Amargi sitesinden Kamal Chomani Münih’te Mazlum Abdi ile konuştu.
Abdi, ABD, Araplar ve SDG’nin hatalarını değerlendirdi:
“Amerika’nın ihanet ettiğini söyleyemeyiz. Amerika bize bir söz verip sonra bozmadı. Amerika buraya IŞİD’le savaşmak için geldi; bu yüzden SDG ile çalıştılar. Türkiye’ye veya Suriye devletine karşı bizimle birlikte savaşmaya gelmediler.
Elbette Amerika’nın tavrı çok zayıftı ve halkımızı hayal kırıklığına uğrattı. Halkımız Amerika’nın böyle davranmasını beklemiyordu.
Böyle olmamalıydı. Ancak son dönemde ABD politikasının değiştiğini ve savaş Kürt çoğunluklu bölgelere ulaştıktan sonra durdurmak için devreye girdiklerini gördük. Başından beri bu tutumu göstermeliydiler.
Biz ABD’nin tavrının zayıf olduğunu söyleyebiliriz. Ancak savaş Kürt bölgelerine ulaştıktan sonra yapılan protestolar, büyük diplomatik çabalar ve sahadaki direniş kamuoyunu etkiledi ve bu da ABD’nin pozisyonunu değiştirdi.
Araplara gelince; hepsini ya hain ya da iyi insanlar diye sınıflandıramayız. Bu doğru değil. Hâlâ saflarımızda çok sayıda Arap var. Ama SDG’den ayrılanlar da oldu ve bazı Araplar bize ihanet etti. Fakat genelleme yapmamalıyız.
SDG şehitlerinin yarısı Arap. Çok sayıda Arap şehit ailesi var. Şu anda da SDG içinde çok sayıda Arap var. Elbette eksikler ve eleştiriler var.
Sonuç olarak şunu vurgulamak istiyoruz: Projenin kendisi yanlış değildi; ama uygulanmasında çok hata yapıldı. Eğer hatalar olmasaydı bu sonuç ortaya çıkmazdı. Hatalar vardı ve bu yüzden bugün eleştirilen sonuçla karşı karşıyayız.
Eleştiri haklı ve gereklidir. Ancak eleştiriyi doğru şekilde yapmak önemlidir ki eksiklerimizi görelim ve düzeltelim.”
Amargi sitesinden Kamal Chomani’nin Münih’te Mazlum Abdi ile yaptığı röportajın tam çevirisini aktarıyoruz.
Kamal Chomani: İyi akşamlar sevgili izleyiciler. Ben The Amargi’nin Genel Yayın Yönetmeni Kamal Chomani. Bugün Almanya’daki Münih Güvenlik Konferansı’nın kulislerinde, Suriye Demokratik Güçleri (SDG) Genel Komutanı Sayın General Mazlum Abdi ile özel bir röportaj gerçekleştiriyoruz. Sayın Abdi, hoş geldiniz.
Mazlum Abdi: Teşekkür ederim, siz de hoş geldiniz.
⸻
Siyasi değişim ve uluslararası ilişkiler
Chomani: Vakit ayırdığınız için teşekkür ederim. Yorgun olduğunuzu biliyorum; birkaç gündür uluslararası liderlerle toplantılar yapıyorsunuz. Münih Güvenlik Konferansı’na hem Suriyeli hem de Kürt bir lider olarak ilk kez katılıyorsunuz. Bu durum sizin için nasıl bir şey ve neden şimdi? Teröre karşı savaşta ve küresel IŞİD karşıtı koalisyonla 10-15 yıldır çalıştıktan sonra şimdi Avrupa’dasınız ve uluslararası yetkililerle görüşüyorsunuz.
Abdi: Doğru, birçok şey değişti. 15 yıl önce tepkiler ve pozisyonlar farklıydı. Buraya gelemememizin temel nedeni buydu. Birçok uluslararası ve bölgesel güç bizim katılmamıza karşıydı. Ama şimdi yeni bir durum ortaya çıktı. Bunun 15 yıllık mücadelenin sonucu olduğunu düşünüyorum; özellikle IŞİD’e karşı savaşın ve halkımızın direnişinin sonucu. Bu durum uluslararası güçlerin pozisyonunu değiştirdi. Suriye’de ve Orta Doğu’da yeni bir durum var. Buna bağlı olarak birçok uluslararası gücün tavrı da değişti. Biz şimdi sadece Suriye devletini değil, SDG’yi de içine alan bir Suriye çözümü istiyoruz. Bu nedenle zaman artık doğru: Rojava’dan Kürt temsilcilerin ve SDG’nin bu konferansa katılıp çözüme katkı sunmasını herkesin kabul etmesi gerekiyor.
Chomani: Daha önce katılımınıza karşı olan Avrupa devletleri veya ABD gibi ülkelerin de görüş değiştirdiğini, buna Türkiye’nin de dahil olduğunu söyleyebilir miyiz?
Abdi: Evet, kesinlikle değişti. Yoksa bu olmazdı. Daha önce bazıları bizimle açıkça görüşmekte tereddüt ediyordu. Şimdi ise resmi görüşmelere hazır olduklarını görüyoruz. Birçok devlet bize artık sadece eskisi gibi askeri ve istihbarat düzeyinde değil, siyasi olarak da daha yakın yaklaşıyor. Evet, uluslararası toplumun Rojava ve SDG’ye bakışı değişti.
⸻
Şam ile müzakereler ve “tugay” statüsü
Chomani: Bir ay önce SDG ile Suriye ordusu arasında savaş çıktı. Ama şimdi İlham Ahmed’i ve Suriye Dışişleri Bakanı Şeybani’yi burada sizinle birlikte, uluslararası toplum liderleriyle görüşen ortak bir Suriye heyetinin parçası olarak görüyoruz. Savaştan bir ay sonra şimdi uluslararası toplumun önünde Suriye için birlikte siyaset yapıyorsunuz. Bu değişim nasıl oldu?
Abdi: Doğru, iyi olmayan bir çatışma yaşadık. Bu, bazı uluslararası güçlerin yanlış politikalarının sonucuydu; bu savaşın çıkmasına ve genişlemesine izin verdiler. Ama halkımız direndikten sonra çözüm için çok çaba harcandı ve ateşkese ulaşıldı.
Chomani: Bu ateşkes mi, anlaşma mı?
Abdi: İkisi de. Önce bir ateşkes; hâlâ devam ediyor. İkincisi de 29 Ocak anlaşması.
Chomani: Bu anlaşma neden resmi olarak kamuoyuna açıklanmadı?
Abdi: Evet, doğru; henüz yayımlanmadı. Ancak temel içeriği hem bizim tarafımızdan hem de Suriye devleti tarafından kamuoyuna açıklandı. Biz buna “29 Ocak Anlaşması” diyoruz. 18 Ocak’ta bir anlaşmaya varmıştık, ama sonrasında birçok konuda değişiklik yapmayı gerekli gördük. Şam’da görüştük ve sonuç olarak bazı düzeltmeler yaptık.
Chomani: Hangi düzeltmeler?
Abdi: Örneğin SDG, Suriye ordusu içinde kendi tugayları olarak kabul edildi; daha önce böyle değildi. Ayrıca Kürtçenin eğitimde resmi bir dil olarak tanınması için müzakerelerin sürdürülmesi kararlaştırıldı. Bu, Özerk Yönetim’in 14 yıldır kurumlar kurarak ve çocuklara eğitim vererek yürüttüğü emeğin resmi ve hukuki olarak tanınması demek. 18 Ocak anlaşmasında olmayan bazı maddeler değiştirildi. Genel maddeler kamuoyuna açıklandı. Ama Suriye Cumhurbaşkanı ve benim imzaladığım anlaşmanın tamamını ileride açıklayacağız.
⸻
Eleştiriler ve “Amerika ihaneti” tartışması
Chomani: Savaştan sonra Kürt siyasetinde üç argüman ortaya çıktı: Birincisi “Amerika Kürtleri sattı” diyor. İkincisi SDG projesinin, özellikle Arap aşiretleriyle birlikte yürütülen yapının çöktüğünü söylüyor. Üçüncüsü de demokratik konfederalizm projesinin bittiğini savunuyor. Bu üç argümana ne diyorsunuz?
Abdi: Üçü de doğru değil. Mesele siyah-beyaz değil. Kesinlikle ya böyle ya böyle diyemeyiz. Evet, dile getirilmesi gereken sorunlar var ve bunlar çok önemli değişimlere yol açtı. Ama meseleye siyah-beyaz yaklaşamayız; bu doğru değil.
Amerika’nın ihanet ettiğini söyleyemeyiz. Amerika bize bir söz verip sonra bozmadı. Amerika buraya IŞİD’le savaşmak için geldi; bu yüzden SDG ile çalıştılar. Türkiye’ye veya Suriye devletine karşı bizimle birlikte savaşmaya gelmediler.
Elbette Amerika’nın tavrı çok zayıftı ve halkımızı hayal kırıklığına uğrattı. Halkımız Amerika’nın böyle davranmasını beklemiyordu. Böyle olmamalıydı. Ancak son dönemde ABD politikasının değiştiğini ve savaş Kürt çoğunluklu bölgelere ulaştıktan sonra durdurmak için devreye girdiklerini gördük. Başından beri bu tutumu göstermeliydiler.
Biz ABD’nin tavrının zayıf olduğunu söyleyebiliriz. Ancak savaş Kürt bölgelerine ulaştıktan sonra yapılan protestolar, büyük diplomatik çabalar ve sahadaki direniş kamuoyunu etkiledi ve bu da ABD’nin pozisyonunu değiştirdi.
Araplara gelince; hepsini ya hain ya da iyi insanlar diye sınıflandıramayız. Bu doğru değil. Hâlâ saflarımızda çok sayıda Arap var. Ama SDG’den ayrılanlar da oldu ve bazı Araplar bize ihanet etti. Fakat genelleme yapmamalıyız.
SDG şehitlerinin yarısı Arap. Çok sayıda Arap şehit ailesi var. Şu anda da SDG içinde çok sayıda Arap var. Elbette eksikler ve eleştiriler var.

