Moğollara rahmet okutan bir Osmanlı Paşası: Kuyucu Murad Efsanesi

İndependent Türkçe’den Mehmet Mazlum Çelik, tarihi kaynaklara ve dönemin tarihçilerinin ifaeleriden hareketle Kuyucu Murat Paşa ile ilgili bir yazı kaleme aldı.

Moğollara rahmet okutan bir Osmanlı Paşası: Kuyucu Murad Efsanesi

Osmanlı Devleti'nin ismi şayialarla dolu paşalarının başında hiç şüphesiz Kuyucu Murad gelir.

Kuyucu Murad Paşa'nın ne zaman doğduğu bilinmez; sadarette bulunduğu sırada "Ben doksan yaşında bir pir-i faniyim" sözlerinden hareketle, doğum tarihi hakkında bazı çıkarımlar yapılabiliyor.

Yaşının hayli ilerlemiş olmasına karşın, devlet ricalinde üst düzey görevler alması münasebetiyle kendisine "Koca Murad Paşa" deniliyordu. 

Koca/Kuyucu Murad Paşa'nın ölüm tarihi ise 5 Ağustos 1611 olarak kaynaklarda kesin olarak zikrediliyor. 

Menşei bazı kaynaklarda Boşnak olarak geçse de "Hırvadiyy'n-nesil ve Rumiyyü'l-asıl" tabirinden anlaşıldığı kadarıyla Hırvat bölgesinden bir devşirme olduğu kanaati öne çıkıyor.

Yeniçeri Ocağı'na savaş esiri olarak mı, yahut normal devşirme sisteminin kuralları içerisinde mi dâhil edildiği bir muamma.

Bazı kaynaklarda babasının adının "Abdurrahman" olarak geçmesi Boşnaklığına yorumlanıyor. 
 

Kuyucu Murad Paşa.gif

Kuyucu Murad Paşa

 

Saray eğitimini bir sipahi olarak tamamlayan Murad Paşa, Mısır'a gönderilir.

Burada Kethüdalık vazifesi yapar ve eşrafın takdirini kazanan bir isim olarak öne çıkar. 

Mısır vazifesinden sonra İstanbul'da Çerâkise Ağalığı vazifesine getirilen Murad Paşa, Yemen bölgesinde çıkan isyanların bastırılması için 1569 yılında Sinan Paşa'ya refakat eder.

Bir yıl sonra Mısır Hac Emîri olarak tayin edilir. 

Mısır'daki başarılarının ardından Paşanın Yemen Beylerbeyi olarak ataması yapılır. 

Mısır'daki vazifelerinden hemen sonra kısa süreliğine de olsa Trablus-Şam Beylerbeyliğine tayin edilir; ama görev yerine gitmeden geldiği İstanbul'da tutuklanarak zindana atılır.

Tutuklanmasının ardındaki iddia ise, Emir Ali isimli soylu bir kişiyi öldürerek malına el koyması gösterilir. 

Murad Paşa hakkındaki iddiaları reddeder ve sonrasında Karahisar-i Şarki Sancakbeyliği'ne atanması iddialardan aklandığını gösterir. 

Ferhat Paşa'nın başlattığı Şark Seferi, Murad Paşa için bir dönüm noktası olur.

Bu seferle beraber 1583'te Karaman Beylerbeyi olarak atanması yıldızının yeniden parlamasını sağlar.

Murad Paşa henüz görev yerine ulaşmadan Dulkadir Beylerbeyliği'ne atamasının yapılması, ismi üzerindeki şayiaların sürdüğünü gösterir.

Ferhat Paşa ile katıldığı savaşlar sonrası 1584 yılında Murad Paşa'ya Halep Beylerbeyliği verilir. 
 

türk iran savaşları.jpg

Türk-İran savaşları

 

Murad Paşa, İran ile 25 Ekim 1585 yılında yapılan büyük muharebede Osmanlı'nın hezimeti sonucu esir düşer. 

Tarihin cilvesi olsa gerek Kuyucu Murad Paşa, İran ordusundan kaçarken su kuyusuna düşmesi sonucu yakalanarak esir edilir.

Murad Paşa, esaretini şu sözlerle nakleder:

Acemler bizi esir aldığında esirler Şah İsmail'e takdim edilmekteydi. O, esirlerin bazılarının öldürülmesini, bazılarının sınır karakollarına, bazılarının ise hapse gönderilmesini emretmekteydi. Sarığım başımdan gitmiş ve elbiselerim (beylerbeyliğini gösteren kıyafetler) üzerimde değildi.

Arz edilme sırası bana geldiğinde, 'Sen kimsin asker? Hangi rütbedensin?' diye sordu. Ben, 'Sipahiyim, kapıkullarındanım' diye cevap verdim.

Bana dedi ki, 'Yalan söyledin, sen hanlardan bir hansın' (onlarda paşaya han derler).

O beni giydiğim servaliden (şalvar) tanıdı, çünkü o atlastandı. Sonra bana emretti ve adamlarıyla hapse gönderdiler.

Ben hapisteyken eğer kurtulursam Haremeyn-i Şerifeyn fakirlerine on bin altın vakfedeceğim diye nezrettim.

 

Paşa'nın esir düştüğü kuyu.JPG

Murad Paşa'nın esir düştüğü kuyu

 

1590 yılına kadar esir hayatı süren Murad Paşa, barış anlaşması yapılması ile İstanbul'a dönmeyi başarır.

Murad Paşa esaretten sonra Kıbrıs (2 Kez), Trablus-Şam, Diyarbakır, Şam ve Rumeli Beylerbeyliği vazifelerini ifa eder ve sonra vezir rütbesi alır.

Murad Paşa'nın siyasi hayatındaki en önemli başarılardan birisi 1606 yılında imzalanan Zitvatorok Antlaşması olur. 

Paşanın bu başarısı sonrası Vezir-i Azam makamının kapısı Paşa'ya açılır. 


Murad Paşa ve Celali İsyanları

Celali isyanları, meşhur asilerin başında gelen Şeyh Celal'in adından ilham alınarak taşrada çıkan isyanların geneli için kullanılan bir isimlendirmedir. 

Bu isyanlar zaman zaman itikadi ve meşrebi mahiyette olsalar da çoğunlukla ekonomik ve yönetimsel bozukluktan ileri gelir. 

Kuyucu Murad Paşa, vezarete geldiğinde en büyük isyanı çıkartan Celalilerin başında bir Kürt aşiretine mensup Canbolatoğlu Ali geliyordu.

Birçok beyliği işgal eden Canbolatoğlu Ali, Osmanlı otoritesi için büyük bir tehditti.

Murad Paşa, 1607 yılında, Oruç Ovasında yakaladığı Canbolatoğlu Ali ve yaklaşık 45 bin kişilik ordusunu imha ederek en büyük celali isyanını bastırmış oldu. 
 

celali isyanları.jpg

Celali isyanları

 

Yakalanan hiçbir celali esir alınmadı ve kelleleri kesilerek kuyulara atıldı.

Savaş meydanından kaçan Canbolatoğlu Ali tuhaf bir karar alarak gizlice İstanbul'a geldi ve Padişah'a sığınarak af diledi.

Padişah en büyük celali olan Canbolatoğlu Ali'yi affederek Temeşvar Beylerbeyi olarak atadı.

Murad Paşa, celali avını sürdürdü ve bölgeyi neredeyse tamamen temizledi.

Topçular Kâtibi Tarihi isimli eserde Murad Paşa'nın zaferleri şu sözlerle methedilir: 

Evvelâ Üngürüs'ü feth itdi 
Canpolat'ın da kârın eyledi zâr 
Sonra İbn Kalender'e yürüyüp 
Anda da kıldı kuvvetin izhâr 
Şeb ü rûz eyleriz recâ Hak'dan 
Tutulup ol pelîd ola berdâr 
Geldi bir gazî didi târîhin: 
Sıdı İbn Kalender'i serdâr


Murad Paşa'nın kuyuculuğu

Murad Paşa'ya neden 'Kuyucu' lakabı verildiğine dair iki görüş bulunur:

Bunlardan ilki, İranlılara bir kuyuya düşerek esir düşmesi; ikinci neden olarak ise, yaklaşık kırk bin celalinin kellesini kopartarak kazdırdığı kuyulara doldurmasıydı.

Murad Paşa, kelleleri yalnızca kuyulara doldurmakla kalmayıp kesik başlardan kuleler yaptırarak hem ahaliye hem de celalilere korku salmıştı.

Osmanlı hukukunda celaliler ne vatandaş ne de Müslüman olarak kabul edilmemesi nedeniyle bu hunharca katliam garipsenmemiş ve ulemadan tepki görmemişti.

Dönemin kaynaklarının önemli bir kısmında Murad Paşa'dan övgüyle bahsedililir: 

Murad Paşa, bu cinayetleri izah ederken nizamı sağlamak adına başka bir çaresinin olmadığını söyler:

Ve çok zemân idi ki ol bed-re'ylerin etdikleri yanlarına kalup yayları yassılmamış idi. Ve meydan-ı kâr-zârdan kovulmamış idi. Hayli deverân idi ki deverânları mağrur kılmış idi. Ol ecilden ser-keşlik edüp nîze baş eğmezlerdi. Ve ümerânın bend-i kemend-i itâ‘atine boyun vermezlerdi. Bahtları sâ‘îd, rüzgârları müsâ‘id olmağla, sehm ü vehm kalblerinden çıkup gitmiş idi. Ol ecilden kılıçtan gayrıyla ıslâh ihtimâli ber-taraf olmuş idi.

(Murad Paşa Vukû‘âtı Târîhi)


Peçevi, celalinin tövbe edip imana gelmeyen kimseler olması nedeniyle Murad Paşa'nın katliamlarını maruz görür:

Merhum Murad Paşa bir merd-i guyur ve nâmûs-u saltanat hıfzından mecbur bir sâhib-i devlet idi. Bir def ‘a Celâli ‘ünvânın bulan kimsenün Cühûd imâna gelmez merd-i mülhid tövbe-kâr olmaz, Fevhâsınca ne imanına, ne İslamına, ne tövbesine kat'an i‘timâdı yığdı ve katlinden gayr ile müteselli değul idi.


Katip Çelebi'ye göre, bu katliamlar devleti ihya etmiştir:

Vezîr-i Rûşen-zamîrin bu serdârlıgında niçe bin nüfûs-ı zâyi‘a ve vâcibü'l-katl ifnâ olunmağla dîn ü devleti ihyâ eylemiş idi.


Solakzade, Kuyucu Murad'ın faaliyetlerini yere göğe sığdıramayanlar arasındadır:

Sekbanların ve hesabı olmayan zâlimler zümresinin reislerinin bazularını siyaset eli ile kırdı; kemal ve şevketlerini sindirdi. Kumandanlarının ve tevâbiinin küçük ve büyüklerinin ekserisi, işkence pençesi ile boğazından asıldı. Parlak kılıcının tantanası ile Osmanlı memleketlerinin sahifelerini cümlesinden pâk eylediler. Âteşler saçan su'leleriyle vücutlarının harmanını yakarak zafer-peyker İslâm tuğlarının hilâlinin parlamasına vesile oldular.


Ve son bir örnek olarak Naima'ya göre; Kuyucu Murad'ın ketum tutumu olmasaydı Anadolu diye bir diyar kalmayacaktı:

Eğer bu ceng ü celâdetleri etmese ve hâr-ı vücud-ı a‘dâ-ı devleti tîğ âbdâr ile vech-i arzdan kat‘ edip tüketmese Anadolu memleketlerinde bir diyar ve nâfih-i nâr kalmayacağı ma'lum-ı sığar u kibardır.


Osmanlı'nın en şedit Paşası Kuyucu Murad, Vezir-i Azam olduğunda Anadolu, Şam, Halep ve civarı neredeyse fiilen isyancıların elindeydi. Kuyucu Murad Paşa kimi kaynaklarda 80 bin, kimi kaynaklarda 40 bin kişi kılıçtan geçirip kellelerini kuyulara doldurarak Anadolu'da birliği ve güvenliği yeniden tesis etmişti.