Tarih: 28.10.2018 08:58

Köpekler ve taşlar

Facebook Twitter Linked-in

ctavio Paz ?Yalnızlık Dolambacı? kitabının bir bölümünde çeşitli fiestalardan bahseder, Meksikalıların bayramlarla, düğün derneklere düşkünlüğünü anlatır.

Bu fiestaların (bayram) biri bana ilgi çekici geldi. Sözü geçen fiestada, şairin anlattığına göre, düzen kavramı tümüyle ortadan kalkar, onun yerine kargaşa gelir ve her şeye izin verir. Her şey başkalaşır, toplumsal, cinsel, kültürel, ırksal ve tecimsel ayrılıkların ortadan kalkmasıyla geleneksel katmanlar yıkılır. Erkekler kadınlar gibi giyinir, efendiler sanki köleler, yoksullar da zenginler gibi? Askerlerle, rahiplerle, yasalarla alay edilir. Kutsal şeyler çalınır, dinsel ayinlere küfürler savrulur. Her önüne gelenle cinsel ilişki de kurulabilir. Bazen da fiesta bir ?kara ayine? dönüşür (kara ayin, yani, şeytanın, kötü ruhların kutsandığı ayin). Kurallar, alışkanlıklar, gelenekler çiğnenir. Saygın kişiler, kendilerini ötekilerden ayıran soylu giysileriyle saygınlık tavırlarını bir yana bırakırlar, çarpıcı renklerde değişik giysilere bürünüp bir maske arkasına gizlenirler ve bir süre için kendi kendilerinden uzaklaşırlar.

Octavio Paz, bu fiesta için, şu yorumu getiriyor: Bu fiesta yalnızca bir aşırılık değildir, aynı zamanda bir ayaklanma, başkaldırma, biçimden yoksun olan o arı yaşama birdenbire dalmaktır. Fiesta yoluyla toplum kendini, kendi vurduğu zincirlerden kurtarır, kendi benliğini yadsır. Fiestanın meydana getirdiği kargaşada, yasa ve ilkelerle yönetilecek bir varlık olan toplum boğulur gider. Aslında toplum düzeni kendi içinde, kendi kargaşasında ya da özgürlüğünde erir. İyi ile kötü, gün ile gece, kutsal olanla kutsal olmayan... Her şey karşıtıyla birleşir. Her şey, biçimini ve bireyselliğini yitirir, yaradılış öncesi o koca ve anlaşılmaz kütleye dönüşür (Cem Y. İst. 1978, s. 68, çev. Bozkurt Güvenç).

İmdi, diyorum ki, acaba, her günü bir fiesta gibi yaşayan bir ülke var mıdır bu yeryüzünde? Her şeyin tersine çevrildiği, her şeyin alt üst olduğu, zenginin yoksul gibi, yoksulun zengin gibi durduğu, kutsal olana küfredildiği, kutsal olmayanın, şeytanın kutsandığı, sanıkların yargıç, yargıç olması gerekenlerinse sanık durumunda bulunduğu bir ülke tahayyül edilebilir mi? Öyle bir ülke ki, tam da Nasreddin Hoca´nın müşahedesine uygun biçimde dile getirirsek, taşların bağlandığı ve köpeklerin salıverildiği bir ülke?

Her günü, böylesine, düzenin, gündelik yaşantısının alt üst olmuşluğu içinde bir ülke var bulunsa, oranın Meksikalılara özgü fiestasında başlar baş olurdu, ayaklar ayak? Şeytan lanetlenir, kutsal olan kutsanırdı? Köpekler bağlanır, taşlar salıverilirdi.

Türkiye, halen, Meksika fiestası yaşayan dünyaya karşı fiesta yaşatmanın dersini veriyor sanki. Kural olanın, örneğin adaletin, özgürlüğün istisna hâline getirildiği bir dünyayı, yeniden kaidesi üstüne oturtmaya çalışması acaba neyin göstergesi? Dünya beşten büyüktür demek tepesi üstüne oturtulmak istenen dünyayı tabanı üstüne yerleştirme çabası değilse acaba başka ne anlama geliyor?




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —