KUR´AN VE HADİS BİRBİRİNİN ALTERNATİFİ Mİ, TAMAMLAYICISI MI?

Müslümanlara düşen şey, Rabbimizin ?Sen âlemlere rahmet olarak gönderildin? hitabına muhatap olan Peygamberimizi tanıyıp bilmek ve Kur´an ile hadisi birbirinin alternatifi yapan yorumlardan uzak durmaktır. Ahmet Serin yazdı.

KUR´AN VE HADİS BİRBİRİNİN ALTERNATİFİ Mİ, TAMAMLAYICISI MI?

Dinini yaşamakla mükellef olan Müslümanların, dinlerini sahih kaynaklardan öğrenmek gibi anlamlı bir mükellefiyetleri daha var. Bu mükellefiyet belki de mükellefiyetlerin en önemlilerinden biridir, çünkü kâh ülkemizde yaşanan olaylar kâh dünyada yaşanan tuhaf gelişmeler ve kâh tarihi tecrübeler bu konunun ne kadar önemli olduğunu bize anlatmaktadır.

Bu konu önemlidir çünkü din, sömürülmeye en müsait konu olduğu gibi, ekonomik olarak da pazarlanmaya en müsait alandır.

Müslümanlar olarak bizim, dinimizi sömürülmekten de pazarlanmaktan da hassasiyetle korumamız gerek. Bunun için de dinimizi sahih kaynaklardan sağlam şekilde öğrenmemiz gerekir. Ancak böyle yaparak mükellefiyetimizi yerine getirmiş sayılabiliriz. Çünkü din, başkalarına ihale edilemeyecek kadar önemlidir insan için. Ya da öyle olmalıdır en azından.

Burada, dinimizi hangi kaynaktan öğrenmemiz gerektiği sorusu ortaya çıkıyor. Geleneğimizde bu sorunun cevabı verilmiştir ama son zamanlarda bu cevaba ciddi itirazlar var. Bu itirazlar, hadisleri reddetmeye kadar varıp dayanıyor artık.

Birlik Vakfı Bursa Şubesi´nin geleneksel ?Cuma Meclisi? sohbetine 5 Ekim Cuma gecesi konuşmacı olarak katılan UÜ İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Abdullah Karahan da bu konuyu tartıştı konuşmasında.

?Türkiyenin artık bir hadis meselesi var?

?Türkiye´de bir hadis meselesi var artık. TV´lerde, sosyal medyada bu konuyla ilgili tartışmalar sürüyor. Özellikle son 5-10 senede bu tartışmalar aşırı bir hal aldı. O kadar ki, artık insanlar ?İslam´ı anlamak için Kur´an´a mı bakacağız, hadise mi bakacağız?´ şeklinde tuhaf sorular soruyorlar? cümleleriyle konuya giren Prof. Dr. Abdullah Karahan, sözlerine ?Bu o kadar arttı ki artık insanlar birbirleri hakkında ?O Kur´ancı oldu, o hadisçi oldu.´ diye tanımlamakta.? sözleriyle devam etti.

Türkiye´de artık Kur´an´ın mı, yoksa hadisin mi önemli olduğu tartışmalarının her köşede yapılır olduğunu söyleyen Abdullah Karahan, insanların bu konuda ciddi bir kafa karışıklığı yaşadığını da sözlerine ekledi.

Bu durumun ilim adamları tarafından ciddiyetle tartışılması gerektiğini söyleyen Karahan, konuya dair düşüncelerini aktarmaya şöyle devam etti: ?Son zamanlarda hadise karşı bazı olumsuz tavırlar gelişti. Bazıları artık ?Kur´an´dan başka bir şeye bakmamalıyız, ne varsa Kur´an´da var.´ derken bazıları da ?Kur´an vazgeçilmezimizdir. Hadisleri görmemiz gerekmiyor. Amel-i mütevatiri kabul ederiz ama başkasını kabul etmek gerekmez.´ der. Bunlardan başka hem itikat hem amel bakımından tevatür halini alan şeyleri kabul edenler olduğu gibi, ?Hadisler elbette önemlidir ama onlara o kadar yalan karıştı ki artık güvenilmez oldular.´ diyenler de var. Başka bir düşünce ise hadisleri yeni bir anlayışla yeniden gözden geçirip güvenilmeyen hadislerin ayıklanması gerektiğinden bahseder. Bunlara karşılık ?Hadis olduğu söylenen her söz benim için önemlidir.´ diyen olduğu gibi ?Geleneksel anlayışa yaslanarak belli kriterlere uyan hadisleri kabul etmeliyiz.´ diyenler de var.?

