İtalya'da bir mahkemenin, ormanda yaşayan İngiliz-Avustralyalı ebeveynlerinden üç çocuğunu almaya karar vermesi, ülkede alternatif yaşam tarzları üzerine sert bir tartışma başlattı.
İngiliz bir şef olan Nathan Trevallion ile Avustralyalı eski bir at biniciliği öğretmeni Catherine Birmingham, 2021 yılında İtalya’nın merkezi Abruzzo bölgesindeki Palmoli’de ormanlık bir alanda harabe bir mülk satın aldı.
Amaçları, üç çocuklarını, sekiz yaşındaki Utopia Rose ve altı yaşındaki ikizler Galorian ve Bluebell'i doğaya mümkün olduğunca yakın bir şekilde yetiştirmekti. Kendi yiyeceklerini yetiştiriyor, elektriği güneş enerjisiyle üretiyor ve suyu kuyudan sağlıyorlardı. Bu sırada çocuklar, atlar, eşekler ve tavuklarla çevrili olarak evde eğitim alıyordu. Adriyatik kıyısında, nüfusu 20 bin olan San Salvo kasabasına yapılan haftalık geziler ise onları dış dünyayla tanıştırıyordu.
Tüm aile mantar yedi, hastaneye kaldırıldı; sosyal hizmetlerin radarına girdi
Ancak bu iddialı yaşam tarzı, geçen yıl eylül ayında tüm ailenin ormandan topladıkları zehirli mantarları yedikten sonra hastaneye kaldırılmasıyla yerel sosyal hizmetlerin incelemesine takıldı.
Yetkililer daha sonra yaptıkları araştırmada ailenin ikametgahının “harabe, korkunç hijyenik koşullarda ve gerekli altyapıdan yoksun” olduğunu tespit etti. Bu tespit, mahkeme dosyalarına da girdi.
Mahkeme çocukların aileden alınmasına karar verdi
Geçen hafta, L’Aquila’daki bir çocuk mahkemesi hakimi, savcının çocukların merkezî olmayan yaşam nedeniyle “haklarının ciddi ve zararlı şekilde ihlal edildiği” iddiasını haklı buldu ve çocukların alınmasına karar verdi.
Çocuklar perşembe öğleden sonra polis tarafından alındı ve kilise tarafından işletilen bir tesise götürüldü. Anne çocukların yanındayken, avukatları Giovanni Angelucci’ya göre her iki ebeveynin de çocuklarına erişimi sınırlı.
“Biz sistemin dışında yaşıyoruz"
Çocuk mahkemesi kararında, “aile birimi konut sıkıntısı içinde yaşıyor” ve “sosyal etkileşimleri yok, sabit gelirleri yok” denilirken; evin “tuvalet imkânı olmadığı” ve “çocukların okula gitmediği” vurgulandı.
Mahkemenin kararını beklerken, Trevallion ve Birmingham basına birkaç röportaj verdi ve ailenin birlikte kalması çağrısıyla açılan çevrimiçi imza kampanyasına binlerce kişi destek verdi.
Trevallion, çocukların alınmasını “büyük bir kalp kırıklığı” olarak tanımladı ve bunun kendilerinde “şok etkisi” yarattığını söyledi. Çocuklar alındıktan sonraki gün yerel haber sitesi Il Centro’ya yaptığı açıklamada, “Hayatımın en kötü gecesiydi” dedi ve bakım tesisinde çocukların anneleriyle ayrı bir odada uyumaya zorlandıklarını ekledi.
Trevallion, La Repubblica gazetesine verdiği röportajda “Biz sistemin dışında yaşıyoruz… İşte bize bunu isnat ediyorlar. Mutlu bir ailenin hayatını mahvediyorlar.” dedi.
Avukatları Angelucci, çiftin çocukların alınmasına itiraz edeceklerini ve hakimin raporunda, özellikle eğitimle ilgili olarak, “yanlış bilgiler” bulunduğunu iddia etti.
Karar tartışmalara yol açtı
Bu dava siyasi tartışmalara yol açtı ve çocuk mahkemesinin başhakimi Cecilia Angrisano’ya karşı tepkileri artırdı.
İtalya’nın aşırı sağcı başbakanı Giorgia Meloni, çocukların bakım altına alınmasına ilişkin “alarm” verdi ve Adalet Bakanı Carlo Nordio’ya müfettiş gönderilmesi için gerekçelerin değerlendirilmesini talep etti. Başbakan Yardımcısı Matteo Salvini ise davayı bir “kaçırılma vakası”na benzetti.
Ünlü İtalyan sosyolog Chiara Saraceno, “Orada neler olup bittiğini anlamak çok zor. Ancak alternatif bir eğitim sunmak istemekte yanlış bir şey yok. Sorun, bu çocukların ne kadar izole oldukları ve yaşam koşullarının hijyenik olup olmadığıdır” dedi.

