Tarih: 17.01.2020 16:26

Libyalı çocuklardan Berlin'e çağrı: Vakf itlak en-nar

Facebook Twitter Linked-in

Libya'da kalıcı ateşkes ve siyasi çözüm için diplomatik çabalar sürüyor. Almanya'nın başkenti Berlin'de düzenlenecek Libya Konferansı'na sayılı günler kaldı. Ulusal Mutabakat Hükümeti Başkanı Fayiz Es-Serrac ve darbeci Hafter'in konferansa katılacağı duyuruldu. 

"vakf itlak en-nar..."

11 yaşında Libyalı bir çocuğun, sesinin titreyerek, "evimize dönmek istiyorum, evimize dönmek istiyorum, evimize dönmek istiyorum" diye arka arkaya söylediğini duyduğumda yaşadığım sarsıntıyı şu an bile hissediyorum. Ateşkes konusunda Libya halkı ne düşünüyor diye sormak için yürürken karşılaştık onunla. Karşıdan karşıya geçiyordu. Bize doğru yürürken gülümseyerek ben de ona doğru yürüdüm. İsmini sordum. Kafasını salladı, söylemek istemedi. "Ateşkes" dedim. bu cümleler döküldü ağzından.

Evlerinden kaçmak zorunda kalan binlerce aileden biri de onun ailesiydi çünkü. Ağlamıyordu ama sesindeki titreme nice gözyaşlarından daha ağırdı. Başka soru soramadım, ona sarılamadım, öylece kalakaldım, yüzündeki korku dolu ifade ve sesindeki bitmeyen titreme karşısında. O dünyalar güzeli Libyalı çocuk 2 kısa cümle daha kurdu; "Libya çok güzel...Libya'nın iyi olmasını istiyorum"

Ellerinde kalan tek şey; umut... 

Libya için bu kez gözler Berlin'de. Pazar günü, Libya tarihi için önemli ve umut dolu. Ateşkes çağrısıyla biraz olsun umutların yeşerdiği Libya'da insanlar, Hafter tarafından Moskova'da imza atılmamasına rağmen, yine de umutlu. Çünkü ellerinde kalan tek şey bu; umut...

Türkiye'nin girişimiyle başlayan ve Rusya'nın desteğiyle ilerleyen süreç, Libya için uzun zamandan sonra ilk kez "ateşkes" kelimesini daha güçlü dünyaya duyurdu. Artık herkesin dilinde ateşkes var Libya sokaklarında. Hem de herkesin. Şehitler meydanında kuş yemi satan yaşlı amcanın da, kahve satan gencin de, esnafın da ...

Herkesi anlıyor insan ama küçücük çocukların ağzında ateşkes kelimesini duymak, insana çok ağır geliyor. 11 yaşındaki o çocukla röportaj yaptıktan sonra onlara çok daha başka bakmaya başladım. Bir çocukla göz göze geldiğimde gülümsemenin, selam vermenin, ismini sormanın ötesinde bir durum var çünkü Libyalı çocuklarda. Onlar ateşkesten bahsediyorlar. Bir de ülkelerinin ne kadar güzel olduğundan. 

Haksızlar mı? Haklılar, Libya yaşanılası bir ülke. İçinden "hadi canım" diyenler mutlaka olacaktır. Ama inanın öyle. Ve Libya'da istikrar tam anlamıyla sağlandığında çok fazla turistin buraya geleceğine inanıyorum. Mutlaka gezilmesi, görülmesi ve tarihi bilinmesi gereken çok önemli bir ülke Libya. Ve yaşadığı, asla hakettiği değil bu toprakların. Ve en kötüsü de bunu sokaktaki küçük çocukların bile biliyor olması. Kötü olan onların bilmesi değil, bu yaşta bunu bilmek ve söylemek zorunda kalacak kadar acı çekmiş olmaları.

Yaşanan çatışmalarda hayatını kaybedenler arasında çok sayıda çocuk da var. Bir de onların aileleri var tabi. "Evlat acısı" doğduğunuz büyüdüğünüz toprakların neresi olduğuna bakmıyor. Bu toprakların kaderi gibi algılansa da, o öyle değil. Bu öyle büyük bir acı ki ve öyle bir yerleşiyor ki insanın kalbine, nerede olursanız olun o acıyı tanır hale geliyorsunuz. Çünkü o anne babalar için hayat, küçük tabutlarda toprağa verdikleri çocuklarının mezarları başında hiç bir zaman ne eskisi gibi, ne de yaşanır olamıyor.

Bir çocuğun hayatından daha değerli ne olabilir? Günlerdir bu soruyu soruyorum kendime. Hiçbir şey...

Belki farklı düşünen biri çıkar, bir söz söyler diye o kadar çok insana sordum ki. Herkes aynı cümleyi kuruyor; "Hiçbir şey". Peki çocuklar neden ölüyor? Neden?
Neden 11 yaşında ismini söylemeye bile korkan Libyalı çocuk evini özlüyor? 

Devamı >>>




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —