Tarih: 28.07.2019 03:16

Mültecilik ve ?misafirimiz olan? Suriyeli Müslüman kardeşlerimiz için...

Facebook Twitter Linked-in

Sekiz, dokuz yıldır süren Suriye´deki savaş, bundan dolayı ortaya çıkan yeni oluşumlar; zahirde birçok yapı için ?yağlı, ballı´ olurken, milyonlarca insan içinse ?ki çoğunluğu da Arap- mültecilik, muhacirlik olarak yaşamlarına birer not olarak düşüyordu. Bu durum, bu ümmetin peygamberi olan Hz. Muhammed(s) Mekke´den Medine´ye olan yönelimi gibi, bize yönelik olmuştu.

Bu durum, mutlaka onlar içinde, bizler içinde, uzunca zamanlardan sonra bir ilkti. Bu duruma bizler, ensar tarzı olarak alışacak ve onları toplum olarak bağrımıza basacaktık. Buna devam edeceğiz de. Ama bunun yanında milliyetçiliği, ırkçılığı, hatta şovenliği kat be kat artan ?maddeci güruh´un ise, kendi yurdunu Medine değil, adeta o dönem Hz. Peygamber´e(s) yapıldığı gibi Taif yapıyor ve kardeşi olarak bilmesi gereken mazlumları, birçok aracı, yolu ve yöntemi kullanarak ?taş´lıyordu!

Savaşın insanları zaten yara almışlardı, birde, kendileri de muhacir olan Türkiyeli olup milliyetçileşen ?bazı´ kardeşleri tarafından savaş ortamında yaşamaya zorlanıyorlardı. Yazık ki ne yazık!

Savaşın insanları, birisi bilfiil savaşın içerisinde, diğeri ise, savaşın dışında, ama onu ensesinde ?her gittiği yerde´ yaşayan, o havayı soluyan insanlar olarak, gerek Suriye´de ve gerekse de dışarıda yaşamaktadırlar.

Bizler, insanların yerlerinden yurtlarından sürülmesine, kovulmasına sonuna kadar karşıyız. Bu zulmü kim, hangi kurum ve sistem icra ederse etsin; zulüm, zulümdür. Kaldı ki, kimsenin bir başkasını yerinden yurdundan etmeye hakkı yoktur ve asla olmamalıdır da! İnsan teki yaratılışı veçhesinde,  ancak ve ancak adına ?dünya´ denilen bu yeryüzünde yaşamaya ayarlı olarak yaratılmışsa, sonradan oluşturulan ve sistemleştirilen bir takım ?arızi´ durumlardan ötürü, kanıksadığı toprak parçası dışında bir başka yerde yaşamaya mecbur bırakılmamalıdır, bunun aksi ise, zulüm olurdu! Bizi de aşan çeşitli nedenlerden dolayı da ülkemizi yurt ittihaz etmiş, insanlara, dahası kardeşlerimize ?neden, kalkıp ta buralara geldiniz?- yollu sorular sormaya da hakkımızın olmadığını da bilelim. Bu sadece tek taraflı olmamalı. Aynı etnik, sosyal ve kültürel kalıplarda olmayan insan gruplarına da karşı aynı müşfik tavrı sergilemeliyiz. Unutmayalım ki, hiçbir insan, ?vatanım!´ dediği yer dışında, bir başka diyarda yaşamak istemezdi. Bunun böyle olduğunu kendi hayatımızdan da çıkarsayabiliriz.




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —