Tarih: 26.08.2018 09:44

Malazgirt´ten Beyoğlu´na Oklara Dair

Facebook Twitter Linked-in

?Sultan Alparslan ülkücüydü? denildiğini duyduğunuzda çaysız püskevit yer gibi püskürmemek elde değil. Türkiye´de seçim kazanmak, siyaset yapmak için, tarihi yanına almak yetiyor kimisine. Hadi tüm akademik tahsilini twitter, face, instada yapmış ergen olsa anlarız da, koskoca insanlardan bunu duymak biraz sarsıcı oluyor.

Osmanlı gibi bir milletler karmasına özenip, mottoyu ?tek millet? olarak lanse etmek kadar sarsıcı hem de. ?Bu kış komünizm gelmesin? diye kurulan Milliyetçi Cephenin iki sacayağı ortadaki payandadan eser kalmamış bir halde, Malazgirt ovasında at koşturuyor.

1970´lerin Fatih´ini anımsayanlar var mı bilmem ama Fatih Camii´nin önünde akan Fevzi Paşa Caddesi´nin üstü Akıncıların, altı Ülkücülerin himayesinde derler. MC´nin içindeki ortaklık, fraksiyonlar arasında erirdi. Hatta o vakitler önemli bir akıncı lideri, ülkücülerle olduğu ifade edilen bir pusuda kurban gitmişti.

Aradan neredeyse 40 sene geçti. O zaman MC´nin başbakanı iktidara gelip gitmesi ile meşhur Süleyman Demirel namı diğer Çoban Sülü, bugün gelinen noktaya baksa, herhalde olanlara inanamaz, kendi geleneğinin adeta pişmaniye gibi tel tel dağılmış olmasına şaşkınlık içinde bakakalırdı.

Türkiye´de eleştirilen Sol ve CHP öyle ya da böyle geleneğine sahip çıkmış seçmeni ile beraber 2000´leri görebilmiştir. Oysa Adalet Partisi geleneği için aynı şeyi söylemek mümkün değil. Dini ve milliyetçiliği siyasete alet etmekten hiçbir zaman imtina etmeyen bu gelenek, en sonunda bu işi erbabına bırakıp siyaset sahnesinden çekildi.

AKP ve MHP´nin Malazgirt ovasında kesişen yolu kimin haklı kimin haksız olduğu konusundaki tartışmanın epeydir gündemden düştüğüne işaret ediyor. Lakin ülkücülük gibi geç Osmanlı icadı ve anti-komünist Amerikancı söylemde son derece işlevsel bir kavramı tutup, tarihsel kişiliklere ithaf etmek de aslında o tarihsel şahsiyetleri oldukça hor kullanmak anlamına geliyor.

Malazgirt ovasında 947 sene öncesinden bugüne siyaset devşiren iktidar bloku, dün İstanbul´un en bilinen caddesinde yaşı 80´i bulmuş bir kadını iki polisin arasında gözaltına alırken neyi hesap etti bilinmez ?!!!
Bilinen o ki bundan tam 21 sene önce de aynı kadın gözaltına alınmıştı. Kadının beyaz düşen saçları bu yıllar arasındaki neredeyse tek farktı.

Dün bu satırlarda yer verdiğimiz Cumartesi Annelerinin 700. buluşmasının yasaklanması idarede keyfiliğin bir örneğini ortaya koydu. 699 haftadır öyle ya da böyle kendisini ifade eden bir grubu 700. haftada durdurmak, hele ki bundan 7 sene önce bizzat Cumhurbaşkanı tarafından dertleri dinlenen bu insanları birden huzur kaçırıcı olarak ifade etmek başlı başına bir sorun olarak görünüyor.

Hele ki eylemcileri korumaya çalışan milletvekillerine gösterilen şiddet içeren yaklaşımlar ise başlı başına iç karartıcı. Barışçıl ve şiddete yönelmeyen bir eyleme dahi katlanamayan siyasi iktidarın demokrasi terazisinde kefesi oldukça hafif kalacaktır. Ki; Arat Dink´i vermemeye direnen ve başaran Türk, Ermeni, Müslüman, Sosyalist, Kürt dayanışmasının tarihi bir örneği oldu. Kamuoyunda dünün değerlendirmesi böyleydi. Sosyal medyada bu foto için, ağladım diye yazan çok kişi vardı.

[Ahmet Şık tutukluyken ona yolladığı mektupta: ?Değil sen, senin eskizin yeter Ahmet bu ülkede dönen kirli oyunları ayan etmeye? yazan Hrant Dink´in oğlu Arat Dink ve bugünkü eylemde onu polise vermeyen Ahmet Şık?]

Malazgirt Savaşı eğer bir ruh ise; bu ruh, bu topraklara barış getirmenin de aracısı olmakla yükümlüdür.

Malazgirt´in kendine yurt bellediği Anadolu; Kürt´ün, Ermeni´nin, Arap´ın, Süryani´nin, Keldani´nin, Nasturi´nin yanı başında idi. Onlara hükümranlık etti ama onlarla yanyana yaşadı. 19. yüzyıl sonunda İmparatorluklar çağı biterken alevlenen milliyetçilik ateşi önce Osmanlı´yı yaktı. Yerine kurulan Türkiye Cumhuriyeti ise özellikle Amerikan Anti Komünizm propagandasının işine gelen milliyetçilik ateşini sıkça içinde hissetti. ?Her türlü milliyetçilik vaktiyle ayaklar altına alınsa da?, şimdi geçer akçe görülüyor.

AKP, CHP´nin altı okunu özetlemiş tek bir oku kendine şiar etmiş görülüyor. Bu okun Okçular Vakfı´nın AVM önlerinde demo yaptırdığı oyuncak oklara benzediği de gözden kaçmıyor. Logosu ok olan ?Cehape??den istiskal edilmiş Milliyetçilik oku ancak yanındaki 5 okla beraber kullanılacak şekilde reçetelenmiş. Atatürk´ün reçetesiz kullanmayın dediği oklardan birini kendine mal ederken geri kalan 5 oktan sanki bihaber olunduğu görülüyor. Biz hatırlatalım o zaman:
Devletçilik (fabrikaları satmayacaksın)
Laiklik (o cemaate aldanmayacaksın)
Devrimcilik (Osmanlıca diye tutturmayacaksın)
Halkçılık (Ötekileştirmeyeceksin)
Cumhuriyetçilik (aklından bile geçirmeyeceksin)




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —