Tarih: 06.11.2018 11:57

KÜTÜPHANELER EVSİZLERİN BAŞLICA MEKANI OLDU!

Facebook Twitter Linked-in

CİAHN AKTAŞ/ Ev, komşu, kütüphane ve sıhhileştirme

 Bir süredir Seattle´dayım ve şehrin yapısını, dinamiklerini anlamaya çalışıyorum.
İsmi hafızalara küreselleşme karşıtı protestolarla kazınan Seattle´ın en önemli iki meselesi, trafik ve evsizlik. Bunun başlıca sebebi ise ?gentrification? olarak bilinen şehir merkezlerini ?sıhhileştirme? projeleri. Sıhhileştirme sıklıkla şehir merkezindeki suç barınaklarının çoğaldığı dolayısıyla güvensizlik uyandıran mahallelerde gerçekleşiyor. Bazen şehirsel çöküş olarak isimlendirilen süreçten sorumlu tutulan nüfus başka bir bölgeye aktarılırken yerleşimin yüzü başkalaşıyor. Kurunun yanında yaş da yanıyor sıhhileştirmede. İnsanları doğup büyüdüğü, bir çevreye sahip olduğu mahallelerden söküp atmak, ileri yaşlarında zorlu bir çocukluk dönemine tabi tutmak demek. Ayrıca götürülen yerler hemen hep ?konut siloları? diye adlandırılan, özensizce inşa edilmiş yüksek barınaklar oluyor.
Şehrin yeniden ele alınmak istenen köşesi, mukimleri bulundukları yerde tutarak da güvenli hale getirilebilir, ancak bu, uygulamanın zorlukları ve daha çok da sıhhileştirme projesini hareketlendiren rant imkanları açısından yeğlenmiyor. İstanbul´da en bilinen örnek Sulukule. Gönülsüzce taşınanlar gittikleri yerde mutlu olmuyorlar. Çoğu zaten hayat alanı itibarıyla haksızlığa uğruyor. Boşaltılan alan ise üst gelir gruplarının yaşayacağı siteler, plazalar ve otellerle karakteristiğini yitiriyor.
Şehrin merkezi bazen mimari dokunulmazlık yüzünden geceleri ölmeye, bu nedenle de hayat alanı olarak tercih edilmemeye başlanıyor. O zaman da düşen kiralar yoksulları ve göçmenleri merkeze çekiyor. Varlıklı aileler bu nedenle de bilinçli bir şekilde şehir dışında oluşan uydu kentlere taşınıyorlar. Küreselleşmenin vaatleri güvenlik, yenilik ve tüketimdi. Banliyöleşme (suburbanization) daha güvenli bir ortam, yeni keşfedilmiş modern bir mimarlık üslubunda bir site, geniş ev ve bahçe talebiyle revaç buluyor.
Seattle´da son dönemlerde gerçekleşen ise dev şirketlerin getirdiği elemanların şehrin merkezine yerleşme temayülüyle başlayan bir ?sıhhileştirme.? Teknoloji alanında dünya çapında ön sıralarda bulunan Microsoft ve Amazon gibi şirketlerin, Sturbucks gibi zincir mekanların yerleşmesi, şehrin tabii dokusunu parçaladı son on- on beş yıl içinde. Küreselleşme karşıtı protestolarla tanınan şehrin aynı zamanda küreselleşme döneminin sembolü haline gelen ünlü markaların mekanı haline gelmesi de ilginç.
Dev şirketler başka şehirlerden yüksek maaşla çalışacak uzman elemanlarını taşıyor Seattle´a. Bu elemanlar ordusu şehrin merkezinde ev aradıkları için de emlak piyasası hareketleniyor. Bildik hikaye: Şehrin merkezinde yer alan kıymetli eski evlere el atıyor müteahhitler ve dev şirketlerin elemanlarının zevklerine uygun bir hale getiriyorlar. Yeni nüfuz sahiplerinin zevkine hitap eden lokanta ve kafeler açılırken biraz da başkalaşıyor şehrin siması. Her şey eskisinden daha pahalı hale geldiğinde oluşan dalga yutuyor son direnişçileri de. Neticede merkezin kısıtlı kaynağa sahip asilleri adı konulmamış bir kentsel dönüşümün kurbanı olarak yerlerini yurtlarını büyük şirketlerin elemanlarına terk etmeye mecbur kalıyor. Evlerini, mahallelerini terk edenlerden bazıları, çalışmak için şehir merkezine gelmeye devam ediyor. Trafik bu yükle daha bir ağırlaşıyor. Şehir nüfus açıdan yeni bir mahiyet kazanıyor.
Bu alt üst oluşun yol açtığı kişisel dramların da etkilediği 14 bin civarında evsiz yaşıyor sahip Seattle´da. Merkezde yaşanan dönüşümün baskılarının üstesinden gelemeyip işini yitirenlerin evsiz kalması olağanlaşıyor. Bir metafor olarak konuşulan modernizmin evsizliği vücut buluyor hazin kişisel hikayelerde. Konuyla ilgilenen uzmanların evsizlerin nüfus sayımından elde ettikleri verilere göre karavan ve arabalarda yaşayan ABD´lilerin oranı 2017´de yüzde 46 oranında artış gösterdi. Her yaştan insanın bulunduğu evsiz nüfusun çoğunluğunu kira ödeyemediği için sokakta yaşamaya başlayanlarla uyuşturucu bağımlıları oluşturuyor.
Gündüz saatlerinde kütüphaneler evsizlerin vakit geçirdiği başlıca mekanlardan biri. Kütüphaneye sığınan evsizlerin okuma sürecinde taze bir güç kazanıp hayatlarını yeniden ele alma cesareti kazanıp kazanmadığını bilmek isterdim.
Beri taraftan, Seattle´da küreselleşme karşıtlığının şekillendirdiği dayanışma ağları ?yenilik? ve ?tüketim? teşvikine karşı fiili eleştiri üretmeyi sürdürüyor.
Bu konuda dinlediğim hayranlık verici bir örnek, ?Bir Şey Satın Alma? grupları. Satın almaya teşvik eden onca söylem, kanal ve faaliyet içinde bu gruplar marjinal görünseler de farklı bir gündelik hayat politikası sunuyorlar. Mahalle örgütü üyeleri whatsapp gruplarıyla ihtiyaçlarını dile getiriyorlar. Bir bebek arabası, fazla bir yatak, manto, çanta, bavul, fazla yiyecek paketleri?? Komşu komşunun külüne muhtaçtır? atasözümüz yeniden yorumlanıyor sanki burada. Acilen kapıyı çalamadığın durumda, acilen bir mesaj atabiliyorsun. Kefir arıyordum, kızım bir mesaj attı, ertesi gün gidip aldı yan mahalledeki komşudan. İhtiyaç sahibi veya evinde fazlası olan soruyor gruba. Bazen evi büyük olan bir üye, bebek veya hasta eşyaları gibi geçici kullanılan eşyalar için depo gibi bir yer ayırıyor evinde, ihtiyacı olan gidip alıyor. Çeşitli uzmanlar mesleki açıdan destek teklif ediyorlar. Bir hemşire belli bir saatini yaşlı bir hastaya ayırabileceğini, bir ziraat mühendisi belli bir günde hastalıklı ağaçların bakımını yapabileceğini bildiriyor.
Benzeri whatsapp grupları göçmenlere yardım için de faaliyet gösteriyor. İstanbul´da da bir hayli faal, whatsapp üzerinden mültecilere ve şehir düşkünlerine yardım için örgütlenen gruplar. Bağlantı içinde olmak, yoksulu ve düşkünü hatırlamak ve hatırlatmak, dayanışma yollarını geliştirmek, günümüzün yıkıcı siyasetleri karşısında insani hasletleri ayakta tutmanın başlıca kaynağı.
Liseli gençlerle çalışan bir toplumsal örgütlenme olan Sawhorse Revolution (Testere Tezgâhı Devrimi) Seattle´da evsizleri himaye için bir faaliyet başlatmış. Bu faaliyet neticesinde oluşmuş inşaat ustaları, mimarlar, bilim insanları ve eğitmenleri içine alan İmpossible City (İmkansız Şehir) hareketi. Liseli öğrenciler hem usta bir ekipten bir ev yapmanın, bir köy kurmanın inceliklerini öğreniyor, hem de hayır işliyorlar. Geri dönüştürülmüş malzeme, güneş enerjisi, sıcak suyla banyo yapma imkânı, herkesin kullanımına açık bir mutfak? Nickelsville kasabası yakınında kurulan köy 100´ü bulan sayıda bir evsiz nüfusunu barındıracak şekilde tasarlanıyor. Liseli gençlere evsizleri tanırken diğerkamlığa kapı açan bir hayat ufku kazandırmanın daha güzel bir yolu olabilir mi?




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —