‘Kürdistan’ demek suç mu?

Demokrat Yargı Derneği Eşbaşkanı Ertekin, Sosyolog Yarkın ve Kürdolog Bayrak son günlerde yeniden tartışılmaya başlanan “Kürdistan demek suç mu?” konusuyla ilgili değerlendirmelerde bulundu.

‘Kürdistan’ demek suç mu?

K24 Türkçe'den Adem Özgür, konu ile ilgili olarak işin uzmanlarının görüşerine başvurdu...

Elazığ Fırat Üniversitesi araştırma görevlisi Hifzullah Kutum sosyal medya hesabında paylaştığı “Kürdistan” ifadesi nedeniyle tutuklanırken, Siirtli esnaf Cemil Taşkesen, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in kentteki ziyareti esnasında “Burası Kürdistan’dır” dediği için gözaltına alınmıştı.

Kürdistan ifadesinin Türkiye hukukunda suç olup olmadığını sorduğumuz Demokrat Yargı Derneği Eşbaşkanı ve halen hakim olarak görev yapan Orhan Gazi Ertekin, “Kürdistan sözünü kullanmak Türkiye’nin yasalarına göre suç değildir” dedi.

K24’e konuşan Orhan Gazi Ertekin, “Bu suçlamalar da kaynağını yasalardan almamaktadır. Nitekim Ortadoğu’da İran, Türkiye ve Kürdistan vb. gibi yer adları vardır. Tıpkı Türkiye’de Rumeli yer adı olduğu gibi. Kürdistan sözü suç ise şu halde Rumeli sözü de suç olacaktır ki tam bir absürtlük ile karşı karşıya kalırız” ifadelerini kullandı.

Ertekin, “Bu tür absürtlüklere hukuk içinde yer yoktur” şeklinde konuştu.

KÜRDOLOG BAYRAK: BUNUN SÖZ KONUSU YAPILMASI BİLE UTANÇ VERİCİ

Tarihçi ve Kürdolog Mehmet Bayrak ise dünya tarihinde Kürdistan ifadesinin ne zaman ve nerelerde kullanıldığına dair bilgiler verdi.

K24’e konuşan Bayrak, “Yakın zamanda Kürdistan ifadesinin yeniden tartışma konusu yapılması ya da bir kişinin tutuklanması utanç verici durumdur. Toplumsal gerçekliği inkar etmenin hiçbir anlamı olamaz, çünkü her gecenin bir gündüzü vardır” ifadelerini kullandı.

Kürdistan kavramının tarih içerisinde kadim bir kavram olduğunu vurgulayan Bayrak, “Milattan Önce 2000’lere ait iki Sümer taşında ilk defa Kürtlerin memleketi olarak Kürdistan ismi geçer. Bununla birlikte milattan 400 yıl önce Ksenophon'un ‘Onbinlerin Dönüşü (Anabasis)’ adlı eserinde de ‘Karduklar’ olarak Kürtlerin ismi, ‘Kardavaya’ olarak da Kürdistan ismi anılır. Keza Amasyalı Strabon’un ‘Coğrafyası’nda da Kürdistan ismi geçer” dedi.

“PEK ÇOK ESERDE KÜRDİSTAN İSMİ VAR”

Dünyanın eski yazılı kaynaklarının yanı sıra “yerli kaynak” olarak belirtilen eserlerde de Kürdistan ifadesinin geçtiğine dikkat çeken Mehmet Bayrak, “Söz gelimi Türk tarihinin ve kültürünün temel taşı niteliğindeki Kaşgarlı Mahmut’un ‘Divân-ı Lügâti't-Türk’ adlı eserinde de Kürdistan ismi onun hazırladığı dünya haritasında ‘Arzu-l Ekrad’, yani Kürtlerin memleketi (ülkesi) olarak yer almaktadır” dedi.

“Türklerin Anadolu’ya akın ettikleri Selçuklular döneminde de Kürdistan ismi geçer” diyen Kürdolog Mehmet Bayrak, Sultan Sencer’in kaynaklarında Kürdistan ifadesine rastlandığını ifade etti.

Ali Emiri Efendi’nin Mısır’dan satın alarak Türk literatürüne kattığı “Tarihü'l Devlet'ül Ekrad” adlı eserde Kürdistan isminin “Arzu-l Ekrad” olarak kayda geçtiğini dile getiren Bayrak, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Ayrıca El-Hazreci'nin Eyyubileri anlatan eseri de ‘Târihu Devleti'l-Ekrâd’ (Kürt Devletinin Tarihi) ismini taşımaktadır. Bütünüyle Kürdistan ve Kürt tarihi üzerinde yoğunlaşan müstakil bir tarihtir. Bunun yeniden yayını da yapıldı. Bunu ilk kez tespit eden ve ortaya çıkaran ben oldum. İlk Türk tarihi olarak kabul edilen ve Reşideddin tarafından hazırlanan Oğuzname’de birçok kez Kürdistan ismi geçer.”

OSMANLI, ARAP VE PERS TARİHLERİNDE KÜRDİSTAN

Hem Batılı hem Osmanlı hem Arap hem de Pers tarihlerinin genelinde Kürdistan ifadesinin pek çok yerde geçtiğini vurgulayan Mehmet Bayrak, “Kürtlerin ve Kürdistan’ın Görsel Tarihi” adlı çalışmasından bahsederek, “Söz konusu çalışmamda Kürtlere ve Kürdistan’a ilişkin 250 seyahatname var. İster kitap olsun ister makale olsun bu seyahatnamelerin tamamında Kürt ve Kürdistan ismi geçer” dedi.

“1925’TEN SONRA KÜRDİSTAN İSMİ GEÇMEMEYE BAŞLADI”

“Örneğin Türk literatürünün önemli bir kaynağı olan Şemseddin Sami’nin ‘Kamusü'l-Âlâm’ında Kürtlere ve Kürdistan’a geniş yer verilir” ifadelerini kullanan Bayrak, şunları dile getirdi:

“Yakın dönem Türk askeri kaynaklarında Kürdistan ismi geçer. Prof. Dr. Mustafa Erdoğan bu konuda, ‘1924-25’e kadar bütün resmi belgelerde Kürdistan ismi geçtiği halde, 1925’ten sonra bu resmi belgelerde sadece 4-5 yerde bu isim geçer. O da Kürtlerin ya da Ermenilerin aleyhine ilişkin yerlerde geçer’ diyor.  Halbuki önceki kaynakların tümünde bu anılırdı. Bu çok önemli bir belirlemedir.”

“GİZLİ BELGELERİN TAMAMINDA KÜRDİSTAN İSMİ OLDUĞU GİBİ ANILIR”

Hazırladığı çalışmalarında devletin çeşitli gizli belgelerine yer verdiğini kaydeden tarihçi ve Kürdolog Mehmet Bayrak, şunları söyledi:

“Bu gizli belgelerin tamamında Kürdistan ismi olduğu gibi anılır. Fakat devlet açık planda bunu reddeder. O yüzden her zaman şunu söylüyorum: Devlet gizli planda itirafçı ve kabulcü fakat açık planda ret ve inkarcıdır. Bu resmi devlet ideolojinin bir politikasıdır. Bu nedenle tarihsel ve toplumsal gerçekliğin ret ve inkar edilmesi abesle iştigaldir.”

SOSYOLOG YARKIN: KISITLI DA OLSA KÜRT ÇALIŞMALARINDA ALAN AÇILMIŞTI

Konuyla ilgili K24’e konuşan İnsan Hakları Derneği (İHD) Irkçılığa ve Ayrımcılığa Karşı Komisyon üyesi, sosyolog Güllistan Yarkın ise Türkiye’deki üniversiteler hakkında değerlendirmelerde bulundu.

“2000’li yıllarda Türkiye üniversitelerinde Kürt Çalışmalarına kısıtlı da olsa belirli bir alan açıldı. Bunda hem Kürtlerin siyasal ve toplumsal mobilizasyonu, hem de Türkiye’nin AB’ye üyelik sürecindeki politikalarının olumlu bir etkisi oldu” diyen Yarkın, “Örneğin 2001 yılında AB’ye uyum sürecine paralel olarak 1982 Anayasasında ifade özgürlüğünü önemli oranda baskı altına alan 13. ve 26. maddelerinde kısmi bir revizyon gerçekleştirildi. 2000’li yıllarda Kürtler konusu artık üniversitelerde görmezden gelinerek inkâr edilemeyen, bazı akademisyenler ve öğrenciler tarafından merak edilen ve artık yok sayılamayan bir konu hâline geldi” ifadelerini kullandı.

“KÜRDİSTAN İFADESİ 2009’DA TEZ BAŞLIKLARINA GİRİŞ YAPTI”

Sosyolog Yarkın, “Kürt kavramına benzer biçimde ‘Kürdistan’ kavramı ise 2009 yılına kadar Türk üniversitelerinde yoğun olarak baskıya maruz kalan bir kavram olarak karşımıza çıkıyor. ‘Kürdistan’ kavramına yönelik sansür ve oto-sansür 2009 yılına kadar yoğun bir şekilde devam etti ve ilk defa 2009 yılında bu kavram tez başlıklarına giriş yaptı. 2009 yılı AKP hükümetinin ‘Açılım Süreci’ veya ‘Demokratik Açılım’ olarak adlandırılan politikalarını uyguladığı, Türk devletinin Kürt politikalarında bazı olumlu adımlar attığı bir dönemdi. Bu dönem aynı zamanda güneyde Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin de güçlendiği ve Türkiye ile hiyerarşik de olsa birçok siyasi ve ekonomik ilişki içinde bulunduğu bir dönemi ifade ediyor” dedi.

“Kürdistan Bölgesel Yönetimi ifadesinde geçen ‘Kürdistan’ kavramı başlı başına Kürdistan kavramının Türkiye’deki tabu pozisyonunu da önemli oranda sarstı” ifadelerini kullanan Yarkın, şu hususlara değindi:

“YÖK veri tabanına göre 2009 yılından itibaren başlığının içinde ‘Kürdistan’ (İngilizce ve Kürtçe: Kurdistan) kelimesi geçen 40’tan fazla Türkçe-Kürtçe-İngilizce tez bulunuyor. Öte yandan bu tezlere bakıldığında tezlerin sadece Osmanlı dönemi Kürdistan’ı veya henüz ulus devlet statüsü olmayan Kürdistan Bölgesel Yönetimi hakkında olduğu görülür. Modern Türkiye’ye dair yazılan tezlerde Kürdistan veya Kuzey Kürdistan kavramının kullanılması üniversite bünyesinde hoş görülmemekte ve bu kavramlar sansür ve oto sansüre maruz kalmaktadır.”

“KÜRDİSTAN İFADESİ HEM KISA SÜRELİ CEZAYA TABİ TUTULDU HEM ‘İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ’ ÇERÇEVESİNDE ELE ALINDI”

Kutum’un gözaltına alındıktan sonra tutuklanmasıyla sonuçlanan tweetleriyle ilgili de konuşan Yarkın, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Tweetlere baktığımızda Türkiye sınırları ve iktidarı dışında yer alan Güney Kürdistan-Kürdistan Bölgesel Yönetimi hakkında paylaşım yaptığını buradaki yönetimi ve Kürt öz-yönetimini yücelten paylaşımlar yaptığını görüyoruz. Bu paylaşımların tutuklama ve işten çıkarma ile sonuçlanması aslında aynı zamanda güneydeki Kürt yönetiminin meşruiyetinin de hem üniversite yönetimi hem de yargı organları tarafından sorgulandığını ve Türkiye sınırlarında yaşayan Kürtlerin Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin varlığına sosyal medya aracılığı ile destek vermesinden hoşlanılmadığını ve bunun istenmediğini göstermektedir. Öte yandan gelinen aşamada hem Hifzullah Kutum’un hem de daha önceden Meral Akşener’le Siirt’te yaptığı görüşmede ‘Bulunduğunuz yer Kürdistan’dır’ ifadesini kullanan Cemil Taşkesen’in önce gözaltına alınıp sonra serbest bırakılması da Kürdistan ifadesini kullanmanın hem kısa süreli cezaya tabi olduğunu hem de ifade özgürlüğü çerçevesinde değerlendirildiğini de ortaya çıkarmıştır.”

NE OLMUŞTU?

Fırat Üniversitesi İİBF Maliye Bölümü araştırma görevlisi Hifzullah Kutum, eylül ayında Twitter hesabından, Mele Mustafa Barzani öncülüğünde başlayan Büyük Eylül Devrimi’nin 60’ıncı yıldönümünde, “Şoreşa Îlonê hemû Kurdan pîroz be, Bijî Kurdistan” (Eylül Devrimi tüm Kürtlere kutlu olsun. Yaşasın Kürdistan) paylaşımı yaptığı gerekçesiyle, önce görevinden uzaklaştırıldı ardından “örgüt propagandası” suçlamasıyla tutuklandı.

Siirt’te Meral Akşener’in ziyareti sırasında "Bulunduğunuz yer Kürdistan" diyen Siirtli esnaf Cemil Taşkesen ise gözaltına alındıktan sonra serbest bırakıldı.

Taşkesen, söz konusu ziyaret esnasında, “Dilimiz inkar ediliyor, kimliğimiz inkar ediliyor, Kürdistan inkar ediliyor. Biz buna karşıyız. Şu an sizin bulunduğunuz yer Kürdistan'dır ama ne yazık ki Meclis'te bu Kürdistan inkar ediliyor” demişti.