Meselenin tarihi kökleri

Konuyu genel hatlarıyla bu şekilde ortaya seren Prof. Dr. Abdullah Karahan, konunun izini tarihi süreçte ?Aslında bu düşüncelerin hepsinin kökü geçmişte var. Hazreti Osman´ın şehit edilmesinden ve Sıffin Savaşı´ndan sonra sahabeden bazıları, başka sahabelerin isimlerini vererek ?Onlar bir şey söylüyorsa bilin ki onlara asla güvenilmez, onların söyledikleri yalandır!´ diyerek bu ayrılıkları başlatmıştır. Hatta, daha Hicri 50´li yıllarda hadis sohbeti yapanları ?Peygamberin sözlerini bırak da Allah´ın kelamını anlat!´ diye uyaranlar vardı. Yani o dönemde de hadislere karşı bir tereddüt olduğunu görüyoruz aslında. Bu tereddüttün Hicri 3. yüzyıla kadar sürdüğü kayıtlarda vardır. 3. asır ile 18. yüzyıl arasında bu sorunların üstü örtüldü.? sözleriyle sürdürdü.

Oryantalistlerin etkili olmaya başladığı 18. asırdan itibaren konunun tekrar canlandırıldığını söyleyen Abdullah Karahan, bu dönemi ?18. yüzyılda Hindistan´da Seyit Ahmet Han adlı biri, Oryantalistlerin etkisinde kalarak ?Bize Kur´an yeter, hadise gerek yok.´ der. Bu düşünceyi, kurdukları kolejle de iyice yayarlar. Daha sonra Pakistan´da Fazlurrahman ortaya çıkar. Onun da etki alanı geniştir. Tevfik Sıtkı isimli bir doktor ?İslam Kur´an´dan İbarettir´ başlıklı bir kitap yazarak konuyu Mısır gündemine taşır. Yavaş yavaş yaygınlaşan Oryantalizm kaynaklı bu düşünce, zamanla Osmanlı coğrafyasında da tartışılmaya başlanır.? sözleriyle anlattı.

Herkes konuya müdahil oluyor

Abdullah Karahan sözlerini ?Günümüzde konunun bu kadar karmaşık hal almasının sebeplerinden biri, hiç kuşku yok ki insanların niyetleri. Eski dönemin insanları ve o dönemin âlimleri, konuya ihtiyatlı yaklaşıp ?Ne olur ne olmaz, bunu kabul edelim, bu ibadeti uygulayalım´ biçiminde iyi niyet taşırken günümüzdeki insanların çoğunda bu niyetin tam tersinin tezahür ettiğini görüyoruz. Konunun karmaşıklaşmasında bir diğer etken, geçmişi acımasızca kötülemeyken diğer bir önemli etken de Batı´dan devraldığımız pozitivist yaklaşımdır.? şeklinde sürdürerek konuyu günümüzle ilişkilendirdi.

Sözlerine ?İşin en kötüsü de bilen bilmeyen herkesin konuya müdahil olmasıdır.? diye devam eden Abdullah Karahan, bu müdahilliğin konunun değersizleşmesine yol açtığını özellikle belirtti.

Konunun çözümü için akademisyenlerin konuya ilmi yöntemlerle açıklık getirmelerinin önemine vurgu yapan Karahan, sözlerini ?Kur´an´ı Kerim´e baktığımızda, birçok ayette Peygamberimizin övüldüğünü, ona mutlak itaat edilmesi gerektiğini görüyoruz. Bize düşen şey, Rabbimizin ?Sen âlemlere rahmet olarak gönderildin.´ hitabına muhatap olan Peygamberimizi tanıyıp bilmek ve ?Kur´an mı, hadis mi?? biçimindeki hem yersiz hem de kısır tartışmalardan uzak durmaktır. Çünkü Peygamberimiz Allah´ın müjdelediğidir ve yaşadığı hayatla İslam´ın nasıl yaşanması gerektiğini bize anlatandır.? cümleleriyle sonlandırdı.

 

Ahmet Serin