***
Mektebin Bacalar
Nurettin Durman
Nurettin Durman sevilen ve sayılan bir şair ve yazarımız. Çıra Kültür Yayınları’ndan çıkan Mektebin Bacaları, ağabeyimizin hikâyelerinden meydana geliyor. Hatıralarla beslenen eserdeki bütün hikâyeler, zevkle, iştiyakla okunuyor ama ben kitaba da adını veren “Mektebin Bacaları” hikâyesindeki ilk satırlara dikkatinizi çekmek istiyorum: “Üç arkadaştık. Çocukluktan yeni çıkmış delikanlılığa adım atmıştık. Her birimiz bir yerde çalışıyorduk. Cıvıl cıvıl çocuklardık. İkimizin annesi ölmüştü. Diğer arkadaşımızın ise babası yoktu. Buna rağmen rahat, kendine güveni olan bir o kadar da meraklı idik. Akşam karanlığı basında çarşıda buluşuyor, geziyor, türkü söylüyorduk. Havalar bir hayli güzel gidiyordu. Mevsim yazdı. Gökyüzünde yıldızlar o biçimdi. Bir müddettir biz, askerî zevatın oturduğu lojmanların önünden başlayarak, Cumhuriyet Caddesi’nden, oturduğumuz Bahçelievler Mahallesi’ne doğru giderken türkü çağırmak merakına tutulmuştuk. Tek katlı bahçeli evlerdi. En çok da ‘Mektebin bacaları-Ders verir hocaları’ türküsünü söyler olmuştuk: “Mektebin bacaları (vay lele lele lele)/Ders verir hocaları (uy amman can kurban)/Kim yârimi sorarsa (vay lele lele lele)/Odur birincileri (uy amman can kurban)/Ay doğar bedir Allah (vay lele lele lele)/Bu sevda nedir Allah (uy amman can kurban)/Ya benim muradım ver (vay lele lele lele)/Ya beni öldür Allah vay (uy amman can kurban)”

Adem Turan’ın Kış Günlükleri
KIŞ KİTABI
Şair ve yazar Adem Turan’ın yeni eseri Kış Kitabı Çıra Edebiyat’tan çıktı. İthaf, her zaman sevip rahmetle andığımız yazarımıza: “Sevgili Ahmet Kekeç’e, rahmetle…” Takdim Şeref Akbaba’dan ve şöyle başlıyor: “Kış, sonbahara veda eden ve ilkbaharla köşesine çekilen bir mevsim değildir. O, zamanın ve mekânın içinde biriken hatıralara tanıklık eden hâlidir. Adem Turan’ın Kış Kitabı’nı okurken, kışın bu tanıklığını bütün yönleriyle müşahede etmek mümkündür. Bu metinler, kışı tek bir bakışa mahkûm etmez. Mevsimin içindeki güzellikler kadar zorluklar da yerini bulur. Kültürel değerler, örf ve âdetler, hâsılı her dönemin kendine has yaşanmışlıkları metinlerin dokusuna siner.” Ve yazarımızın “Kış Hâlleri” başlıyor. “Kış Başı” ile başlıyor. Oradan devam edelim: “Kış başlıyor. İster yolun sağından doğuya doğru yürüyün şimdi, ister batıya; ister güneye bir yolculuğa çıkın apar topar, ister gidip evinize kapanın gün boyu; hiç fark etmez! Güz bitti ve kıştır gelmekte olan… Kış başlıyor. Rüzgârın vınlayan sesinden ürken kedilere, havanın birden bire kararmasıyla evlerine koşturan ahaliye, son zilin çalmasıyla okullarından fırlayan öğrencilere, kapı önlerinde komşu muhabbetine dalıp gitmiş kadınlara rağmen güzbitti ve kıştır gelmekte olan…”. Kitapta “Kış Gecesi”, “Kış Uykusu”, “Kış Kedisi”, “Kış Filistin’i”, “Kış Helvası”, “Kış Ninnileri”, “Kış Şiiri” ve diğer bütün metinler sizi sarıp sarmalıyor. Âdeta yaşadığımız soğuk kış günlerini eritiyor, içimizi ısıtıyor. Kitabın son bölümünde “Kış Günleri” günlükleri var. Tam da bu mevsimde okunacak tatlı bir eser Kış Kitabı. Denemeler, şiirli dilleriyle sizi güzel bir yolculuğa çıkaracak. Kim bilir belki de unutmak istemediğiniz çocuksu masalınıza doğru seyahate çıkacaksınız. Bu iki eserle birlikte İshak Aslan’ın İnsan Bilgisi Dersleri de Çıra Edebiyat’tan okuyuculara ulaştı. Üç kitabın da okunmasını dilerim.

***
Not: Cerrahpaşa semtinde konuşlu Hekimoğlu Ali Paşa Camii’nin medresesinde kurulan Hekimoğlu Ali Paşa Kültür Merkezi’nde, yıllardır devam eden “İstanbul Sohbetleri” bağlamında, eğitimci ve aynı zamanda eserleri Çıra Yayınları’ndan çıkan Mustafa Gül’ün yapmış olduğu sohbete de şu satırlarla yer veriyor: “Cuma günü bu toplantıların 50’ncisi gerçekleşti. Yazar Mustafa Gül hem hayatını, hem de fikirlerini anlattı, yayımlanmış eserlerinden bahsetti. Seçkin bir dinleyici kitlesi yazarımızı dikkatle takip etti. Mustafa Gül, kendisine yöneltilen sorulara cevap verdi. Ben bu tür toplantıların çok faydalı olduğuna inanıyorum."
Kaynak: milat gazetesi

