını okuduktan hemen sonra radarıma tarihçi Niall Ferguson’un İngiliz Mail on Sunday gazetesinde dün çıkan, belirli tarihleri simgeleyen rakamlardan oluşan  “1066, 1914, 1989, 2022?” başlıklı yazısı takıldı.

Pek çok güncel tarih kitabı olan Ferguson uzunca makalesinde savaşın olumlu sonuçlar doğuracağı beklentisini yansıtan Fukuyama’nın yazısına cevap veriyor.

Okuyunca ikili arasındaki farkın Ferguson’un vermeye çalıştığı kadar devasa olmadığı anlaşılıyor. O da sonunda savaşın kalıcı etkileri olacağına inanıyor. Ancak Putin’in her türlü deliliği yapabilecek kişiliğine takılmış o. Savaşın kendi sonunu getireceğini anlayınca, ilk işitildiğinde kulağa ‘blöf’ olarak gelen nükleer opsiyonu tehdidini gerçek hale dönüştürebileceği görüşünde. 

Bir de Batı ülkelerinin yeterince sert karşılık vermediğini, Batı insanının da bir süre sonra savaşa ilgisinin tavsıyacağını düşünüyor.

Yazısının “Neler yapılmalı?” tavsiyelerini içeren son bölümünün hemen girişinde şöyle bir cümlesi var Ferguson’un:

“İlk önce, Ukrayna’ya silah tedariki sağlanmalı ve silahların kalitesi artırılmalı. Özellikle, Ukrayna’nın hava saldırılarına karşı kendisini korumaya alabilmek için üstün karadan-havaya füzelere ihtiyacı var.”

“S-400’e” mi demek istiyor?

Fukuyama dronlarımızı övmüştü, Ferguson S-400 hatırlatmasında bulunuyor, Wendy Hanım Ankara’da ver-al pazarlığı yapıyor, Türkiye ise kendisini ihtilafta arabulucu -hatta garantör- yapma çabasında…

‘Yeni dünya düzeni’ne doğru hızla yol alıyoruz. Her zaman olduğu gibi yine bize “Gel, gel” çekiliyor…




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —