Müslümanlar öğreniyorlar ve öğrenecekler. Ama ne yazık ki, acı tecrübelerle…

Sinan Eskicioğlu yazdı:

Müslümanlar öğreniyorlar ve öğrenecekler. Ama ne yazık ki, acı tecrübelerle…

Ben Müslümanlar olarak yazdım ama siz İslamcılar diyebilirsiniz, ya da muhafazakarlar veya dindarlar…

Öğrenme hep acı tecrübelerle mi olur?

Aslında hayır.

Bir filozofun da dediği gibi, ‘akıllı insanlar başkalarının tecrübeleriyle öğrenirler’.

Peki neden Müslümanlar acı tecrübelerle öğreniyorlar?

Aslında cevabını sizler de benim gibi biliyorsunuz ama yüksek sesle ifade etmeye çekiniyorsunuz. Sizin çekindiğiniz konuyu ben de öylece bırakayım…

Ak parti’nin iktidara geldiği dönemi ve o zamanın şartlarını hatırlıyorsunuz. Belki Z kuşağındakiler hatırlamazlar, artık onlar da zahmet edip okusunlar.

Büyük idealler ve hedefler vardı.

Aradan geçen 18 seneden sonra gelinen noktayı Cumhurbaşkanı sayın Tayyip Erdoğan itiraf niteliğinde açıkladı:

Genç bir nüfusa sahibiz ama medeniyet tasavvurumuzu layıkıyla hayata geçiremiyoruz

Gerçek iktidarın fikri iktidar olduğunu gayet iyi biliyoruz. Şahsen bu konuda kendimi biraz mahzun hissediyorum. Samimi bir muhasebeyle geçtiğimiz 18 yılda her alanda, tarihi eserlere ve hizmetlere imza attığımızı ama eğitim ve öğretimde, kültürde arzu ettiğimiz ilerlemeyi sağlayamadığımızı düşünüyorum. Medyamız en modern altyapıya sahip ama bizim sesimizi ve nefesimizi yansıtmıyor. İlimde, sanatta, kültürde hep benzer sıkıntılarla karşı karşıyayız. Fikri iktidarımızı hala tesis edemediğimiz kanaatindeyim…‘

Eğitim, öğretim ve kültür.

Ve bütün bunların birleşmesiyle oluşan ‚medeniyet tasavvuru‘

Ak Parti’ye yakın olup, yazan-çizenler de bu konuları ele alıyorlar.

‚Medeniyet tasavvuru‘

Müslümanlar, medeniyet tasavvurlarını hayata geçiremediler.

Nedir bu medeniyet tasavvuru?


İslam medeniyeti.

İslam medeniyeti, gökten inen bir yapı değil.

Medeniyet, insanların ve kültürlerin katkılarıyla oluşur ve zaman alır.

Müslümanların medeniyet tasavvurlarını hayata geçirememelerini masaya yatırıp, inceleyecek olursak, öncelikli sorun yukarıda bahsettiğim: ‚Gökten inen bir yapı değil…‘

Ama sizler de bilirsiniz ki, vahye dayalı, yani gökten inen bir sisteme dayalı inanca sahip olanların, medeniyeti de gökten beklemesi normaldir. Bunu suçlama ya da eksik görme adına dillendirmiyorum, realite budur.

Vahye dayanan sisteme inananlar, her zaman vahyin geldiği kaynaktan uyarıcı ve düzeltici beklerler.

Mehdi ve mesih inancı bu yüzden çok yaygındır.

Ayetlerde ‚siz hiç akletmez misiniz‘ geçse de, Müslümanları yönetenler (Evet, Müslümanları yönetenler) kurtarıcı geleceği inancını hadislerle tesis ederler.

O hadislerin doğruluğunun önemi yoktur.

Önemli olan, birisinin gelecek olmasıdır.

Ak Parti’de olan insanlar da böyle düşünürler, diğer Müslümanlar da..

Sayın Cumhurbaşkanı’nın bu açıklamasını bu bakımdan çok değerli ve önemli buluyorum.

Aslında sayın Cumhurbaşkanı şunu demek istiyor: ‚Beklediğiniz kişi ben olsam bile, medeniyet tasavvuru konusunu yapamadık‘.

Bu durum birinci derecede Ak Parti’lileri ve sonrasında diğer Müslümanları üzse de, aslında sayın Cumhurbaşkanı çok önemli bir görevi ifa etmiş oluyor:

‚Gerçeği ifade etmek‘.

Medeniyet, siyasal iktidarda olmayla, bütün yetkileri tek makamda bulunduran Başkanlık sistemiyle olan bir şey değil, demek istiyor.

Medeniyet tasavvurunun oluşabilmesi için öncelikle dünyayı ve hayatı anlamlandırma sorununun üstesinden gelinmeli.

Müslümanların, dünyayı ve hayatı anlamlandırma sorunları hala çözüm aşamasına girmiş değil.

Osmanlı Devleti’nin yıkılıp sanayi toplumunun oluşması ve sonrasındaki dünyayı anlama sorunu, hala daha vahye dayalı bakış açısıyla anlamlandırılmaya çalışılmakta.

Sadece vahye dayalı bakış açısı olduğu için de olaylara vakıf olma gücü yarıya iniyor.

Şöyle örnek verirsem sanırım daha iyi anlaşılır:

Tek gözünüzü kapatarak birkaç gün geçirdiğinizde derinlik anlayışınız yavaş yavaş kaybolur. Yaşı ileri olanlar gibi elinizdeki bardağı masaya ya da mutfak tezgahına çarpmaya başlarsınız. Çünkü derinliği hesap edemezsiniz.

Bugün Müslümanların durumu da aynen bu şekilde.

Bu yüzden sürekli acı tecrübelerle öğreniyoruz.

Tek gözle (Tek vahiy bakış açısıyla bakıldığı için) hayatın içinde yol almaya çalıştıkça, derinlik duygusu kayboluyor.

Kaybolunca hatalar artıyor.

Aradan 18 yıl geçse de sayın Cumhurbaşkanı’nın ifadelerinde bu gerçeği duymuş oluyoruz.

Birçok şey oldu ama en önemli olan konular, yani eğitim, öğretim ve kültür gerçekleşmedi…

Ne diyelim, hayırlısı olsun…

Sevgi ve Bilgiyle kalın