Tarih: 11.07.2022 22:21

Kurban, iman, aşk ve teslimiyet

Facebook Twitter Linked-in

Çağımızda kurban da çoğu dinî ibadet gibi şeklî bir ritüele indirgenmiş durumda. Byung-Chul Han çeşitli kitaplarında bundan, ibadetlerin de âdeta bir mutluluk terapisi gibi görülmesinden bahseder. Acıya, çileye hayatında yer bırakmaz modern insan, her şeyi rehabilite etmek ister. Ölüm dahi öyle!.. Cenaze merasimleri düzenlenmesi gerekli bir tören, bir görev sadece.

Nedir kurban? Çoğu bunun anlamını bilmez bile… Geçmişten bugüne icra edilen bir gelenek! Önce şunu söyleyelim: Kurban vakası, bugüne dönüştürülmesi ve hatırlanması gereken sembolik bir olaydır. O hâlde kurbanda aslolan hatırlayarak yaşamak, böylece bugüne dönüştürmektir. Ama neyi hatırlatma? Nedir bu olayla anlatılmak ve hatırlatılmak istenen? Kanaatimce insanla, tabii ki inanan insanla Tanrı arasında absürt, yani akıl ve mantıkla açıklanamayan bir aşk, bir iman bağı vardır. Kurban bizi evlatla Tanrı arasında kalmış bir annenin ve babanın trajedisini anlamaya, anlamlandırmaya sevk eder. Bu manada büyük bir ıstırap hâlidir. Kierkegaard’ın deyişiyle bizden istenen işte bu ıstıraba odaklanmak, o ıstırabı, trajediyi, bu trajedinin yansıttığı iman hâlini yeniden hatırlamak ve yaşamaktır.

Tanrı için de olsa evlattan vazgeçmek, onun canına kıymak, baba Hz. İbrahim için de anne Hacer için de oğul İsmail için de dayanılmaz bir acı olsa gerek. Kurban’ı; oğlunu kurban etmeye götüren babayı, buna razı olan anneyi, oğulun itaatini akılcı bir tavırla açıklayamaz insan. Bu, ancak büyük bir imanla açıklanabilir. Çünkü iman olmaksızın bu eylemi yapmak zordur.

Kurban aslında ‘iman sınavından geçen İbrahim gibi olmanın nasıl bir şey olduğunu anlamak’tır. Ama en önemlisi bir yol’dur. Hz. İbrahim’in oğul İsmail’i aldığı ev’den Moriah Dağı’na kadar giden bir yol, bir mesafe. Bu nedenle Hz. İbrahim'in yolculuğu Kierkegaard'ın “Korku ve Titreme”sinin ana temasıdır. Byung-Chul Han, mesafenin bir kemal vesilesi olduğunu söylüyordu eserlerinde. Öyledir yol, tüm tasavvufi eserlerde bir ıstırap, bir gayret, bir emek sürecidir. Modern insan, hız ve teknolojiyle işte bu ‘kemal yolu’nu, acıyı ortadan kaldırıyor. Bu bakımdan kurbanda Moriah Dağı’na kadar olan mesafe ve süreyi önemsiyorum. Tereddüt, korku ve vesvese üreten İblis, bu mesafede her şeyi deneyecektir. Ama İbrahim Tanrı’nın buyruğundan ve verdiği sözden asla şüphe etmez. Can’ından bir parça olan oğlu kurban etmek için kararla yürür. Yol, sınamadır, Tanrı’ya olan imanı sınama. Nasıl bir imandır bu? “Korku ve Titreme”de “Eğer iman hakkında konuşacaksak, imanı, insanların eylemlerini ve birbirlerine karşı yaklaşımlarını tanımlamaya ve haklı kılmaya yetecek şekilde, herhangi bir lisanda açıklayamayız.” denir.

Eğer İbrahim Moriah Dağı’nda şüpheye düşseydi, kararsızlıkla etrafına bakınsa, bıçağı çekmeden önce kazaen koçu görse ve Tanrı’nın koçu teklif edeceğini bilseydi, o zaman kendi imanına ve Allah’ın merhametine değil, Moriah Dağı’na seyahatin ne kadar korkunç olacağına şahitlik edecekti.

Kurban, büyük bir iman ve teslimiyet hikâyesidir. Bu imanın kaynağında aşk vardır, aklı aşan bir aşk! “Eğer İbrahim Tanrı’yı sevmeseydi, o imana sahip olamazdı.”

Kierkegaard’dan şu parçayı olduğu gibi alıyorum. İbrahim’in, Hacer’in ve oğul İsmail’in aşkı işte böyle bir aşktı. Kurban’da bu aşk vardır:

“Genç bir adam bir prensese âşık olur, bütün yaşamının zihinsel huzuru bu aşkta yatar ve yine de bu murada erişilemeyecek bir ilişkidir. Istırap köleleri, yaşamın bataklığındaki kurbağalar doğal olarak haykıracaktır: "Böyle bir aşk aptallıktır; zengin biracının dul eşi daha iyi ve denk bir eştir. Bırakalım onlar kendi bataklıklarında huzur içinde vıraklasınlar. Bu, sonsuzluk şövalyesinin teslimiyet biçimi değildir, o dünyanın bütün nimetlerini verseniz de yine aşkı terk etmez.”




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —