Tarih: 02.02.2021 15:25

Mesele iktidarı mı dini mi korumak?

Facebook Twitter Linked-in

Son örneği, Boğaziçi Üniversitesindeki protesto eylemleri. Kimin yolladığı bilinmeyen bir resimden din kavgası çıkarıldı. Kabe’ye saygısızlık yapılması, ‘din elden gidiyor’ diye ortalığı ayağa kaldırmalarına yetti. 

Boğaziçi Rektörü, YÖK ve Diyanet başkanları, Cumhurbaşkanı Yardımcısı, Cumhurbaşkanlığı ve AK Parti sözcüleri ile İçişleri ve Adalet bakanları orantısız bir güçle üstüne gitti. 

Öğrencileri, rektöre değil de dine karşılarmış gibi gösteren açıklamalar yapıldı. 

Oysa... 

Gözaltına alınan ve ikisi tutuklanan ögrencilerden bu resmi onaylayan bir ifade duyulmadı.  

Öğrenci Dayanışması da arkadaşlarına sahip çıktı, Kabe’ye saygısızlığa değil. 

CHP dahil muhalefet partileri, ögrencilere destek verirken kutsala saygısızlığı kınadılar. 

Yine de Kabe ve dini değerler büyük saldırıyla tehdit altındaymış, iktidardan başka da koruyanı yokmuş havası estirildi. 

Sanki bu provokasyon sonucu toplum barışı  ve güvenliği bozulmuş, tahrike kapılanlar ve galeyana gelenler olmuş, tahrik suçunun TCK 216’da sayılan ‘kamu güvenliğine açık ve yakın tehlike’ şartları oluşmuş gibi...Öğrenciler, dini değerleri aşağılayarak halkı kin ve düşmanlığa tahrikle suçlandı. 

İzmir’deki Çav Bella provokasyonunda da aynısı yaşanmıştı. Minarelerden marş okutulma görüntülerini Twitter’da yorumsuz paylaşan bir CHP’li, halkı kin ve düşmanlığa tahrikten tutuklanmıştı.  

Hem de mahkemenin sorması üzerine Emniyet, bu paylaşım sonucu kamu düzenini tehlikeye atan hiçbir taşkınlık tespit edilmediğini bildirdiği halde... 

Mahkeme, sosyal medyada koparılan yaygarayı, kamu güvenliğine açık ve yakın tehdit kabul etmişti.  

İktidar sözcüleri ve medyasının, CHP’yi ezan düşmanı gibi göstermeye dönük siyasi tepkileri de bunda etkili olmuştu herhalde. 

O CHP’li sonra beraat etti ama provokatör hala yakalanabilmiş değil. 

Boğaziçi olayında da provokasyonu yapan ve ögrencilerin eylemini sabote eden ortada yok. 

Fakat iki öğrenci tutuklu.  

Dini değerleri aşağıladıkları kanıtlansa bile 2 yıldan az ceza gerektiren, bir gün bile yatırmayacak bir suç için. Hani bu cezalarda tutuklamak yasaktı!  

Adalet Bakanı Gül, geçenlerde İçişleri Bakanı Soylu’ya tutuklama yasağını hatırlatmıştı hani! Delinmesine itiraz nerede peki? 

İktidar, var gücüyle bastırmasa yine tutuklanırlar mıydı, soru bu. 

AK Parti, CHP’yle siyasi çekişmesine din mücadelesi süsü vermek, muhalefeti marjinalleştirmek istiyor.  

Buna uğraşmasa yine habbeyi kubbe, pireyi deve yapar mıydı? Boğaziçi kampüsünde kalacak bir olayı yine de Türkiye’ye mal eder, memleketin en mühim meselesi gibi büyütür müydü? 

'Top nerede herkes orada' taktiği 

Futbol mavrasında ‘Mardin Spor taktiği’ dendiğini duydum.  

Bakanı, sözcüsü ve medyasıyla bütün iktidar da ‘top nerede herkes orada’ taktiğine kalmış görünüyor. 

Top ise hep dini siyasete alet ve istismar etme fırsatları... 

CHP yönetimi işi çözdü; bu kışkırtmalara gelmiyor artık. Din üzerinden kutuplaşma davetlerini ısrarla geri çeviriyor. 

Cevaben; mutfaktaki yangın, cep yakan vergi, yol ve doğal gaz zamları üzerinden kutuplaşmaya çağırıyor. 

İktidarsa halkı ezen zamları konuşturmamak için topu taca dikiyor her seferinde. Ve bütün takımını da gerçek oyun sahası dışındaki topun başına topluyor. Muhalefeti, oyunlarına katılmaya tahrik amacıyla tabii. 

O Boğaziçi öğrencileri de bunun için tutuklanmadı mı? CHP’yi zorlamak, üstünde baskı kurdurmak için değilse niye? 

Tuhaf olan, iktidarın kendisine biçtiği rolü oynamaya anında koşmadığı için CHP’yi suçlayan CHP’lilerin olması. 

Gelgeline koşsa, iktidara istediğini verse miydi CHP? ‘Tut ucundan din mücadelesi adına kutuplaşalım’ dediğinde, hemen tutsa mıydı ucundan? 

Sinekten yağ çıkarma ve tekeden süt sağma oyalamacaları, iktidar açısından mantıklı.  

Bütün tahriklerine rağmen CHP’nin kendini kullandırtmaması, sırtından ucuz ve garantili şov yaptırtmaması iktidar için çok rahatsız edici. 

Onu anlıyorum da CHP’nin, iktidara istismar kozu vermeme dikkatinden memnun olması gerekirken rahatsız olan muhalifleri anlayamıyorum. 

Dini değerlerle ifade özgürlüğünü karşı karşıya getirmek deneniyor. Bu yapay tartışmalara karşıdan su taşıyanlar iktidara çalışmıyorsa kime, neye hizmet?  

İktidarın ekmeğine yağ sürdüklerini, gerçek gündemin saptırılmasına çanak tuttuklarını, iktidarı umutlandıracak kadar buna teşne olduklarını fark etmiyorlar mı? 




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —