Mehmet Göktaş; Sıcak odalar, soğuk çadırlar

Sen odun kömür iste Allah’tan” demiş.

Mehmet Göktaş; Sıcak odalar, soğuk çadırlar

 

Mübarek bir gecede camide herkes ellerini açmış Allah Teâla’dan bir şeyler istiyor. Birisi yanındaki adama kulak vermiş, yana yakıla durmadan rızık istiyor, ekmek aş isteyip duruyor. Adamın koluna dokunmuş, kulağına eğilmiş;

“Biraz akıllı ol, Allah zaten senin rızkına kefil, ekmeğini aşını zaten verecek, akıllı ol, burası kış memleketi, onları bırak sen odun kömür iste Allah’tan” demiş.

Erciyes’in eteklerinde ikamet eden, üniversite eğitimi için beş yılını da Erzurum’da geçirmiş birisi olarak soğuk ne demektir, sıcak ne demektir az çok bilirim. Buna biraz yaşlılığı da eklerseniz mesele daha iyi anlaşılır.

Bizim gibi insanların sıcak odaların kadr-ü kıymetini herkesten fazla bilmesi gerekir.

Sadece soba yanan bir odası değil de kaloriferle tamamı ısınan bir evde yaşamak gerçekten bir ayrıcalıktır. Sadece şükrederek değil değerlendirerek de hakkını vermeliyiz.

Yıllar önce bir Müslümanın dert yandığını hatırlıyorum:

“Evimiz hep soğuktu, tek odada yaktığımız sobayla kolay kolay ısınmazdık. Gece kalkıp ibadet etmek, Kur’an çalışmak isterdim, kafamı yorgandan dışarı çıkardığımda verdiğim nefes görünürdü, vazgeçerdim. Akşamları hepimiz bir tek odada sobanın etrafında toplandığımız için sesli ders yapamazdık...”

Soğuktan kaynaklanan başta sağlık problemleri olmak üzere hayati önemini daha iyi anlatabilmek üzere önemsiz gördüklerimden başladım.

Biliyor musunuz, insanlar kolay kolay açlıktan ölmezler, mutlaka bir noktada farkına varılır ve imdadına yetişilir.

Fakat soğuk öyle midir? Hadi donarak öleceklerin de az çok imdadına yetiştiğimizi farz edelim. Soğuktan kaynaklanan ve ölüme kadar giden sağlık problemleri öylesine çoktur ki.

Sözü şuraya getirmek istiyorum; Allah için insanları üşümelerini seyretmeyelim. Bunun için de üşüyen insanların farkına varalım, üşüyüp üşümediklerine dikkat edelim, hem de onların boğazlarından çok bu konu üzerinde yoğunlaşalım.

Etrafımızdaki okula giden gitmeyen çocukların ayaklarına, elbiselerine dikkat edelim.

Sonra, yakın çevremizden birazcık dışarı çıkalım, başta İdlip olmak üzere mültecilere ulaşmaya çalışalım.

Bu arada devlet yetkililerine sesleniyoruz, şu doğalgaz faturalarına kesinlikle bir çare bulunmalı, nereden kesinti yapılacaksa yapılmalı ve bu zamlar geri alınmalıdır. İnsanımızın, özellikle dar gelirlilerin tahammül gücünü aşmıştır, böyle gittiği takdirde bunu asla affetmeyeceklerini belirtelim.

Kısacası, insanlarımızın üşümelerine asla seyirci kalınmamalıdır.