Bir gece, gene böyle, “mektebin bacaları" derken, birkaç polis memuru önümüzü kesip, "durun bakalım" demesinler mi o korkunç sesleriyle.
İki arkadaş anında derdest olmuştu.
Ben bir koşu sıyrılmaktayım badireden.
Arkadaşlar karakola, ben sokak aralarına.
Bir iki voltadan sonra yapamıyorum.
Olmuyor...
Var mı delikanlılığın raconunda arkadaşını yarı yolda bırakmak? Doğru karakola. Kapıdan giriyorum. "Gel bakalım" diyor öfkeli bir şekilde polis amca.
Sen de bunlarla idin ha? Haaa?
Seni gidi seni?"
Arkadaşlarımın suratları kızarmış vaziyette, kötü birer yağlı boya resim gibi durmakta.
Bana da bir hoş geldin yapıyorlar tabi. Bu da yetmiyormuş gibi enselerimizden kıl çekmeye başlıyorlar. Bir acıyor ense kökümüz bir acıyor ki...
Neden oluyordu bunlar hiç anlamıyorduk!
Sesimiz çirkin miydi?
Yoksa güzel türküler mi yoktu repertuarımızda?
Nedendi bilmiyorduk!

